Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seni seviyorum ne olur beni affet

Bu aralar bana kim gelse sohbetler aynı.

Biri diyor ki “aman şunu oku”, “aman şöyle yap”...
E-postayla ya da başka şekillerde bana mesaj yollayanlar da aynı şekilde... Onu oku, şunu oku...
Hangi birini okuyacağımı şaşırıyorum.
Louise Hay’den “Düşünce Gücüyle Tedavi”, Osho’dan “Ben Kapıyım”ımı mı, adını daha zor zar hafızama kazıdığım Ho’oponopono’yu mu? Say say bitmez...
Ya da bilmem kime gideyimmiş, çok iyiymiş... Kuantumcular, şifacılar, rüyalarımla beni çözecek olanlar falan... Dahası da var...
Sonunda kafayı bozdum, dedim ki millete “Ayol siz giderken ben dönüyordum! Sizler şimdi keşfettiniz, ben ise asırlar önce!”
Valla da öyle! Bir aralar annem sekreter gibi çalışıyordu.
“Ayşe pazartesi kuantum randevun var, perşembe meleklerle buluşma, cumartesi çok özel bir adamla tanışacaksın, eşi de uzaktan akrabam Aykut Oğut” vs...
Bir ara bunların hepsini yaptım. Gittim geldim, gittim geldim... İyiydiler hoştular ama ben bir türlü orada olamıyordum. Aklım dışarıda, oflaya poflaya bitsin diye çabalıyordum.
Halbuki vardı tasam da, derdim de ama yok sayıyordum.
Negatiftim çoğu zaman... Hep başıma gelen kötü şeyleri düşünüyordum, şimdi şimdi anlıyorum.
Hatta bir gece Twitter’da onunla bununla yazışırken, beni takip edenlere bakayım dedim. Hop Aykut Oğut gitmiş! Artık takibinde değilim!
Hemen aradım sordum, “Aykut sen beni niçin takip etmiyorsun?”
Cevap kafama çekiç gibi indi, hiç unutmam: “Ayşe, öyle negatif şeyler yazıyorsun ki, dayanamıyorum görmeye...”
O gün anladım, biraz negatifim.
“Para gelecek” diyor birisi, ben “Ha bekle gelir!”
“Ayşe sağlığın nasıl?” diyorlar, ben “Ay işte şunu da geçirdim, bunu da, böyle oldu hem de şöyle” diyerek insanları kendimden soğuttum.
“Bu olacak biliyorum” diyene “Bekle olurmuş! Ay nasıl olsun! Şuna bak kendine nasıl güveniyor!” diyordum...
Bu arada benim da isteklerim oldu, olmadı değil. Ne kadar negatif düşündüğüm şey varsa geldi beni buldu.
Gel zaman git zaman bu işleri unuttum, ta ki şu pıhtı gelip beni tıkayana kadar.
Geçen gün kitapçıya gittim, kuruldum gelişim kitaplarının önüne.
Bir ondan bir bundan diyerek tam 28 kitap aldım. Her şey var içlerinde, aklınıza ne gelirse.
Evde karıştırırken baktım ki hepsi aynı şeyi söylüyor...
Hepsinin kökünde bir yaratana inanış var.
Ağzından çıkanı kulağın duyacak!
Kiminde sevgi sözleri, kiminde olumlamalar, hepsi de sana aynı şeyi anlatıyorlar.
Pozitif düşün, olacak de...
Geçmişin üzerindeki olumsuzlukları temizle...
Yeni bir sayfa aç, tertemiz...
Kızdıklarını affet, kimseyle küs kalma...
Yaşam hem uzun hem de bir o kadar kısa, unutma...
Şükür et, hamt et daima...
Yapın valla... Ama inanarak, en azından inanmaya çalışarak.
Göreceksiniz her şey değişecek. Hem sizin için hem de etrafınızdakiler için.
Valla ben yapıyorum, hele şu Hawaii’den çıkma düşünce tarzını çok sevdim.
Tek yapacağınız şu kelimeleri söylemek; etrafınızdaki iyi kötü herkes için.
Seni seviyorum, ne olur beni affet, teşekkür ederim (ama içten)...
Güzel şeyler olacak, olmalı, ne de olsa sevgi her şeyin başı...

X