"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Metro aktarmada ekstra ücret kalkmalı

Açıldığı günden bu yana İstanbul metrosunu yoğun kullanan biriyim.

Vagonların, peronların temizliği, sefer sıklığı gibi konularda çok iyi olduğunu defalarca yazdım.
Nisan ayında açılan Levent-Hisarüstü hattını ise ilk kez geçen hafta kullandım.
“Nispetiye, Etiler, Boğaziçi Üniversitesi” olmak üzere üç duraklı bir metro hattı bu...
Ve bu kadar kısa bir hat için sayın Kadir Topbaş ekstra para istiyor yolculardan.
Taksim’den-Levent’e 4 liraya jeton alarak geldim. Levent’ten aktarma yapıp Hisarüstü hattına bineceğim.
Önüme yeniden turnikeler çıktı. Görevliye dedim ki;
“Bu ne? Ben Taksim hattından geliyorum, neden ekstra ücret ödemek zorundayım?”
“Böyle” dedi...
2 lira 20 kuruş mu, 2 lira 40 kuruş mu, tekrar jeton alıp Hisarüstü metrosuna bindim.
Ve bir yaşıma daha bastım.
İstanbul Büyükşehir’in metrodaki aktarmalardan para aldığını böylece öğrenmiş oldum.
Seyrantepe’de de stada gitmek için aktarma yapıyoruz, oradan da para alın öyleyse...
Dünyanın hiçbir metrosunda böyle aktarmalar için ekstra para ödemezsin.
Jetonu atıp/kartı basıp metro sistemine dahil olduktan sonra istediğin yere istediğin gibi gidersin.
Hele hele Levent-Hisarüstü gibi topu topu üç kilometrelik hat için ekstra bir kuruş para ödemezsin.
Üstelik bu hattı Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri çok yoğun olarak kullanıyor.
Öğrencinin cebinden neden üç kuruşunu alıyorsunuz?
Marmaray gibi ekstra Boğaz geçiş ücretlerini anlarım ama şehrin göbeğinde 3 kilometre için neredeyse kilometre başına 1 lira almak insafsızlığa girer.
Kadir Topbaş üniversite öğrencilerine kıyak yapıp Hisarüstü hattında (ve benzer kısa hatlarda) aktarma ücretini kaldırmalıdır.

 

Çocuğa asit atmak ne demek!

İlk olarak “Develi’nin bir kadın çalışanına yönelik saldırı” olarak yansıdı olay, atılan asidin çocukların üzerine yanlışlıkla geldiği sanıldı...
Daha sonra aileye yönelik bir husumet olasılığı ağırlık kazanmaya başladı.
Saldırganın tek bir çocuğa hedef gözeterek asit attığı iddia ediliyor.
Dün öğle saatlerine kadar saldırgan hâlâ yakalanmadığı için olayın detayları ortaya çıkmamıştı.
Ancak nedeni ne olursa olsun, ufacık çocuğun yüzüne asit atmak ne demek?
En cani mafya teşkilatlarının bile başvurmayacağı alçakça bir yöntemle, ufacık bir çocuğun hayatını karartmak ne demek?
Develi’nin en büyük kusuru, güvenlik kameralarının çalışmamasıdır.
Affedilir bir hata değil bu...
Restoranın içinde ailelerin güvenerek bıraktıkları oyun alanında güvenlik kamerası çalışmıyor.
Olacak iş değil!
Ufacık bir çocuğun yüzüne asit atma caniliğini gösteren saldırgan en ağır cezaya çarptırılmazsa kamuoyu vicdanı rahatlamayacak.
Bakalım bu davada TCK’nın en abuk maddelerinden “iyi hâl indirimi” ya da “ağır tahrik” gibi sebepler işleyecek mi?
3,5 yaşındaki bir çocuğun hayatını karartmanın cezası ne olacak?

Beyoğlu’nun mağdur mekânları

İstiklal Caddesi, şehirdeki bütün gösterilerin, bütün yürüyüşlerin en önemli alanlarından biridir.
Protestolar, yürüyüşler, gösteriler hep Tünel’den Taksim’e uzanan bu güzergâhta...
Meme kanserine duyarlılık yürüyüşü de burada, LGBTİ yürüyüşü de...
Gazeteciler de buraya çıkıyor, anneler de...
Barışçı gösteriler de var, polisin müdahale ettikleri de...
Tüm bunlar Beyoğlu’yla ilgili bir algı oluşturuyor.
İnsanlar Beyoğlu’na, Asmalı’daki mekânlara giderken iki kere düşünmeye başladılar artık.
“Her an bir olayın çıkabileceği yer” olarak görülüyor Beyoğlu...
Geçen gün Asmalı’da “1841Tünel” adlı mekânı olan Ali Sayar’ı gördüm.
“Etiler’de, Nişantaşı’nda hatta Karaköy’deki bütün mekânların dolu olduğu gecelerde bile Beyoğlu mekânları zorlanıyor.
İnsanlar ilk Beyoğlu’ndan el ayak çekiyor, buradaki rezervasyonlarını iptal ediyor.
Ben bile mekânımı Nişantaşı’na taşımayı düşünmeye başladım artık” dedi.
Beyoğlu ve Asmalı için kötü bir iklim bu.
Kaliteli mekânlar bir kaçmaya başlarsa, kaybeden Beyoğlu olur.

Nihayet galibiyet

Neredeyse Şampiyonlar Ligi’nde galibiyeti unutacaktık...
Galatasaray en son 11 Aralık 2013’te Juventus’u yenmiş.
Üzerinden geçmiş 680 gün...
Tamamı Şampiyonlar Ligi olmak üzere bu sürede 10 maç oynamışız.
Tek bir galibiyet yok.
Bu yüzden Şampiyonlar Ligi’nde bile hıncahınç doldurmuyor taraftar stadı.
Arena’da önceki akşam da boşluklar vardı.
Takımın kendine güvenmesi, seyircinin inanması, Hamza Hoca’nın gücü açısından çok önemliydi Benfica galibiyeti.
Daha da önemlisi başta Podolski ve Sneijder olmak üzere takımın ilk kez bu kadar istekli oynaması, galibiyete inanmasaydı...
Galatasaray bu istekli oyunu sürdürürse önündeki iki büyük deplasmandan da (Fenerbahçe ve Benfica) eli boş dönmez.

Oyunculuk kolay, futbolculuk zor iş

Reklam çekimlerinde kamera karşısına geçen Arda Turan haklı; oyunculuk futbolculuktan daha kolay bir iş.
Çünkü;
* Oyunculukta olmayan bir sahneyi tekrar tekrar çekersin, futbolda kaçırdığın gol pozisyonunun tekrarı yoktur.
* Oyunculukta montaj masasında her şeyi kurtarırsın, futbolda montaj harikasıyla maç kazanamazsın.
* Oyunculukta yediğin dayak sahtedir, futbolda yediğin tekme dibine kadar sahici.
* Oyunculukta bırak diziyi/sinemayı sahnede bile yuhalanma şansın azdır, futbolda 40 bin kişi tarafından aynı anda ıslıklanırsın.
* Herkes biraz çabayla kamera karşısında oyuncu olabilir, herkes futbolcu olamaz.

 

X