Şükrü Küçükşahin
Şükrü Küçükşahin
Şükrü KüçükşahinYazarın Tüm Yazıları

367 aşılırsa

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül'ü gösterince, siyasi tarihte ender görülecek bir örnek yarattı.

Son ana kadar, Erdoğan dışındaki her ismin büyük bir sürpriz olacağını düşünen biri olarak bizim yanıldığımız da ortaya çıktı.

Erdoğan, hariç tutulursa Gül'ün adaylığı ise sürpriz görülemez.

Burada Erdoğan kadar, Gül'ün tavrı da belirleyici oldu.

Gül'ün tercihinin başbakanlıktan yana olduğu bir gerçek. Ancak Erdoğan, "Devam" deyince Gül'ün önünde tek seçenek kaldı.

Hele Başbakan'ın yakın kadrosu AKP MYK'sında, "Aman gitme; gidersen başkasıyla parti başarılı olamaz" diyerek, amiyane tabirle Gül'ü dövmeye kalkınca, bu seçenek daha da güçlü hale geldi.

Gül, bu hırpalanmaya, "Madem siz çıkmaya cesaret edemiyorsunuz; ben riskleri göğüslemeye hazırım" yanıtı verdi ve sonuç da aldı.

Çünkü, beş yıl daha Başbakan Yardımcısı olarak kalması Gül'e haksızlıktı.

DAHA GÜÇLÜ BAŞBAKAN

Gelinen noktada Gül için en büyük risk 367 tartışmasıdır.

Gül, bu riski aşmak için elinden gelen uzlaşma çabalarını gösteriyor; ama burada ona en büyük katkıyı Erdoğan sağlayabilir.

Erdoğan
'ın, Gül'den gelecek, şimdi ayrıntılarına girmeyeceğim bazı taleplere nasıl yanıt vereceğini bugün göreceğiz.

Şimdilik, 367 tartışmasının CHP'nin beklentisi doğrultusunda sonuçlanması halinde sandığın geleceğini anımsatmakla yetinip, oylamada veya Anayasa Mahkemesi'nden Gül lehinde sonuç çıkarsa neler olabileceğine bakalım.

Bu durumda en büyük beklenti, AKP'nin, cumhurbaşkanlığı süresini 5+5 yapacak, başbakanı daha güçlü kılmak için cumhurbaşkanının yetkilerini azaltacak, seçim süresini 4 yıla çekecek anayasa değişikliklerini denemesidir.

AKP kurmayları bu düzenlemeler için gerekli desteği bulacakları inancında.

Anayasa değişikliği konusunda bazı başka sürprizlerin olma olasılığı da söz konusu; ama bunun için kısa bir süre daha beklemek gerekebilir.

GÜL'DEN BEKLENEN

Seçilmesi halinde doğaldır ki Gül'le ilgili farklı beklentiler olacak.

Bunun ilk ipuçları da Gül'ün Anavatan Partisi'ne yaptığı ziyarette yaşandı.

Erkan Mumcu, cumhurbaşkanı olduğunda Gül'ün yolsuzluklar karşısında takınacağı tavrı merak ederek şöyle konuştu:

"Birbirimizi iyi tanıyor, geçmişte neler konuştuğumuzu biliyoruz. Ülkede büyük yolsuzluklar oluyor. Son örnek Antalya havalimanı ihalesi. 1.5 milyar dolar uçtu. Şimdiye kadar bu konularda sessiz kaldınız. Cumhurbaşkanı olursanız Devlet Denetleme Kurulu'nu yolsuzluklar için kullanma garantisi verebilir misiniz?"

Gül
'ün yanıtı, "Tabii, o makama gelmeden ne desem boş; ama oraya gelince nasıl olduğunu göreceksiniz, uygulamalarıma şahit olacaksınız" oldu.

Dürüstlüğüne tozu kondurmamış Gül'ün bu söylemi önemli; ama içinde büyük bir kuşku barındıran asıl soru şudur:

Artık devletin üç önemli makamı, kökenleri milli görüşten gelen üç kişinin elinde olacak. Bu üç kişi toplumun geneli için 'olmazsa olmaz' görülen bazı konularda aksi yönde ittifak halinde. Gül bu ittifaktan ayrılacak mı? Veya devlet bu ittifakı bozabilecek mi?
Yazarın Tüm Yazıları