"Ayşegül Domaniç Yelçe" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşegül Domaniç Yelçe" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşegül Domaniç Yelçe

Ayşegül Domaniç Yelçe

“Yukarıya yıldızlara bakın, aşağıya ayaklarınızın ucuna değil”

16 Mart 2018

Ünlü fizikçi Stephen Hawking geçtiğimiz Çarşamba günü yaşamını yitirdi. Hayatı ve çığır açan çalışmaları hakkında iki gündür pek çok yazı okuma fırsatı bulmuşsunuzdur. 76 yaşında hayata gözlerini yuman bu değerli bilim insanının 22 yaşında teşhis edilen ALS hastalığı ile azimle mücadele ederek yaşadığını da biliyorsunuzdur. Hawking hiçbir engelin insanın hedeflerinin peşinden gitmesine engel olamayacağını tüm dünyaya örnek olarak hatırlatmasının yanı sıra pek çok organizasyona da destek olmuştu. Bu organizasyonlardan biri de Paralimpik Oyunları idi. 

Uluslararası Paralimpik Komitesi Başkanı Andrew Parsons, Paralimpik Hareket adına yayınladığı taziye mesajında Hawking’i şu sözlerle andı:

“Stephen Hawking olağanüstü bir insandı; dünyanın dört bir yanında herhangi bir yeti kaybıyla yaşayan bireyler için bir öncüydü. Kendisi ‘yeti’ sözcüğünü herkesten daha fazla temsil ediyordu. Paralimpik Hareket bünyesinde biz her zaman engelli sporcuların engellerini bir şeyleri farklı yapmak için birer fırsat olarak gördüklerini söyleriz. Hawking, engelli bir sporcu olmasa da tam da bunu yapmıştı; engelini aşmak ve dünya çapında bir fizikçi olarak çığır açıcı çalışmalarını sürdürmek için yenilikçi çözümler bulmuştu. 2012 Paralimpik Oyunları’na katıldığı için kendisine sonsuza kadar şükran duyacağız.”

Stephen Hawking, Londra’da gerçekleşen 2012 Paralimpik Oyunları’nın bilim ve yaratıcılık temalarını işleyen açılış töreninde izleyicilere bu temaları sunma görevini üstlenmişti. Hawking, tören konuşmalarını sahnede tekerlekli sandalyesinin koluna monte edilen, şarjını tekerlekli sandalyenin akülerinden alan bilgisayarı aracılığıyla özel bir konuşma sentezleyici program ile gerçekleştirmişti. 3.000 gönüllünün eşlik ettiği gösteride ilk tema “Aydınlanma” başlığını taşıyordu. Hawking, insanların uygarlığın başlamasından bu yana dünyanın düzenini, neden bu şekilde olduğunu, hatta neden var olduğunu anlamaya çalışıp durduklarını hatırlatmıştı. Esas aradığı evreni oluşturan yapı taşlarıydı. Hawking hepimizden bunu istiyordu:  

“Keşfedebileceğimiz ve anlayabileceğimiz akılcı yasaların hüküm sürdüğü bir evrende yaşıyoruz. Yukarıya yıldızlara bakın, aşağıya ayaklarınızın ucuna değil. Gördüğünüz şeyleri anlamlandırmaya çalışın ve evrenin varolmasını sağlayan şeyi sorgulayın. Meraklı olun.”

Gösterinin diğer bir teması “Yepyeni Bir Dünya” başlığını taşıyordu. Yepyeni bir dünya bir yandan da cesur adımlar gerektiriyor kuşkusuz. Hawking, bu temayı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin (CERN) üzerinde çalıştığı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’na atıfla tanıtmıştı. Büyük Patlama’nın koşullarını yeniden yaratan bu yeni buluşu “insan çabasının ve uluslararası işbirliğinin zaferi” olarak tanımlayan ve bu buluşun dünyayı algılama biçimimizi değiştireceğine inanan Hawking; Paralimpik Oyunları’nın da, tıpkı Büyük Hadron Çarpıştırıcısı gibi, dünyaya bakış biçimimizi değiştiren bir şey olduğunu anlatmış ve konuşmasını herkese ilham verecek şu sözlerle bitirmişti:

“Hepimiz birbirimizden farklıyız. Standart ya da olağan insan diye bir şey yok, ama hepimiz aynı insan ruhunu paylaşıyoruz. Önemli olan şu ki hepimiz yaratma yetisine sahibiz. Yaratıcılık fiziksel başarıdan kurumsal fiziğe kadar uzanan bir yelpazede çok çeşitli biçimlerde kendini gösterebilir. Hayat gözümüze ne kadar zor görünürse görünsün, her zaman yapabileceğimiz bir şey ve başarılı olabileceğimiz bir konu vardır. Paralimpik Oyunları sporcuların yükselmelerine, kendilerini aşmalarına ve alanlarında öne çıkmalarına olanak sağlıyor. Şimdi hep birlikte mükemmeliyeti, dostluğu, ve saygıyı kutlayalım. Hepinize iyi şanslar.”

Bu müthiş insanın anısı önünde saygıyla eğiliyor; hepimizin onun yaklaşımından ilham alarak kendimizi, birbirimizi ve dünyamızı daha iyi anlayacağımız günlerin yakın olmasını diliyorum.

Yazının devamı...

Koç Üniversitesi Hastanesi

12 Mart 2018

Bir süredir yazılarıma ara vermek zorunda kalmıştım. Üç hafta önce yine solunum sıkıntıları nedeniyle apar topar Koç Üniversitesi Hastanesi’ne gittim. Bir hafta kaldım; hem tedavi oldum hem de kontrollerim yapıldı. Bu kalışım sırasında Başhekim Yardımcısı Dr. Özgür Deniz Tezcan ile sohbet etme fırsatı buldum ve son bir yıl içerisinde hastanede çok sayıda yeni hizmetin devreye alındığını, tıbbi kadronun genişlediğini ve güçlendiğini öğrendim. Bu yeniliklerden bazılarını sizlerle de paylaşmak isterim.

Ben babamı beyin tümörü nedeniyle kaybettim. Belki de bu yüzden, benim en çok ilgimi çeken yeni kurulan Gamma Knife Ünitesi oldu. Gamma Knife beyin tümörlerinin tedavisinde kullanılan bir cerrahi yöntemiymiş. Uygun tür ve büyüklükteki beyin tümörlerinde açık ameliyat yerine gamma ışınları kullanılarak tedavi sağlanıyormuş. En ileri model ekipmanla donatılan ünitenin başında bu konuda en yetkin isimlerden olan Prof. Dr. Selçuk Peker bulunuyor.

İlgimi çeken diğer bir ünite de yeni hizmete giren Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi. Hiperbarik oksijen tedavisi kanda çözünen oksijen miktarını arttırıyor. Böylelikle, özellikle doku kanlanması iyi olmayan bölgelerde yara iyileşmesini hızlandırıyor, ödem azaltıyor, yeni damar gelişimini destekliyor, bazı enfeksiyonlarla mücadeleyi kolaylaştırıyor. Bu tedavi ayrıca ani işitme kayıpları, göz damarlarında tıkanıklığa bağlı gelişen ani görme kayıpları, dalış sırasında hızlı basınç değişimi sonucu gelişen ve vurgun olarak da bilinen dekompresyon hastalığı gibi birçok hastalıkta da kullanılıyor. Koç Üniversitesi’nde kurulan yeni ünitede özellikle enfeksiyon riskinin ve hastanın klostrofobi duygusunun en aza indirgenmesi açısından tek kişilik şeffaf kabinler tercih ediliyor.

Koç Üniversitesi Hastanesi’nin tıbbi kadrosuna bu yıl içinde katılan ve İleri Endoskopi Direktörü olarak görev yapan Doç. Dr. Fatih Aslan’ın adını anmadan geçemeyeceğim. Kendisi mide ve bağırsak poliplerini ve erken evre kanserlerini endoskopik yöntemle çıkartmak konusunda uzmanlaşmış bir gastroenterolog. Fatih Bey kalın bağırsaktan çıkarttığı 28 cm çapındaki ve mideden çıkarttığı 25 cm çapındaki polipler ile dünya rekorlarına sahip. Bu büyük tümörleri kendi geliştirdiği çoklu tünel tekniği adındaki ileri endoskopik yöntemle çıkartıyor. Böylece ameliyatla tedavi edilebilen bazı mide bağırsak hastalıklarına endoskopik yöntemle tedavi şansı verilmiş oluyor. Bu teknik konusunda dünyanın en büyük hasta serisine sahip olan Fatih Aslan “Amerikan Gastrointestinal Endoskopi Derneği (ASGE) Dünya Endoskopi Birinciliği’ni kazanmış. Yutak borusunun işlevini bozan akalazya gibi bir dizi hastalıkta kullanılan POEM yöntemi de Fatih Beyin uzmanlık alanlarından. Ayrıca, zamanının önemli bir kısmını Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları’nın misyonu ile de paralel olarak dünyada bu teknikleri tanıtarak ve öğreterek geçiriyor.

Her geçen gün biraz daha gelişen ve sürekli büyüyen bu hastane bana göre İstanbul’un en güvenilir sağlık kurumu. Eylül 2014’te Koç Üniversitesi’nin eğitim ve araştırma hastanesi olarak faaliyete geçen bu hastane 2016 yılı itibariyle kapasitesini 404 tek kişilik yatan hasta odasına ve 73 yoğun bakım ünitesine (366 yetişkin ve 111 pediatrik) yükseltmiş bulunuyor. Hastaneden SGK’lı hastalar da katkı payı ile yararlanabiliyor. Koç Üniversitesi Hastanesi ülkemiz hastalarının yanı sıra uluslararası hastalara da hizmet veriyor.

Yazının devamı...

Solunum Cihazı ve Sesli Kitaplar

26 Şubat 2018

Bu yazımı hastaneden yazıyorum. Solunumum ile ilgili sıkıntılar devam edince doktorum gerekli kontrollerin ve takiplerin yapılması için hastaneye gelmemi istedi; birkaç gün Koç Üniversitesi Hastanesi’nde misafirim yine.

Bundan sonra, gecelerin yanı sıra, gündüzleri de dört saat bpap cihazını kullanmam gerektiği ortaya çıktı. Ben de bu dört saati bir türlü fırsat bulup okuyamadığım kitapları okumak için bir fırsat olarak görmeye karar verdim. Bpap cihazı bir maskeye benziyor; takan kişini yüzünün büyük bir bölümünü kapatıyor. Yani bpap cihazını takınca gözlük takamıyorum. Gözlerim ileri derecede bozuk olduğu için gözlüksüz okumam imkânsız.

Daha önce görme engelli dostlarımız için biraz araştırma yapmış ve birçok kurumun sesli kitap kütüphaneleri olduğunu öğrenmiştim. Bu durumda bu kütüphanelerden faydalanır, kitapları okumak yerine dinlerim diye düşündüm. Yeri gelmişken en geniş sesli kitap koleksiyonlarından birkaçını buraya da not düşeyim:

Milli Kütüphane Konuşan Kitaplık (http://konusankitaplik.mkutup.gov.tr)

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sesli Kütüphane (https://seslikutuphane.ibb.gov.tr)

Kadıköy Belediyesi Görme Engelliler Sesli Kütüphanesi (http://www.gormeengelliler.kadikoy.bel.tr/default.aspx)

Turkcell Hayal Ortağım (http://www.hayalortagim.com)

İstanbul Üniversitesi Engelsiz Bilgi Merkezi (

Yazının devamı...

“Biliyorsunuz Down sendromu bir hastalık değil bir kromozom farklılığı”

23 Şubat 2018

CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin ülkemizde Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşadıkları sorunların araştırılması için Türkiye Büyük Meclisi’ne bir önerge sundu. 19 Şubat tarihli önergede, Down sendromlu bireylerin sosyal, toplumsal, kültürel, ekonomik ve sportif hayata etkin bir şekilde katılımlarını sağlayacak önlemlerin tespit edilmesi de önerilmekte. Engin, önergeyi sunduktan sonra 21 Şubat tarihli oturumda söz alarak meseleyi şöyle özetledi:


“Biliyorsunuz Down sendromu bir hastalık değil bir kromozom farklılığı. Ülkemizdeki yaklaşık 70 bin Down sendromlu birey ve ailelerinin Meclisten beklentileri var. Her sene tekrar tekrar rapor almak için çektikleri çilenin son bulması, doğumun hemen ardından erken eğitim ve fizyoterapiye erişimin kolaylaştırılması, örgün eğitim içinde kalarak bütünleştirme eğitiminin yaygınlaştırılması, bakımevi ve rehabilitasyon merkezlerinin kapasitelerinin artırılması, iş hayatına etkin katılım gibi konularda bizden destek bekliyorlar. Başarılarıyla gurur duyduğumuz çok sayıda Down sendromlu birey var, onlara inanmalı ve güvenmeliyiz. Tüm bu sorunların çözüm önerilerini konuşmak üzere hazırladığım kapsamlı araştırma önergesi bu konuda Meclise sunulan ilk önerge.”


Sayın Engin’in araştırma önergesinin gerekçesinde de belirttiği gibi; Down sendromu bir hastalık değil, sıradan bir insan vücudunda 46 kromozom varken, bazı kişilerde bu sayının 47 olması sonucunda oluşan genetik bir farklılık. Bu kromozon anomalisinin nedeni tam olarak bilinemiyor, fakat istatistikler ortalama olarak her 800 doğumda bir görüldüğünü ortaya koyuyor. Dünyada Down sendromlu 6 milyon civarında; ülkemizde ise, elimizde sağlıklı veri bulunmamakla birlikte, yaklaşık olarak 70.000 Down sendromlu birey bulunduğu tahmin ediliyor.


Down sendromlular genel olarak yaşıtlarından daha yavaş büyüseler ve zihinsel gelişimleri geriden gelse bile, uygun eğitim programları ile toplumsal hayata katılabiliyor, katkıda bulunabiliyor ve çeşitli başarılar kazanabiliyorlar. Didem Engin’in vurguladığı gibi, Down sendromlu çocuklar ve yetişkinlerin hayatlarını mümkün olduğunca bağımsızca sürdürebilmeleri için nitelikli eğitim hizmetlerine erişimlerinin etkin bir şekilde sağlanması büyük önem taşıyor. Bu nedenle, Down sendromlu bebeklerin doğumun hemen ardından erken eğitime ve fizyoterapiye başlamaları gerekiyor.


Yazının devamı...

Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı

19 Şubat 2018

Engellilerin çalışıyor olmaları önlerindeki engelleri kaldırmaya bizzat katkıda bulunmaları, hayata karışmaları ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları açısından büyük önem taşıyor.

Ülkemizde devlet memurluğu engellilerin istihdam olanağı bulabilecekleri alanlardan biri. Devlet Personel Başkanlığı’nın Eylül 2017’de güncellenen istatistiklerine göre; engelli devlet memuru kadrolarında 49.873 kişi çalışıyor, engelli kontenjan açığı ise 13.441. Ağustos 2012-Ağustos 2017 arasını kapsayan beş yıllık dönemde ilan edilen 34.928 kadroya yerleşen aday sayısının 31.193 olduğu, en yoğun kadro ve yerleşimin ise ortaöğretim grubunda bulunduğu görülüyor.

Bu kadrolardan birine yerleşmek isteyen engelli bireyin ilk yapması gerekenlerden biri Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı’na (EKPSS) girmek. Bu sınavın koordinasyonunu yürüten ÖSYM 22 Nisan’da gerçekleştirilecek sınav için oldukça kapsamlı bir kılavuz hazırlamış. ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (https://ais.osym.gov.tr) üzerinden ya da ÖSYM Merkezleri’nden şahsen başvurabileceğiniz sınavın son başvuru tarihi 21 Şubat, Çarşamba.

Genel Yetenek ve Genel Kültür testlerinden oluşan sınav adayların engel gruplarına ve öğrenim düzeylerine uygun olarak tasarlanıyor. Testlerde toplam 60 soru bulunuyor ve sınav süresi 60 dakika. Adayların engel durumlarına göre dezavantajlarını ortadan kaldıracak sınav uyarlamaları mevcut.

Görme engelliler için testlerde grafik ve şekilli sorular sorulmuyor. Görme engelliyseniz, başvurunuzu yaparken büyük punto (16 veya 18 punto) ile basılmış soru kitapçığı talep edebilir ve testleri genel engelliler gibi cevaplayabilirsiniz. Ya da sınav için size okuyucu ve işaretleyici yardımı verecek bir görevli atanmasını talep edebilirsiniz; bu durumda size sınav süresinin 2/3’ü kadar ek süre veriliyor. Engelli Sağlık Kurulu raporunuzda Görme Sistemi, Göz Hastalıkları, Görme Bozukluğu vb. oranınız % 25 ve üzerindeyse, yani az görmekle birlikte soruları kendiniz okuyabilecek durumdaysanız ve sınavda okuyucu yardımı talep etmediyseniz, bu defa da size 30 dakikalık ek süre veriliyor.

Ortopedik engelliyseniz ve ellerinizi kullanmakta zorluk çekiyorsanız, işaretleyici yardımı verecek görevli atanmasını isteyebilirsiniz ancak bunun için size ek süre verilmeyecek. Serebral Palsili iseniz, el ve baş hareketlerinizi sabit tutamıyorsanız okuyucu ve işaretleyici yardımı talep edebilirsiniz; bu durumda size de görme engelliler gibi sınav süresinin 2/3’ü kadar ek süre verilecek. Genel engelli olup yaygın gelişim bozukluğu veya özgül öğrenme güçlüğü bulunan bir aday iseniz, engel dezavantajını önlemek için size sınav süresinin 1/3’ü kadar ek süre tanınacak.

İşitme engelliyseniz ve bu durum ilköğretime başlama yaşı sonrası meydana geldiyse, diğer engel grupları içinde bulunanlar ile aynı testleri yanıtlamanız bekleniyor; ancak, algılamada gecikmeler olabileceğinden size sınav süresinin 1/3’ü kadar ek süre veriliyor. İşitme engeliniz ilköğretime başlama yaşı öncesine dayanıyorsa, size günlük ve yaygın olarak kullanılan kelimelerden oluşan soruların yer aldığı ayrı bir test sunuluyor ve sınav süresinin 1/3’ü kadar ek süre veriliyor. Dil ve konuşma engelli adaylar için de işitme engelli adaylar için olan uyarlamalar geçerli.

Zihinsel engelliler için engel durumları dikkate alınarak ayrı bir test hazırlanıyor ve sınav süresinin 1/3’ü kadar ek süre veriliyor. Soru kitapçığını hiç okuyamayan, okuyucu ve işaretleyici yardımı alması gereken zihinsel engellilere ise sınav süresinin 2/3’ü kadar ek süre tanınıyor.

Yazının devamı...

“Eğitime Uzanan Yol”

16 Şubat 2018

Geçtiğimiz günlerde beni çok mutlu eden bir işbirliği haberi aldım. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi ile Tohum Otizm Vakfı  “Eğitime Uzanan Yol” adlı iki yıllık bir eğitim ve farkındalık projesi yürütmeye karar vermişler.

2003’ten bu yana faaliyet gösteren Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, “Otizm Spektrum Bozukluğu” olan çocuklara erken tanı konulmasını sağlamayı, bu çocukların özel eğitim ile topluma kazandırılmasına öncülük etmeyi ve erken tanı ile özel eğitim olanaklarının yurt çapında yaygınlaştırılmasını amaçlayan bir sivil toplum kuruluşu.

Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi, kısaca TANAP, Hazar Denizi’ndeki sahalarda üretilen doğal gazın öncelikle Türkiye’ye, ardından Avrupa’ya taşınmasını hedefleyen büyük bir altyapı projesi. TANAP, Güney Kafkasya Boru Hattı (SCP) ve Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile birleşerek Güney Doğal Gaz Koridoru’ nu oluşturuyor. Yani yaşadığımız coğrafyanın ve komşularımızın enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir rolü var.

TANAP, boru hattının geçtiği yörelerde çeşitli sosyal ve çevresel çalışmalar yürütüyor. Örneğin, ekolojik çalışmalar sonucunda daha önceden literatürde bulunmayan 9 fauna ve 1 flora türü belirlenmiş. Yine bu yörelerde yürütülen arkeolojik çalışmalar sonucunda 106 arkeolojik ve/veya kültürel miras alanı tespit edilmiş ve korunmasına katkı sağlanmış.

TANAP’ın Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları kapsamında fon sağladığı altı projeden biri de Tohum Otizm Vakfı tarafından yürütülen “Eğitime Uzanan Yol” Projesi. Bu projenin amacı özel eğitim uygulama merkezleri, özel eğitim sınıfları ve kaynaştırmada öğrenim gören otizmli çocukların nitelikli özel eğitim hizmetlerine kavuşmalarını sağlamak. 2017–2019 yılları arasında yürütülecek olan proje kapsamında, öncelikle Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı güzergâhı üzerinde yer alan 11 ilde toplam 33 özel eğitim sınıfının eğitim materyalleri ile donanımı hedefleniyor. Proje boyunca, bir yandan da, otizm konusunda öğretmenlere ve ailelere yönelik eğitim programı geliştirilerek eğitim atölyeleri düzenlenmesi planlanmış durumda. Bu kapsamda, 33 formatör, 990 öğretmen ve 1.100 aileye eğitim verilecek. Ayrıca, bölge halkına ve yerel karar alıcılara yönelik farkındalık seminerleri de düzenlenecek. Söz konusu iller şöyle: Ardahan, Kars, Yozgat, Erzincan, Giresun, Ankara, Sivas, Kırıkkale, Kütahya, Balıkesir ve Edirne.

Tohum Otizm Vakfı Kurucu Başkan Yardımcısı Aylin Sezgin; uygulamalı eğitimlerin öğretmenlerin otizm konusundaki bilgi ve beceri düzeylerini arttıracağını, projenin otizm alanında çalışan uzmanlara yol göstereceğini, otizmli çocuk ve ailelerinin de nihai faydalanıcı olacaklarını belirtiyor.

Dileğim, sanayi ile sivil toplumu bir araya getiren bu önemli projenin diğer kurum ve kuruluşlara örnek teşkil etmesi ve bu gibi projelerin ülke genelinde yaygınlaşması.

Engellerimizi hissettirmeyecek engelsiz bir yaşam dileği ile…

Yazının devamı...

Ödüllü gönüllülük

12 Şubat 2018

Gönüllülük; “bir bireyin maddi karşılık ve başka bir çıkar beklentisi içinde olmadan, ailesi ya da yakın çevresi dışındaki bireyler için toplumun yararına olduğu düşünülen bir hedefe ulaşmak için kendi isteği ile veya ihtiyaç doğrultusunda, toplumsal girişim bünyesinde yer alarak sürdürdüğü faaliyetler” olarak tanımlanıyor. Birçoğumuz çevremizde, yaşadığımız mahallede veya kentte imkânlarımız ölçüsünde gönüllü etkinliklerde bulunmaya çalışıyoruz ya da en azından bunu aklımızdan geçiriyoruz. Kendimizce küçük de olsa farklar yaratabildiğimize inanıyorum ben. Şimdi yarattığınız farkı, gösterdiğiniz çabayı başkalarını da gönüllülüğe heveslendirmek için paylaşmanızın zamanı geldi. Gönüllü Platformu, gönüllü projenizle katılabileceğiniz bir yarışma düzenliyor.

 

Gönüllü Platformu, Gönüllülük Eğitmeni ve Yazar İnal Aydınoğlu’nun kurucusu olduğu Gönüllü Hizmet Vakfı öncülüğünde 2016 yılında 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü’nde kurulan yeni bir oluşum. İyilik İçimizde Derneği, Göz Nurunu Koruma Vakfı, AKUT Arama Kurtarma Derneği, Kadıköy Sağlık Eğitim Merkezi Vakfı (KASEV), Türk Böbrek Vakfı gibi Sivil Toplum Kuruluşları’nın da destek verdiği bu platform çeşitli alanlarda faaliyet gösteren kurumsal ya da bireysel gönüllüler arasında iletişim sağlamayı, etkileşimi geliştirmeyi, gönüllülerin bilgilerini ve deneyimlerini paylaşmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor. Gönüllülerin sosyal medyadaki iletişim aracı olmayı hedefleyen Gönüllü Platformu, bir yandan da, farkındalık yaratarak gönüllülük duygusunu geliştirmek ve gönüllü hizmet veren insan sayısını artırmak için çalışıyor.

 

Gönüllü Hizmet Vakfı sponsorluğunda Gönüllü Platformu tarafından düzenlenen Gönüllü Hikâyeleri Yarışması’nın amacı bir yandan gönüllülük kavramının önemini vurgularken bir yandan hayata geçirilecek gönüllülük projelerini tek platformda toplayıp farkındalık yaratmak. Yarışmaya katılan projeler arasından jüri üyeleri tarafından seçilecek ilk on proje yapılan röportajlar ile Gönüllü TV Youtube kanalından yayınlanarak kamuoyuna tanıtılacak. Ayrıca, projelerine destek olarak birinciye 3.000 TL, ikinciye 2.000 TL, üçüncüye ise 1.000 TL ödül verilecek.

 

Gönüllü Hikâyeleri Yarışması’na katılmak için bizzat yaşadığınız ya da çevrenize duyduğunuz veya gördüğünüz bir gönüllülük hikâyesini anlatan bir video çekerek Gönüllü Platformu Facebook (https://www.facebook.com/gonulluplatformu) sayfası üzerinden özel mesajla göndermeniz yeterli. Gönderinizde projenizin ismini, telefon numaranızı ve adres bilgilerinizi iletmeyi de ihmal etmeyin. Gönüllü Platformu, gönüllülük yaparken çektiğiniz video ya da fotoğrafları da başvurunuza ekleyebileceğinizi hatırlatıyor. Projenizi 15 Şubat’a kadar gönderebilirsiniz. Sonuçlar 25 Şubat 2018 tarihinde açıklanacak.

 

Yazının devamı...