Fiyat istikrarı testi

FİYAT istikrarı herkesin istediği bir olgudur. Ama, fiyat istikrarını istemek baş ka, elde edip korumak bir başka konudur.

Yıllarca enflasyon yüzde 50’nin üzerinde seyrederken, ülkemizdeki tüm hükümetler fiyat istikrarını arzuladılar.

O nedenle, yapılan her programda enflasyonun düşeceği hedeflendi.

Ama, beceremedik.

Galiba, fiyat istikrarının kendiliğinden oluşacağını sandık!

ÖNCELİKLER
Fiyat istikrarı olgusunda ülkelerin ne anladığı da değişebiliyor.

Örneğin, Amerika’da enflasyon yüzde 3-4 olunca, enflasyonun lafı edilir, ama otoritesini o denli rahatsız etmez.

Buna karşılık, Almanya’da enflasyon yüzde 2’nin biraz üzerine çıksa, başta kamuoyu olmak üzere herkes tedirgin olmaya başlar.

Bizde enflasyon tek haneli rakamlara düşünce, fiyat istikrarını yakaladığımızı sanırız.

Kısacası, fiyat istikrarının, bilimsel bir temeli olmasa da, göreli bir kavram olduğu söylenebilir.

Ülkelerin fiyat istikrarını ne derece ciddiye aldığını test etmek o denli zor değildir.

Çok kaba bir biçimde, şartlar zorladığında, fiyat istikrarı için ekonomik büyümeden feragat edebilen ülkeler fiyat istikrarını ciddiye alıyorlar demektir.

Geçmiş deneyimler bu test bazında, fiyat istikrarını Almanya’nın çok ciddiye aldığını, Amerika’nın ortalarda olduğunu, Türkiye’nin ise ciddiye almadığını gösterir.

Geldiğimiz noktada Türkiye bir testten geçiyor.

Çok haklı olarak, Türkiye fiyat istikrarını ciddiye alan bir ülke olmasaydı, nasıl olur da, enflasyonu yüzde 80’lerden üç yıl içinde tek haneli rakamlara indirebilir diye sorulabilir.

Bu soruyu sormak bir açıdan doğrudur.

Ama, enflasyonu indirmiş olmamız tek başına fiyat istikrarını ciddiye aldığımız anlamına gelmez.

Çünkü, enflasyonun indiği dönemde Türkiye yurt dışındaki olumlu şartların da etkileriyle ekonomik büyümede rekorlar kırdı. Bu dönemde ekonomik büyümeden bir fedakarlık söz konusu olmadı.

Şimdi, yurtdışındaki şartlar eskiye göre daha kötü. Ekonomik büyüme eskiye göre yavaşlıyor.

Daha da önemlisi, enflasyon artış eğilimine girdi. Bu şartlarda, Türkiye neye öncelik verecektir?

Geçmiş deneyimlerden yola çıkarsak, enflasyonun biraz artmasıyla dünyanın sonu gelmez anlayışıyla ekonomik büyümeye öncelik vermemiz beklenir. Gerçekten fiyat istikrarını ciddiye alan bir ülke olmuşsak, enflasyonu indirmek, ama bu arada ekonomik büyümenin düşüyor olmasından çok fazla rahatsızlık duymamamız gerekir.

GEÇMİŞ YA DA GELECEK
Para otoriteleri kamuoyu gözünde sahip oldukları itibarı çeşitli şartlarda aldıkları tavırlarla kazanırlar ya da kaybederler.

Almanya fiyat istikrarından ödün vermez derken, Almanya’da para otoritesinin geçmişte aldığı tavırlar hatırlanır.

Amerika fiyat istikrarını ciddiye alma konusunda ortada derken, yine FED’in bazen fiyat istikrarı yönünde, bazen de ekonomik büyüme yönünde aldığı tavırlar akla gelir.

Türkiye’de gerçekten öncelikler fiyat istikrarı yönünde değişmişse, hem hükümetten hem de Merkez Bankası’ndan fiyat istikrarını ekonomi politikalarının önceliği yapmış tavırlar beklenmeli.

Şimdilik, lafı ediliyor, ama nasıl bir tavır takınılacağı henüz bilinmiyor.

Türkiye bu konuda şimdi çok ciddi bir testten geçiyor.

Testi geçtiğimizde, Türkiye ekonomisinin önü açılacaktır .

Kalıcı fiyat istikrarıyla, Türkiye ekonomisi şartlar olumluya döndüğünde çok daha hızlı büyüyebilecektir.

Testi geçemediğimizde, ne olacağını zaten biliyoruz.

Geçmişte çok yaşadık.
Yazarın Tüm Yazıları