"Cem Keçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cem Keçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cem Keçe

Cem Keçe

Sıra dışı bir film: Fetişizm

11 Ocak 2015

Onlar kendilerine en büyük hazzı tattıran fetişlerini çok seviyorlardır. Ayak, kulak, saç, deri eldiven, kalem, bilezik, sütyen... Hemen her şey fetiş olabilir; bu, fetişistin çocukluğundan bu yana hafızasının en gizli klasöründe taşıdığı hatıralarına bağlı.
“Üzerindeki iki minik kumaş parçasını da atsa çıplaklıktan çırılçıplaklığa terfi edecek olan seksi dansçı; kendini pürdikkat izleyen erkeğin masasına çıkar, erkeğin içkisini alır ve dizinden aşağıya döker. Ayak parmakları erkeğin ağzındadır. Bir şişeden dökülüp, bir bacak ve ayak boyunca yol kat edip erkeğin midesine inen ucuz içki bahanedir. Asıl lezzet; erkeğin dili ve dudaklarıyla iyice kavramış olduğu, kendini yeryüzü cennetindeymiş gibi hissettiren ayak parmaklarındadır.”
* “Siyah küt saçlı, düzgün fizikli genç kadın odanın ortasında dikilir. Çıplak olduğu bellidir. Ellerinde bileklerine kadar uzanan siyah deri eldivenler... Elleri belinde, karşısında uzanan erkeğin haz dolu bakışları kadının eldivenlerinde...”
* “Pahalı olduğu aşikâr olan gri takım elbiseli, sert bakışlı, karizmatik erkek bir odaya girer. Üzerini değiştirecektir, soyunmaya başlar. Ceketi, gömleği, çorapları derken pantolonunu da yatağa fırlatır; gizlice sakladığı yüksek topuklu kırmızı renkteki kadın ayakkabısını yalamaya başlar ve topuklarını bacaklarına batırırcasına kendine acı ve zevk verir, an akıp gider.”
* “Otuzuna yakın bir erkek, genç bir kıza ait olduğu belli olan bir odaya hırsızlık yapacakmış gibi girer. Beyaz çekmeceleri sessizce çeker ve geri iter. Bir çekmeceyi açtığında gözbebekleri büyür, kalbi hızlanır. Kendince dünyanın en anlamlı hazinesine elini uzatır, bir tanesini alır ve dünyanın en müthiş kokusunu içine hapsetmek istercesine koklar; elindeki beyaz bir kadın külotudur. Bir avuç da olsa paha biçilemez hazzını cebine koyar ve odadan çıkar.”

BEYAZPERDEDEN KÜLT SAHNELER

Her biri Amerika ya da Avrupa filmlerinden aktarılan kült sahneler...

Yazının devamı...

Narsistik kişilik üzerine yanlış bilinenler

4 Ocak 2015

Oysa ki aslında narsisistik kişilik bozukluğu kendini sevmekten değil, özde kendini sevmemekten, kendini beğenmişlikten değil özde kendini değersiz hissetmekten veya kendine aşık olmaktan değil özde kendinden nefret etmeden kaynaklanabilen psikolojik bir bozukluk olarak tarif ediliyor.
Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişi genellikle insanların takdirini, onayını, sevgisini, beğenisini ve hayranlığını kazanmanın peşinde koşuyor, duygusal yaşamı sığ oluyor ve duygusal derinlikten yoksun bir yaşam sürüyor. Yani gerçekten, yürekten ve derinden sevemiyor ya da üzüntü duyamıyor. Dışarıdan soğuk, mesafeli, kibirli, kendini beğenmiş ve çekici görünen bu kişinin, bu görüntüsünün altında, aslında incinmeye karşı aşırı derecede duyarlı, kırılgan, kendine güveninde ve kendine verdiği değerde eksiklikler bulunan bir yapı gizleniyor.

YÜZDE 80’İ ERKEK

Narisistik kişilik bozukluğu tanısı alan kişilerin yüzde 80’i erkek... Bu kişiler genellikle tedaviye derin bir boşluk duygusu, can sıkıntısı, iç daralması, hayattan keyif alamama, anlamsızlık ve umutsuzluk şikâyetleriyle başvuruyor. Erken boşalma, sertleşme sorunları, cinsel yönelim karmaşası, prtnere karşı cinsel soğukluk, sık mastürbasyon yapma, hiperseksüalite veya sapkın cinsel fanteziler en sık yaşadıkları cinsel sorunlar olarak biliniyor. Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler cinselliği, hazzın paylaşılması, sevginin ifadesi ya da partneriyle ruhunun ve bedeninin bütünleşmesi olarak yaşayamıyor. Cinsellik ruhun ve bedenin paylaşılmasıdır, ancak bu kişiler için cinsellik bir savaş veya mücadeleye dönüşüyor. Çünkü yalıtkan, kendini beğenmiş, empati, vicdan ve samimi nezaket eksikliği içinde bir duygusuz olan bu kişiler, genellikle yapışkan, kontrolsüz, yalnız kalmaktan çok korkan, ya hep ya hiç tarzında düşünen ve gel-gitleri olan duygusal kişilerle ilişkide olmayı seçiyor. Çocukluklarından itibaren içlerinde var olan boşluğu cinsellikle doldurmaya çalışan bu kişiler, partnerlerini kendilerinin ihtiyaçlarını karşılamakla sorumlu biri olarak görüyorlar. Partnerlerinin duyguları, düşünceleri, istekleri onlar için önemli değil gibi bir izlenim yaratabiliyorlar. İlişkinin başlarında cinsel arzusu yüksek, hiperseksüel kişiler olarak görülebilen bu kişilerin ilişkileri ilerledikçe bu ilgileri azalıyor ve cinsel sorunlar ortaya çıkabiliyor. Mastürbasyon ve sıra dışı cinsel fanteziler onların cinselliğinde önemli bir yer tutabiliyor.

ANNE BABA OLMAK SORUMLULUK İSTİYOR

Belli düzeyde her insan kendini beğenmeli ve değerli bulmalı, bu kişinin iş ve sosyal başarısı için güdüleyici olabiliyor. Ancak kendini beğenme ve değerli bulma belli bir düzeyin üzerine çıktığında bir sorun olarak görülüyor. İnsanın kişiliğinin temeli 0-3 yaş döneminde atılıyor. Çocuk 3 yaşına kadar ne yaşıyorsa, anneden ve babadan neler öğreniyorsa, annenin ve babanın davranışlarından nasıl etkileniyorsa hayatının geri kalanını da bu öğrendikleri üzerine inşa ediyor. Çocuğun anne-baba ilgisinden yoksun olması kadar ihtiyaçlarının fazlaca doyurulması da ileride sorun yaratabiliyor. Bu nedenle anne-baba olmak ve bir insanı yetiştirmek kolay bir sorumluluk değil... Bu sorumluluğun en iyi şekilde yerine getirilebilmesi anne-baba olmayı düşünen çiftlerin de bir eğitimden geçirilmesi gerekiyor. Böylece ruhen daha sağlıklı nesiller yetişebiliyor.

Yazının devamı...

Günümüzün sosyal vebası porno

28 Aralık 2014

Saniyede 28 bin 258 kişi porno sitelerde dolaşıyor. Her saniye 372 kişi internet üzerinde pornografik içerik arıyor. 39 dakikada bir Amerika’da yeni bir porno video kaydı gerçekleştiriliyor. İnternette pornografik içerikli bilinen 4 milyon 200 bin web sitesi var. İnternet üzerinde gün içerisinde yapılan aramaların yüzde 25’lik bölümü porno... Dünya genelinde gün içerisinde yollanan ortalama 2 milyar 500 bin mailin yüzde 8’i porno içerikli... Çalıştıkları ortamlarda pornografik içerikli web sitesi görünteleyen erkeklerin oranı yüzde 20, kadınların ise yüzde 13... Görüldüğü üzere korkunç bir tablo ile karşı karşıyayız...
Bazı alışkanlıklar insanda zamanla bağımlılık haline gelebiliyor. Porno bağımlılığı son dönemlerde danışanların cinsel terapistlere en çok başvurduğu konuların başında geliyor. Akıllı cep telefonları, internet, Whatsapp, Instagram, Twitter, MSN ve Facebook gibi sosyal medya araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte internet başında geçirilen vakit her geçen gün artıyor. Bu durum insanların cinselliği internette daha çok aramasına yol açıyor. Kültüre, aile değerlerine, ilişki standartlarına, konuşulan dile, cinsel ve romantik ilişkilere nüfuz eden ve günümüzün sosyal vebası olarak görülen pornografi; çoğu zaman zararsız bir eğlence olmasına rağmen, insanlar üzerinde ciddi negatif etkiler yaratabiliyor. Çünkü erkekler zamanla kadınlara yakın olma yetilerini kaybedebiliyor ve gerçek bir kadınla birlikte olunca endişe yaşayabiliyor. Kadınlar da pornoyu daha çok erkeklere ait bir şey olarak kabul ediyor ve birlikte oldukları erkeğin kendileri yerine pornoya vakit ayırmasından çok fazla rahatsızlık duyuyor ve değersizlik hissediyorlar. Kendilerini sanal ortamdaki kadınların vücutları ve performanslarıyla kıyaslıyorlar, erkeklere çekici gelme kabiliyetlerini yitirmekten korkuyorlar ve genelde de korktukları başlarına geliyor. Yani birçok ilişki pornografinin dayanılmaz ağırlığı altında eziliyor ve zamanla yıkılıyor.

AZI KARAR ÇOĞU ZARAR

Aşırı pornografik yayın seyretmek beynin sinirsel yollarını yeniden oluşturarak, daha önce uyarı veren sahnelerin ve davranışların zamanla uyarı veremez bir hale gelmesine yol açabiliyor. Çift zamanla cinsel deneyimlere karşı duyarsızlaşabiliyor. Porno materyallerindeki çekici kadınları gören erkek eşini beğenmeyebiliyor ve zamanla ondan uzaklaşabiliyor. Aşırı beklentinin yarattığı performans anksiyetesi de (başaramama korkusu) cinsel ilişkiye girememe ve cinsel isteksizlik gibi cinsel sorunların, depresyon, kaygı bozuklukları ya da yetersizlik hissi gibi psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına yol açabiliyor.

SEYRETMEK HASTALIK MIDIR?

Porno filmler fantezi aracı olarak kullanılabiliyor ve çiftin cinsel hayatını renklendirebiliyor. Bu açıdan ele alındığında porno film izlemek bir hastalık değil... Hatta zaman zaman kişi cinsel ilişki kurmak yerine, porno izleyerek kendini tatmin etmeyi tercih edebilir ya da cinsel hayatına renk katmak için porno filmi bir fantezi aracı olarak kullanabilir, belli bir dozda olduğunda bunun sakıncası yok... Ancak kişi tüm vaktini internet başında geçirmeye başladıysa, tek başına kalmayı tercih edip odasından çıkmaz hale geldiyse, partneriyle ya da çocuklarıyla iletişimi çok azaldıysa, partneriyle seks yapmayı bıraktıysa, mastürbasyonu cinsel ilişkiye tercih etmeye başladıysa, sosyal hayattan koptuysa ve hatta işini bile aksatır duruma geldiyse bağımlılığa varan bir davranış bozukluğundan söz edilebiliyor.

TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Porno bağımlılığının tedavisinde cinsel terapi ve medikal tedavi birlikte kullanılabiliyor. Öncelikle sorunun neden kaynaklandığının bulunması gerekiyor. “Kişi hangi kişilik özelliğinden ya da hangi ihtiyaçtan dolayı pornoya yöneldi?” sorusunun yanıtı aranıyor. Erkeğin sorunu kabul edip tedaviye gelmesi zaman alabiliyor. Bu nedenle doğrudan porno bağımlılığı sorunu ile tedaviye başvurmak yerine depresyon ya da hayattan zevk alamama gibi sorunlarla tedaviye başvuruluyor. Porno bağımlılığı partner ilişkisini zedeliyor ve çoğu birlikteliğin sona ermesine yol açıyor. Bu nedenle tedaviye erken başvurulması önem taşıyor. Porno bağımlılığının nedenine göre, bireysel psikoterapi, medikal tedavi, cinsel terapi ve çift terapisinden hangilerinin uygulanması gerektiğine karar veriliyor.

Yazının devamı...

Geç boşalma da büyük sorun

21 Aralık 2014

Erkeğin sürekli ya da yineleyici bir biçimde, yoğunluğu ve süresi yeterli bir cinsel birleşme sırasında boşalamaması, ancak ilişki sırasında ya da sonrasında yapılan oral seksle veya mastürbasyonla boşalabilmesi durumuna boşalma yetmezliği veya geç boşalma adı veriliyor. Sürekli geç boşalan erkeklerin genellikle sertleşme kusuru veya cinsel isteksizlik problemleri olmuyor. Dolayısıyla problem direkt olarak sertleşme sorunu ile alakalı değil...

NADİR GÖRÜLÜYOR

Geç boşalma; boşalmanın hiç olmaması (mastürbasyon, uyku ve cinsel birleşme sırasında), kısmen boşalmanın oluşması (mastürbasyonda oluşan ancak cinsel birleşme sırasında oluşmayan) ya da oldukça uzun süren bir uyarılma sonunda oluşan boşalma biçiminde gösterebiliyor. Erkeklerin katı dini inançları ve cinsel mitler nedeniyle mastürbasyon yaparak boşalmaması uykuda boşalmalarına yol açabiliyor. Ancak zamanla cinselliğe karşı sergilenen katı tutumlar bilinçdışı bir ketlenmeyi de beraberinde getirerek uykuda bile boşalmama durumunu ortaya çıkartabiliyor. Geç boşalmanın bir türü olan bu durum çok nadir görülen cinsel işlev bozukluklarından biri...

NEDEN OLUYOR?

Erkeklerde orgazm bozukluğu sınıflamasında yer alan bu durum genellikle katı dini kurallara bağlı, kadınlara karşı cinsel isteksizlik duyan, cinsel travma geçmişi olan, aşırı kontrollü, kendini cinselliğe bırakmakta güçlük çeken, anneden ayrılamayan ve bu nedenle de diğer kadınlara bağlanmakta güçlük çeken, acı veren, cezalandırıcı ve partneri üzerinde kontrolü elinde tutan eşi olan, gebe bırakma korkusu olan ve partnerine düşmanlık duyguları yaşayan erkeklerde görülen bir bozukluk olarak karşımıza çıkıyor. Bazı ilaçların kullanımı (antidepresanlar ve tiyoridazin gibi nöroleptikler) boşalmayı geciktirebiliyor. Ayrıca erkeklerin cinsel ilişkiyi bütün gece sürdürmesi ve iki tarafın birlikte orgazm olması gerektiği şeklindeki cinsel mitler (hurafeler) veya tüm kadınlara yetebilme düşünceleri geç boşalmaya neden olabiliyor. Prostata yönelik ameliyatlar, Parkinson hastalığı, aşırı alkol alımı ya da kan şekerinin yüksekliği ve bazı ilaçlar da bu soruna yol açabiliyor. Ayrıca kadınlara duyulan kızgınlık, kadınların fahişe olduğuna dair yanlış inanışlar ve takıntılar, annesi tarafından terk edilme veya aldatılma durumları da geç boşalmaya nedenleri arasında sayılabiliyor.

TEDAVİSİ MÜMKÜN

Geç boşalmanın tedavisi diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha karmaşık, daha uzun süreli ve başarı oranı daha düşük olabiliyor. Bu nedenle cinsel terapinin deneyimli ve daha önce bu tür vakalar almış bir cinsel terapist tarafından yürütülmesi gerekiyor. Ayrıca tedavi için, erkeğin birlikte düzenli bir cinsel yaşam sürdürebileceği bir partnerinin olması çoğu zaman zorunlu... Tedavi sürecinde (1) erkeğin kendi duygularına ve sevişmenin verdiği hazza odaklanarak boşalmayı bir hedef olmaktan çıkartması, (2) kontrolü kaybetmekten korkmaması, (3) ön sevişme döneminde erotizmi arttırması, (4) partnerini mutlu etmeye çalışma takıntısını bir kenara bırakması, (5) gevşeyip rahatlatması önem taşıyor. (6) Ardından partnerinin yanında mastürbasyon yapması ve bunu bir oyun gibi eğlenceli hale getirmesi, bir sonraki sefer mastürbasyon sırasında partnerinden biraz yardım alması, daha sonra partnerinin vajinasının içine boşalmayı denemesi gerekiyor. (7) Bu arada partnerine cinsel fantezilerinden bahsetmesi ve güçlü erotik cümleler kurması daha uyarıcı olabiliyor. Ayrıca (8) cinsel ilişki sırasında boşalmayı takıntı haline getirmemesi, boşalmaya odaklanmak yerine sevişmenin her anından zevk almaya çalışması boşalmayı kolaylaştırabiliyor.

Yazının devamı...

Kadında cinsel isteksizlik ve çareleri

14 Aralık 2014

Bir partnerle cinsel ilişkiye girmeyi istemek, cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığını da kapsıyor. Fanteziler kurma, görme, koklama, işitme, dokunma, tatma, düşünce ve duygular cinsel isteği meydana getiriyor. Doyurucu cinsel ilişki için öncelikle kişinin kendi içinde bir istek duyması, isteğin bir partnere yönelmesi gerekiyor ve bu süreç içinde kişinin mizacı ve iç dünyasıyla ilgili psikolojik etkenler, bedensel durumla ilgili biyolojik etmenler, kişiyi kuşatan ve içinde yaşadığı çevresel ve kültürel etkenler belirleyici rol oynuyor.

CİNSEL İSTEKSİZLİK NEDİR?

“3 yıllık evliyim. Doğumdan sonraki lohusalık ve emzirme dönemlerinde 6 ay hiç eşimle sevişmedik. Şimdi sevişirken hiçbir duygu hissetmiyorum, canım bile istemiyor. Sadece eşime karşı görevimi yaptığım seksi artık istemiyorum. Buz gibi oldum. Oysa ki o hazzı yaşamayı ne kadar çok isterdim. Sevişirken aklım hep dağılıyor. Kendimi veremiyorum...” Bu sözlerle ifade bulan cinsel isteksizlik, yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması veya hiç olmaması, cinsel arzu duyulmaması durumu olarak tarif ediliyor. İsteksizlik en az 6 aydır sürüyorsa, kadında klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya neden oluyorsa, gerginlik yaratıcı önemli başka etkenlerden kaynaklanmıyorsa ve bir maddeye, ilaca ya da başka bir sağlık durumuna bağlanamıyorsa tanı konulabiliyor.

İSTEKSİZLİĞİN TİPLERİ

Cinsel isteksizlik, kişi cinsel açıdan etkin olduğundan beri varsa “yaşam boyu”, oldukça olağan bir cinsel işlevsellik evresinden sonra başlamışsa “edinsel”, belirli tür uyarımlar, durumlar ya da eşlerle sınırlı değilse “yaygın”, yalnızca belirli tür uyarımlar, durumlar ya da eşlerle ortaya çıkıyorsa “durumsal” olarak tanımlanıyor. Cinsel sorunlar evlilik sorunlarına, evlilik sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle cinsel isteksizliği karı koca arasında bozulmuş ilişkinin bir bulgusu olarak görmek gerekiyor. Eşler birbirleri ile daha iyi uyuşmaya giremedikleri takdirde sonuç çoğu zaman hüsran olabiliyor. Bu tür vakalarda eşlerden sadece birini tedaviye çalışmak doğru bir yaklaşım olmuyor, çifti birlikte tedaviye almak gerekiyor. Cinsel isteğin objektif kriterlerini belirlemek oldukça güç...

Yazının devamı...

Var olanı seçmek

7 Aralık 2014

İnsanın evrendeki yerini, var olmanın niteliklerini, varlığın etki ve tepkilerini soruşturan varoluşçuluk, bireyin yaşamına odaklanıyor. İnsanın evrendeki yerini, benliğini ve var olma nedenini sorguluyor. Çünkü insanın hayat boyunca yaptığı seçimler, zorunluluklar ve sorumluluk kendi içinde muhasebeyi getiriyor. Bunalıma sürüklenen insan özünden git gide uzaklaşarak kendine yabancılaşıyor. Bu nedenle varoluşçu felsefenin üstünde derinlemesine durduğu konulardan biri yabancılaşma olarak biliniyor.

ÖZDEN ÖNCE GELİYOR

“Varoluş özden önce gelir” önermesi varoluşçuluğun merkezini oluşturuyor. Yaftalar, roller, kalıplaşmış davranışlar, tanımlar veya diğer önyargılar kişi bazında toplumsal bir maske görevi görüyor. Kendi değerlerine ve yaşamının anlamına karar veren ve bunları yaparken ortaya bir irade koyması gereken insan, bu maskenin ardında çoğu zaman dışa vuramadığı gerçek bir öz taşıyor.

VAROLUŞÇU DÜŞÜNÜRLER

Var oluşa dair sorgulamaları ilk dile getirenlerden biri “Kendini arayan kişinin seçimleri alın yazısını belirler. Ben, bilen, gören kişiyim” diyen Blaise Pascal olarak biliniyor. Modern anlamda varoluş terimini ilk kez kullanan ise “İnsan, sonsuzluk ile sonlunun, geçici ile kalıcının, özgürlük ile zorunluluğun bir sentezidir” diyen Søren Kierkegaard... “Var olmak nedir?” sorusunun cevabını sadece insanın kendisinde bulabileceğini söyleyen Martin Heidegger’e göre insan durmadan belli sınırları aşıp kendini gerçekleştiriyor, varoluş sürekli bir aşama... Var oluş tarzını “kendisi olarak var olma” ve “kendisi için var olma” olarak ikiye ayıran Jean Paul Sartre, varoluşçuluğu edebiyatta “hiçlik, bulantı, iç sıkıntısı” gibi varoluş sancılarıyla ortaya koyuyor. Sartre’ın düşüncesinde insan özgürlüğün kucağına bırakılmış ve özgürlüğe mahkum bir varlık... Özgürlüğü insana mutluluk vermese de onu oluşturan tek şey... İnsan özgürlüğü ile hiçliğe ulaşıyor ve hiçlikle de kendisi için varlığı yani kendi özünü oluşturuyor. İnsanın kendisine yabancı olan bu dünyaya nedensiz bir şekilde bırakıldığı görüşünde olan, saçmalık, başkaldırı ve intihar gibi çağdaş varoluşçuluğun özgün temalarını romanlarında ve oyunlarında işleyen ise Albert Camus... Çağının olumsuz yanlarını eserlerinde yansıtmayı sorumluluğu olarak gören ve tamamen kendine özgü bir yazım tarzı olan Franz Kafka’nın eserlerinin ana teması ise yabancılaşma, yalnızlık, umutsuzluk ve iç sıkıntısı... Varlığın varoluşta aranması gerektiğini savunan Martin Heidegger, öz felsefesine karşı varoluş felsefesi öneriyor, insanın kendi varlığını gerçekleştirmek üzere sürekli seçimler ve tercihler yapmak durumunda kaldığını, yani özgürlüğünü gerçekleştirmek zorunda olduğunu söylüyor. “Yaşamım nasıl anlam kazanır?” sorusunu soran Georg Lukacs’a göre yaşamının anlamını kaybetmiş insan kendine fetişler yaratıyor ve bu yarattığı fetişlere tapıp, secde edip, kurban sunuyor. Bu fetişlerin ortaya çıkmasına neden olarak kapitalist ekonominin yapısını görüyor ve örnek olarak da parayı gösteriyor.

Yazının devamı...

Aldatmanın dayanılmaz ağırlığı

30 Kasım 2014

Bu kadar çok kaygı veren bir durum da ister istemez bu olgu hakkında kulaktan kulağa yayılan mitlere ve efsanelere neden oluyor. Romanlara, filmlere, dizilere konu olan aldatma, kadın-erkek ilişkisinin başlangıcı kadar eski bir kavram. Aldatmayı işleyen filmlerin, kitapların büyük ilgi görmesi, bu konunun hayatın ne kadar içinde olduğunun da göstergesi. İçerik olarak oldukça kapsamlı olan aldatma, çiftlere ve bireylere göre farklı şekillerde değerlendirilebiliyor. Aldatma, kişinin var olan bir ilişki durumunda başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi cinsel aldatma, başkasıyla duygusal yakınlık kurmaya başlaması ya da başkasına aşık olması ise duygusal aldatma olarak tanımlanıyor. Araştırmalar erkeklerin cinsel aldatmayı, kadınların ise duygusal aldatmayı seçtiğini gösteriyor.

TRAFİK KAZASINA BENZİYOR

Aldatma bir trafik kazasına benziyor. Bu kazanın oluşmasının altında yatan bir hikâye mutlaka var. Bu hikâyede aldatan kadar aldatılanın da payı var. Önemli olan bu kaza yapıldıktan sonra aldatanın da, aldatılanın da bu kazayla ilgili kişisel sorumluluklarını gözden geçirmesi ve “Neden aldattım?” veya “Neden aldatıldım?” sorularını kendilerine sorması. Her iki taraf da bu kazada kendine düşen payın muhasebesini yapmalı, daha çok bu konuya odaklanmalı. Aldatma ilişkilerde çok sık görülen bir olgu. Çünkü ilişkilerin doğasında her zaman yasak ve kışkırtıcı olgular var ve bunlar bazen çiftlere çok çekici gelebiliyor. Hatırlayın, insanların cennetten kovulması yasak elma yüzünden oldu. Tanrı insanlara her şeyi vermiş ama “Elmayı yeme” demiş. İnsanoğlu da cenneti elinin tersiyle itmiş ve bir elma için cennetten kovulmayı göze almış. İnsanın doğası ve ruhu böyle. Aldatma da böyle bir olgu.

GEÇMİŞİN TEKRARLANMA ZORLANTISI

Aldatma ve aldatılma, çoğu zaman kişilerin ailelerinden gelen bir aktarım olgusunu taşıyor. Eğer kişinin babası aldattıysa, annesi aldattıysa o kişi de aldatabiliyor. Eğer ailede dayıda, teyzede veya yakın akrabalardan birinde bir aldatma hikâyesi varsa o kişinin hayatında da aldatma olabiliyor, buna nesiller arası aktarım adı veriliyor. Aldatanların ve aldatılanların ailelerinde böyle bir hikâye çoğu zaman karşımıza çıkıyor. Bu duruma “Geçmişin tekrarlanma zorlantısı” adı veriliyor. Yani aldatanın da, aldatılanın da içinde büyüdüğü aile ilişkilerinde veya geçmişinde “tema olarak” aldatma olgusunun olduğu bilinen bir gerçek.

BAKICIDAN BAŞLIYOR

Bakıcıların varlığı, çocukların aklına diğer kadın kavramını sokuyor. Annenin dışında ikinci bir kadın fikriyle yetişen kişiler, sosyal ve cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için aldatmaya meyilli olabiliyor. Ayrıca annenin yokluğunu ileriki yaşlarda, uyuşturucu, seks, alkol ve para bağımlılığı şeklinde karşımıza çıkabiliyor. Bilinenin aksine, evlilik terapistleri, aldatmaya doğru veya yanlış, ahlaklı veya ahlaksız diye bakmıyor. Bu olguya üzerinde düşünülmesi gereken ve ders alınması zorunlu bir hikâye olarak bakıyor. Erkek, eşinin doğumundan sonra onu “kutsal anne” gibi görüp cinselliği başka biriyle yaşamayı tercih edebiliyor. Çocuklukta yaşanan ihmal edilme veya aşırı derecede işgal edilme, çok fazla miktarda şiddete maruz kalma, karı-koca ilişkilerinde aldatmayı meydana getirebiliyor. Aldatılan kişi ilişkisini veya evliliğini bitireceği gibi devam da ettirebiliyor. Her aldatma boşanmayla bitmiyor. Unutmayın ki aldatılma ve sonrasında yaşanan sorunlar çözülebilen durumlar olarak biliniyor. Aldatmalar travma etkisi yaratsa da, bazen aldatma olayından sonra evliliklerin daha sağlıklı yürümeye başladığı, bağlılık duygusunun arttığı, sorunların bu tip bir travmadan sonra netleşip çözüm için ortak hareket edildiği yeni bir süreç başlayabiliyor. Bu dönemde aldatılan kişi, bazen utanç, bazen öfke, bazen de intikam ve aşağılanma duygusuna kapılabiliyor ve zamanla kimliğini kaybedebiliyor.

ALDATILMAMAK İÇİN NE YAPMALI

Yazının devamı...

Yorgunken seks yapma

23 Kasım 2014

Erkekler yorgunken özellikle hızlı seksi tercih ederken, kadınlar ise yorgunluğu bahane ederek kısa ve hızlı bir sevişmedense uyumayı tercih ediyor. Bu nedenle yorgunluğun hem erkek hem de kadın için anlamını keşfetmek ve ortak bir tanımlama yapmak önem taşıyor. Ancak yorgunluk için genel bir tanımlama yapmak oldukça zor. Genel güçsüzlük, çabuk yorulma, konsantrasyon güçlüğü, normal aktivite sırasında ya da sonrasında tükenmişlik hissi, aktiviteye başlamak için yeterli enerji olmadığı hissi olarak ifade edilen yorgunluğun birçok sebebi olabiliyor. Altı aydan uzun sürmesi halinde kronik yorgunluktan bahsediliyor.

ZAMANA VE KOŞULLARA GÖRE

Uzun ve yorucu bir iş gününden sonra birçok çiftin yapmak isteyeceği tek şey eve gelip koltuğa uzanıp televizyonu açmak oluyor. Bunun da tek bir anlamı var; “Bugün sevişmek istemiyorum, yorgunum!” Yorgun olmak çifti sadece cinsellikten değil genel olarak her şeyden uzaklaştırıyor. Oysa yorgunluk durumunda her çiftin seks ihtiyacı zamana ve koşullara göre değişebiliyor. Yorgunluğun çiftler üzerinde yıpratıcı bir etkisi olduğu tartışılmaz... Çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmasına zemin hazırlayabiliyor. Oysa hem yorgunluğu giderecek hem de seks için vücudu ateşleyecek bir takım uygulamalar ile bu sorun ortadan kaldırılabiliyor. Hızlı hareket etmek çoğu zaman enerji gerektiriyor. Bu nedenle yorgun olunduğunda ağır çekim bir gece geçirmek, güzel bir meditasyon duşu almak, sonrasında nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak, ardından erotik masaj ile günün yorgunluğunu almak, yavaşça dokunurken daha yoğun hisler yaşamak, ufak öpücükler kondurmak, daha şehvetli dokunmaya özen göstermek mümkün... Hatta yavaş çekim hareketlerle sevişirken tamamen durarak kısa aralıklar vermek ve normalde gözden kaçan birçok ayrıntı keşfetmek keyifli olabiliyor.

ÜÇ-BEŞ DAKİKALIK BRONZ

Seks yapmak; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olarak tarif ediyoruz. Çiftler bu sanatı icra ederken altın, gümüş ve bronz olmak üzere üç tür seks deneyimi yaşayabiliyor. “Altın seks” adını verdiğimiz kaliteli seks ortalama iki saat sürüyor. Daha çok yaşanan ve “gümüş seks” adını verdiğimiz normal seks ortalama otuz dakika sürüyor. Daha nadir yaşanan ve “bronz seks” adını verdiğimiz hızlı seks ise ortalama üç beş dakika sürüyor, ışık hızında ve çabucak... Kadının erkeği reddetmek yerine onun tatmini sağlamasına izin verdiği ve daha çok erkeğin boşalıp rahatlamasını hedef alan bronz seks, erkeğin adrenalinin tepeye vurmasını sağlıyor. Çiftlerin seks repertuarlarına erkeklerin fiziksel kadınların ise duygusal tatminlerinin ön planda olduğu bronz seks deneyimlerini eklemeleri, hem yorgunken çok özel deneyimler yaşanması hem de yakın ilişkilerde tutkunun devam etmesi için işe yarayabiliyor. Kadın bazen seks yaparken tam havaya giremeyebiliyor, orgazm taklidi yapmak yerine, samimi ve dürüstçe “Haydi bronz seks yapalım!” diyebiliyor. Böylece hem eşini yarı yolda bırakmıyor hem tahrik olma konusunda endişelenmesine gerek kalmıyor hem de bir açıklama yapmak zorunda olmuyor.

ERKEĞE MORAL HEDİYESİ

Bu aynı zamanda kadının erkeğe bir moral hediyesi oluyor, onu ne kadar çok sevdiğini hissettiriyor. Ayrıca çoğu zaman erkeğin kadına sarılması, onu arzulaması ve onunla tatmin olması kadına yetebiliyor. Seks yapma havasında olmasa bile, eşini baştan çıkarabileceğini düşünmek kadına zevk verebiliyor. Hatta bazen çift bronz sekse başlıyor ve zamanla kadın havaya girerek tahrik olabiliyor ve çift gümüş sekse geçiş yapabiliyor. Bronz sekse başlayan bir kadın gerçekten havasında olup olmadığını da anlayabiliyor. Erkek, kadını sevgi ve değer verme yönünden desteklendiğini hissettirirse, daha çok gümüş seks ve ara sıra da altın seks deneyimi yaşatacağını vaat ederse, kadın bronz seks fikrine daha açık olabiliyor.

Yazının devamı...