1944 Turancılar 1951 komünistler 2008 ulusalcılar

OLAĞAN buluşmalar dün aniden erteleniyor. Olağan görüşmeler dün aniden geriye itiliyor. Olağan telefonlaşmalar dün aniden garip bir dikkate bürünüyor.

Milyonlarca ilgisiz kişi dün aynı kaygıda birleşiyor. "Benim başıma da bir şey gelir mi" korkusu.

Bunun adı, faşizmin kitle ruhu. AKP iktidarının Türkiye’yi getirdiği nokta. Kapatma davasına AKP rövanşı.

* * *

Aniden ikili görüşme.

Başbakan Erdoğan ile Kara Kuvvetleri Komutanı ve iki ay sonraki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ arasında.

Emekli generallerin, komutanların oturduğu askeri lojmanlara polisin elini kolunu sallayarak girmesi mümkün değil.

Birebir bilgi yok. Ama, büyük olasılıkla Erdoğan, Orgeneral Başbuğ’a, o ani görüşmede dün sabahki depremi haber vermiş olabilir. İki emekli komutanın, emekli orgeneraller Hurşit Tolon ile Şener Eruygur’un gözaltına alınacağını.

Aksini düşünmek saflık.

İKİ MİTİNG

Aniden iki miting.

AKP’ye yakın bir sivil toplum örgütü, Malatya ve İstanbul’da aniden miting düzenliyor. "Darbeye hayır" mitingleri. Bayram değil, seyran değil, sanki Türkiye’de birileri darbe hazırlığında ve bu mitinglerle o hazırlık gün ışığına çıkartılıyor.

Ve dün sabah bir yılı aşkın süredir ortada dolaşan ve ne olduğu hala bilinmeyen Ergenekon örgütü çerçevesinde anlı şanlı emekli generaller, Sinan Aygün gibi işadamları ve gazeteciler gözaltına alınıyor.

1944 Turancılar, 1951 komünistler, askeri darbe dönemlerinde yaşanan toplu gözaltıları anımsatan, tarihe geçecek bir uygulama. Dünkü uygulamanın da, bir adı var.

2008, AKP karşıtı, ulusalcılara gözaltı.

Son bir hafta geriye gidince, dünkü gözaltılar "geliyorum" diyen bir fırtınanın işaretlerini taşıyor.

ÇİÇEK’İN İTİRAFI

12 Haziran 2007. Ümraniye’de bir evde 27 el bombası bulunuyor. Ve adına Ergenekon denilen, darbe girişimi iddiasına dönük soruşturma başlıyor.

Arada yüzü aşkın gözaltı, 49 tutuklama var. Bugün 2 Temmuz 2008. Ortada hálá bir iddianame yok. Sadece Türkiye’de değil, herhalde dünya hukuk tarihinde bir rekor. İnsan haklarını yerlerde süründüren bir rekor.

Bir yılı aşkın süredir Ergenekon kapsamında gözaltılar dalga dalga geliyor. Bu beşinci dalga. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek dün itiraf ediyor: "Hukuk siyasallaşmıştır."

Hükümetin iki numaralı sorumlusu bu iki kelimelik cümlesiyle, olan biteni özetliyor. AKP iktidarıyla hukuk arasındaki bağı itiraf ediyor.

Yargı elbette dokunulmazlık tanımıyor. Gerektiğinde Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar dahil, belli usul içinde herkesten hesap sorma hakkı var.

Ama, bunu bir yılı aşkın süreye yayarak, dalga dalga, hangi gün, kimin başına ne geleceğinin bilinmediği bir ortam yaratmak, Türkiye’yi Cemil Çiçek’in itiraf ettiği noktaya getiriyor.

Kapatma davasının rövanşını AKP fena halde alıyor. Koca bir ülkeyi çok sancılı bir maceranın kucağına atmaktan çekinmiyor.

Malezya’da sırıtan sığınma

MALEZYA’da ikisi de İslamcı parti. AKP birine daha yakın.

Dünkü Ergenekon fırtınası her olayı gündemden düşürüyor. Ancak, önemli bir olayı tarihe düşmek yine de, gerekiyor.

Malezya’da muhalefet lideri Enver İbrahim kişisel güvenliğinin tehlikeye düşmesi üzerine, Türk Büyükelçiliğine sığınıyor. Onca büyükelçilik varken, neden bizimkine sığınıyor?

Enver İbrahim, kamu oyunun haberi olmadan, ama AKP’nin bilgisinde sık sık Türkiye’ye geliyor. AKP yöneticileri ve danışmanlarıyla görüşüyor. Malezya’daki dostlukların uzantısı olarak.

Enver İbrahim’in muhalefet partisi ile Başbakan Abdullah Ahmet Bedevi’nin iktidar partisi özünde aynı, dinci, İslamcı. AKP’nin Enver İbrahim’e yakın olması Başbakan Bedevi’nin hışmını çekiyor.

AKP Bedevi’yi uzun süredir Ankara’ya davet ediyor. Ama, o ısrarlı davetleri sürekli geri çeviriyor.

Enver İbrahim’in Türk Büyükelçiliğine sığınması, AKP ideolojisinin uluslararası uzantısının sonucu.
Yazarın Tüm Yazıları