"Altan Tanrıkulu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Altan Tanrıkulu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Altan Tanrıkulu

Yanal düşüşe geçer mi ?

23 Kasım 2013

Taraftar takımın hem ligdeki durumundan hem de oyunundan memnun.. Daha hızlı, dikine ve gole yakın bir oyun oynuyor Fenerbahçe.. Yedek kulübesi çok güçlü.. Takımın hücum bölgesindeki tüm isimlerin skora katkısı var.. Emre, Raul Meireles, Cristian Baroni gibi tecrübeli orta sahaları tamamlayan Mehmet Topal savaşçı kimliğiyle öne çıkıyor..
Savunma belki de ilk kez bu kadar skora katkı yapıyor.. Caner Erkin’in asistleri, Bruno Alves, Egemen Korkmaz, Yobo’nun golleri Fenerbahçe için önemli sayılardı.. Volkan’ın arkası sağlam.. O da yavaş yavaş eski formuna kavuşma sinyalleri veriyor..
Tüm bunlara karşın akıllara bir soru geliyor: Acaba Ersun Yanal Fenerbahçe’de de düşüş yaşar mı?

3 kritik aşama var

Sadece futbol dünyasında değil, halkın arasında da çok fazla bu soruyla karşılaştığım için yazmak istedim.. Ersun Yanal’lı Fenerbahçe’nin düşüş yaşaması normaldir.. Ama geçmiş tecrübeleri ışığında, çok güçlü bir camiada ve elindeki kaliteli oyuncu grubuyla Yanal’ın sezon sonunda şampiyonluğu kazandırması daha olası..
Fenerbahçe için üç kritik aşama var.. İlki devre arasında takımın temposunun, kondisyonunun ne olacağı.. Yükleme döneminde bazı kritik oyuncuların sakatlık yaşayıp yaşamayacağı.. Örnek; Emre, Meireles, Gökhan..İkincisi; Trabzonspor, Galatasaray ve Beşiktaş’la rakip sahada karşılaşacak olması Fenerbahçe için ikinci yarının daha zorlu geçeceğinin göstergesi.. Bu fikstürde ayakta kalmak için özellikle savunmadaki boşlukların gözden geçirilmesi şart..

Transfer kilit nokta

Gözümün önüne

Yazının devamı...

Yanal’ın hayalindeki sihirbaz!

16 Kasım 2013

Maçlarda, televizyon konuşmalarında, basın toplantılarında.. Sakin, kendinden emin.. Her şeyin kötü gittiği anlarda, “Biz bu sezon şampiyon olacağız” diyordu.. Süper Kupa’yı kaybettikten, Arsenal’e elendikten, PSV’ye karşı çok kötü oynadıktan ve Konyaspor’a yenildikten sonra da söylemini değiştirmedi..
Peşpeşe galibiyetler geldi.. İyi oynamaya, bol gol atmaya, çok pozisyona girmeye başladı Fenerbahçe.. Eleştirdiğim yönleri de var Yanal’ın.. Ama bir özelliği var ki çok beğeniyorum.. Aklın peşinde Ersun Hoca.. Zekası yüksek sporculara hayran.. Basketbol maçlarında görüyorum onu.. Euroleague’de Fenerbahçe Ülker’i izliyor.. Bench’in hemen arkasında oturuyor..
Uzun uzun inceledim Ersun Yanal’ı Perşembe gecesi.. Zeljko Obradoviç’e o kadar takılmıyor.. Belli ki çok takdir ediyor.. Ama onun hedefindeki isim “ObraKadabra” değil.. O; başka bir beyni izlemeye bayılıyor.. Ne “Süperman” Bojan, ne “Tam donanımlı” Bjelica, ne de “Ufaklık” Emir onu büyüleyen..
“Obra’nın çırağının”, Bo’nun peşinde gözleri.. 1.82 boyundaki oyun kurucunun o inanılmaz hareketlerini alkışlıyor en çok.. Bo’nun o boyuyla, devler arasından topu çekişinin ardından, dudaklarını bükerek, gözlerini hayretle açarak, yanındakilere bir şeyler anlatıyor Yanal..
Savunmayı delen drive’ları, sadece çok emin olduğu zaman kullandığı üçlükleri, top çalışları, çabukluğu ve yardımlaşma içgüdüsü Ersun Yanal’ı bir Bo McCalebb hayranı yapmış durumda..
Tofaş maçında yoktu Bo.. İlk yenilgisini aldı Fenerbahçe.. Nanterre karşısında ilk periyodun büyük bölümünde oynamadı.. Fransız takımı direndi 19-19’a kadar.. Bo’yla 11-0’lık seri geldi..
Ersun Hoca bir “Bo” bulmanın hayalini kuruyor gelecek sezon için.. Emre belki de en yakın isim Bo’ya.. Ama Lazio’ya attığı iki unutulmaz golden sonra Emre ileri gitmeye korkuyor.. Risk almıyor.. Öne çıktığı anlarda neler yaptığını hepimiz bilsek de o riske girmeden basit oynuyor.. Belki Yanal, Emre’yi öyle kullanıyor.. Ama biliyorum ki, Emre daha ileri gitse, hücuma daha fazla katılsa Kadıköy’ün Bo’su olur.. Üç hafta da bir sakatlanmamak şartıyla tabii..

Yazının devamı...

Ne yapardım bilmem

11 Kasım 2013

Çalışmanın, mücadelenin, arzun, hırsın daha fazla olduğu tarafı seven bir cisimdir o. Bir derbiden ötesidir F.Bahçe-G.Saray maçları.. Sanki milyonları saran dev bir cisimdir.. O maçta gol atan “özeldir” artık.. Emre gibi, Cristian gibi yılların deneyimi olsalar da G.Saray’a atılan gol unutulmaz bir anıdır, zirveye çıkmaktır bu oyunda..
Bir teknik adam için bu maçın anlamının ne olduğunu pek bilmez Mancini.. O yüzden de oyuncularını Terim kadar iyi hazırlayamaz bu ortama.. Yenmek, yenilmek futbolun bir parçası.. Ama maça 1-0 yenik başlamak kötü hazırlanmanın bedeli..
Geçen hafta Bursa dönüşü aynı feribottaydım Fenerbahçe otobüsüyle.. Gecenin karanlığında Yalova’dan Darıca’ya denizdeki çığlıklarla yol aldı Fenerbahçe.. Taraftarlar otobüsün önünde ayrılmıyorlar ve hiç susmadan “Ne yapardım bilmem, seni bir görmesem” diye bağırıyorlardı..
F.Bahçe’yi bu ligde görmek istemeyenler vardı bu ülkede.. Alınterine söz söyleyenler.. Ve o Fenerbahçe henüz ilk yarı bitmeden 9 puan fark yaptı Galatasaray’a.. Temiz bir maçla, alınteriyle oynanmış bir 90 dakikayla.. 15 yıldır yenilmediği sahasından yine galip ayrıldı..

DİLLERDEKİ ŞARKI

Nedir bu Kadıköy’ün büyüsü, diye soranlara.. Sen dimdik ayakta durmaya alışık bir camiaysan, eğilip, bükülmezsen.. Sen stadını kendi alınterinle yapmışsan top da sever seni.. Kalecin de anlar doğru köşeyi.. Dünyanın en iyi forvetleri de o derbide “sıradanlaşıverir”.. Derbi zaferinden sonra şimdi Fenerbahçeliler’in dilinde aynı şarkı var şimdi.. Şampiyonluğu müjdeleyen.. Tutkuyu anlatan.. Ne yapardım ben, diye başlayan..

MAÇIN İYİSİ

Golü ve oyun bilgisiyle kaptan Emre Belözoğlu..

Yazının devamı...

Londra'ya git!

10 Kasım 2013

Biliç ve Prosineçki de o takımın iki önemli ismi olarak öne çıkmışlardı.. Yıllar sonra iki futbol adamını Türkiye Ligi’nde seyretmek büyük keyif oldu benim için..
Maç da güzel başladı.. Yüksek tempolu ve tartışması bol bir ilk yarı izledik.. Olcay’ın attığı ilk golde, Almeida ofsayttı.. Bir anlık tereddüt sonrası gol kararı çıktı.. Beşiktaş bu sezon hakem hatasıyla önemli puanlar kaybetti.. Bu maçta lehine bir hata oldu..

Maç tekrar edilebilir

Ama ilk yarının son anlarındaki hakem kararı hepimizin kafasını karıştırdı.. Taç çizgisinin kenarındaki ikili mücadelede hakem Mustafa İlker Coşkun “devam” dedi.. Beşiktaş atağı sürerken, 4. hakemin sakatlık ikazıyla maçı durdurdu.. Sonrasında top hakem atışıyla değil, Kayserispor tarafından direkt atışla başladı.. Eğer faulse Coşkun o pozisyonda neden top bariz şekilde el değiştirmişken 20 metre kadar Beşiktaş atağına izin verdi? Eğer faul vermediyse, ki bütün hareketleri onu gösteriyordu, neden maç hakem atışıyla başlamadı? Raporda bu konu tam olarak açığa kavuşmazsa maç tekrarı kararı bile çıkabilir..
Fernandes’i bu maçta çok beğendim.. Sezon başında olduğu gibi çok mücadele etti.. Motta sert bir oyuncu.. Sevimsiz yönleri var.. Ama futbolu iyi biliyor.. Çizgiden çıkardığı top ve attığı golle galibiyette pay sahibi oldu..

Işık gözükmüyor

Beşiktaş kazanmasına karşın rakiplerini çok korkutacak bir oyun anlayışına sahip değil.. Kopuk kopuk oynuyorlar ve savunmanın iki kanadında büyük boşluk veriyorlar.. Bir uyarım da Oğuzhan’a.. Bir an önce Londra’ya gidip eski arkadaşı Van Persie ile sohbet etmesinde yarar var.. Çünkü Hollandalı yıldız Oğuzhan’a hep güzel eleştiriler getiriyor.. Oğuzhan onu dinlerse çok iyi yerlere gelir..

Yazının devamı...

Bir kalbin şifresi..

9 Kasım 2013

Önce okuruydum, sonra stajyeri oldum.. Çok güzel bir aileydik.. Mustafa Denizli, Erhan Önal, Rıdvan Dilmen, Erman Toroğlu gibi ünlü isimleri görürdüm orada.. Hıncal Abi’yle, Fatih Altaylı’yla yaptıkları konuşmaları dinlerdim bir köşede.. Ve Doğan Koloğlu.. Bizim dergide değildi ama Hıncal Abi’nin yakın dostuydu.. ‘Hücum futbolu’ terimini ilk ondan duymuştum..
Aradan yıllar geçti.. Doğan Koloğlu ile 1998 Dünya Kupası’nda aynı şehirlerde aynı maçlara gittik.. 72 yaşında olmasına karşın hiç yormuyordu yollar onu.. İnanılmaz bir yaşamı olmuş.. 2 yıl tutuklu kalmış.. Çetin Altan’ın yakın dostuymuş.. Galatasaray’da oynamış, teknik direktörlük yapmış.. Hürriyet Spor’da uzun yıllar yöneticilik ve yazarlık yapmış.. TSYD Başkanlığı hayalini de gerçekleştirmiş.. Dünyada görmediği çok az yer kalmış Doğan Abi’nin.. Çok ama çok fazla ödül almış..
Oğlu Sina Koloğlu ile birlikte geçen hafta Doğan Abi’yi ziyarete gittim.. Dragos’ta bir huzurevinde kalıyor.. Eşi Doğan Abi’yle çok yakından ilgilenmiş yıllar boyu.. Ama babamdan da biliyorum, alzenheimer rahatsızlığı olanlar belli bir dönemden sonra yaşamdan kopuyorlar, camlardan atlamaya kadar varıyor sıkıntılar.. Maalesef Doğan Abi 87 yaşında ve o dönemde..
Beni tanımadı.. Oğlunu da öyle.. Hemen yanında bir G.Saray flaması var.. Oradan buradan konuşurken, aklıma bir fikir geldi.. Bir isim söylemeliydim ona.. “Pele” dedim.. “Doğan Abi, Pele’yi tanıyor musun” diye sordum.. Birden heyecanlandı.. “Dünya şampiyonu, tanımaz mıyım” dedi.. Sina da ben de çok sevindik.. Dünyayla bir an olsun irtibat kurmuştu.. Sonrasında ben odadan çıktım.. Oğluyla birkaç kelime daha konuştular.. Galatasaray flamasını gösterdik.. Güldü.. Sina, “Baba Cimbom, şampiyonuz” dedi.. “Evet, evet” diye yanıt verdi..
Futbolu seviyordum.. Şimdi daha çok seviyorum.. Bir baba ile oğlu buluşturdu bir kez daha.. Bu kez tek kelimeyle.. Hiç izlemediğim bir efsanenin ismi, Pele sayesinde mutlu oldum o gün.. Teşekkürler Siyah İnci.. Bir kalbin şifresini çözdüğün için.. Çok uzaklardaki iki kalbi mutlu ettiğin için..

MÜZE HAYALİM...

Hasan Mert Kaya çok sevdiğim, çok çalışkan bir arkadaşımdır.. Gazeteci, dergici, tarihçi, koleksiyoner yanları vardır.. Skylife dergisinin gizli kahramanlarından biridir.. İyi Beşiktaşlıdır.. Hem semti sever hem de takımını..

Yazının devamı...

Bak Mehmet...

3 Kasım 2013

Kendine çok iyi bakıyorsun.. Mertsin, yüreği pek bir delikanlısın.. Takımın için savaşıyorsun.. Ortaların etkili.. İkili mücadelelerde hep ayaktasın.. Hakemlerle, rakiple uğraşmazsın.. Bu yüzden benim için değerlisin..
Bak sağ bek Mehmet!.. Bu takıma, rekor bir bonservis ücretiyle geldin.. Çok çok iyi para kazandın.. Ama aldığınla verdiğinin karşılığı tam olarak karşılığını bulmadı.. Sağbekte çok iyi maçlar çıkardın.. Dün orada da kötüydün.. Yenilen ilk golde topu ileri doğru taşırken, sağında, solunda boş arkadaşların varken topla gereksiz oynadın.. İkinci golde yerinde değildin.. Sen Mehmet olmalısın.. Pasını verip, boşa kaçıp alanını korumalısın.. Senin görevin alanını korumak.. Bunu asla unutma..
Daum için hep bir tartışma yaşanmıştır.. Dün ilk yarı ve ikinci yarıdaki Bursaspor sanki Daum’un özetiydi.. Kalesine hiç yaklaştırmadığı rakibi abluka altına aldı, golü buldu, ikinciyi kaçırdı.. Hamleleri, takıma cesaret değil, geri çekilme emri gibiydi.. Kazanmak için çıkmıştı.. Kazanıyordu.. Ama kaybetti..

YANAL YANAL’DIR

Yanal’ı perşembe gecesi CSKA maçında izledim.. Obradoviç’i çok ama çok dikkatle analiz etti.. Hayranlık yoktu bakışlarında.. Kıskançlık yoktu.. Analitik gözlerle bakıyordu.. Ersun Yanal ne Mourinho, ne Obradoviç, ne Kocaman ne de Terim.. Ersun Yanal Ersun Yanal.. Bunu biliyor ve adımlarını dikkatle atıyor.. İlk yarıda iki-üç farklı yenik duruma düşebilirdi.. Önce rakibi durdurdu, sonra takımı ateşledi.. Değişiklikleri tam zamanında ve doğru isimlerleydi.. Yanal dünkü bir puanın mimarı.. Kaybedilen iki puan onun değil, maçın sonunu bu kadar basit hatayla oynayan bu kadar üst düzey savunma oyuncusunun hatası, dile noktalayacaktım yazımı.. O savunma oyuncularından biri, Egemen, sanırım “Başkanlarına” bir hediye vermek istedi.. Benim için güzel bir yolculuk ve unutulmaz bir gece oldu..

MAÇIN İYİSİ

Tahriklere kapılmadan oyununa bakan ve iki golün ortasını yapan Caner..

MAÇIN KÖTÜSÜ

Yazının devamı...

F.bahçe’nin çöküşü..

1 Kasım 2013

Bir dünya devi, Avrupa basketbolunun en önemli takımlarından CSKA Moskova’nın tarihinin en ağır Euroleague yenilgisini alışını izledim.. Binlerce F.Bahçeli ile birlikte.. Ligde lider olan, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı Galatasaray’ı yenerek kazanan Fenerbahçe Ülker’in Barcelona’dan sonra önemli bir Avrupa adımına tanıklık ettim.. ‘Obra Kadabra’nın sahnedeki inanılmaz performansını gördüm..
Kısmetse bu akşam Bursa’da olacağım.. Futbol takımı kaybetse bile G.Saray karşısına lider çıkmayı garantilemiş durumda.. Son iki sezonu lig ikincisi olarak kapattı.. Türkiye Kupası’nı iki yıl üst üste kazandı.. Avrupa’ya gitmesine izin verilen tek yıl UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı.. 64 resmi maçla G.Saray’dan 17 fazla karşılaşmaya çıktı..
Başta Volkan, Gökhan, Mehmet Topal, Emre, Bekir, Caner, Egemen, Alper olmak üzere Milli Takımlar’a çok sayıda oyuncu gönderdi.. Meireles, Alves, Kuyt, Sow gibi çok önemli isimleri kadrosuna kattı..
En çok taraftarı olan, Üç Büyükler arasında en az borcu olan kulüp.. Borsadaki adımları en sağlam atan kulüp.. Kendi sporcularına düzenli ödeme yapma konusunda son yıllarda en istikrarlı kulüp.. Son 10 yılda hiçbir teknik direktörünün görevine sezon ortasında son vermeyen tek kulüp..
Kombine satışları yaşadığı tüm sıkıntılara karşın, Avrupa hakkı elinden alınmasına karşın düşmeyen bir kulüp F.Bahçe.. Basketbolda sattığı kombine ligdeki tüm takımların sattığından daha fazla olan bir kulüp F.Bahçe.. Erkek ve bayan voleybol takımlarına her yıl daha ciddi yatırımlar yapan bir kulüp.. Bayan basketbolda geçen yıl kılpayı kaçırdığı ‘Avrupa şampiyonluğu’nu hedefine koymuş bir kulüp..

ÖNEMLİ OLAN GÜCÜ ARTIRACAK REKABET

Masa tenisinde ülkemizi Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde temsil eden, futbol ve basketbolda tüm yaş gruplarında şampiyonluğa oynayan bir kulüp Fenerbahçe..

Yazının devamı...

O fotoğraf

26 Ekim 2013

Rakibin dirençsiz savunması bol alan bırakınca Fenerbahçe’nin güzel futbolu ve golleri geldi.. Taraftar ilk yarıda oynanan futboldan keyif aldı.. Bize de Yanal’ı, geçen hafta sert sözlerle eleştirdiğimiz Yanal’ı tebrik etmek kaldı.. Sadece tek soru sorarak.. Alper ve Emenike’nin potansiyelini görebilmek için bu kadar maçı riske etmek zorunda mıydı?
İlk gol bence ofsayt.. İkincisi kılpayı değil.. Futbolun bu kadar hızlandığı ortamda, dışarıdan giren topların gol sayıldığı bir dünyada, oyun kurallarına mutlaka yenilik getirmek gerek.. İnsan hatası işin güzelliği, tadı, tuzu gibi düşünülüyordu.. Ama o dönem artık geçmişte kaldı.. 2 yaşındaki çocuk bile ipad kullanıyor ve oyunların kurallarını öğreniyor.. Siz adil bir oyun için mutlaka ama mutlaka hakem hatlarını azaltmak zorundasınız.. Orta hakem kararlarında standartlar olmalı.. FIFA kuralları hakemden hakeme değişmemeli..
Fenerbahçe kazandı.. Gaziantepspor’u yenerek bu haftayı da lider kapatmayı garantiledi.. Fenerbahçe ligin favorisi.. Ülker Arena’daki Barcelona maçı gösterdi ki Final Four yolunda da iddialı.. Hafta ortasında bir fotoğraf çekimi oldu statta.. Fenerbahçe tüm branşlarıyla o fotoğraftaydı.. O fotoğraf Fenerbahçe’nin büyüklüğü.. Dünkü güzel sonuçlar tutkunun ödülü.. Salih’in güzel hareketleri ve asisti de direnmenin karşılığı..
Bu tabloyu doğru okumak gerek.. Fenerbahçe şampiyon olmadı.. Dün çok önemli bir galibiyet almadı.. Salih’in ipe dizdiği o savunma Rize ve Konya’dan 8 gol yedi.. Euroleague de hedefe çok ama çok var.. Buna karşın Fenerbahçe’nin büyüklüğünü taraftara hissettirmeye başlaması sevindirici..
Ben “Hala oynamayacaksa satılsın” diye düşündüğüm Salih’in iyi oynamasına, gol attırmasına, atmasına üzülmem.. Ben bunları yapmadığı zaman onu bu takım görmek istemem.. Ya çok çalışacak ya gidecek..
Tıpkı benim gibi kulübün kötü olmasını hiçbir dönem istemeyen iki pırıl pırıl insan var Fenerbahçe’de.. Başkan adayı olduklarını açıkladılar.. Onlar da dün alınan sonuçlara sevindiler.. Çünkü Fenerbahçelilik onların yüreğinde.. Tıpkı Fenerbahçe’yi dünyanın en önemli spor kulüplerinden biri haline getiren Aziz Yıldırım gibi..

MAÇIN İYİSİ

Alper Potuk, sahanın her yerindeydi. Ayak basmadık yer bırakmadı.

Yazının devamı...