Korsanların saldırısına uğradık imdat!

NATO Daimi Deniz Grubu 2’nin Sancak Gemisi Türkiye Cumhuriyeti Gemisi (TCG) GİRESUN, birkaç hafta önce Dubai’de Rashid Limanı’na geldi.

Haberin Devamı

Yonca Tokbaş NATO Sancak Gemimiz TCG Giresun'da / Foto Galeri

NATO Görev Kuvveti bünyesindeki TCG GİRESUN, Deniz Haydutlarına karşı bu bölgedeki harekatın Tuğamiral Sinan Azmi TOSUN emrindeki sancak gemisi.

Açıkçası, ne sancak gemisi ne demektir, ne de bizim bu alandaki önemimiz nedir hiç mi hiç bilmiyordum. TCG Giresun’u ziyaret edince NATO'nun halen icra ettiği tek askeri harekatın komutasını, şu anda Türkiye’nin yürüttüğünü öğrendim.

“Deniz haydutlarına” dair tek bilgim ise; Dubai’de yaşayan ve abisi Somali açıklarında korsanlar tarafından ele geçirilen gemide aylarca mahsur kalan bir arkadaşımızın endişesi ve çaresizliği ile kısıtlıydı.

Tuğamiral Sinan Azmi Tosun BAE’de yaşayan tüm Türk vatandaşlarını, çocuklarıyla beraber TCG Giresun’u ziyaret etmeye davet edince, hem şaşırdım hem de heyecanlandım. Ben sade vatandaşların gemilerimizi ziyaret edebildiğini bilmiyordum. Sanki asker-vatandaş yakınlaşması “cıs” bir ilişkiydi benim için. Bu önyargım da yıkıldı böylece.

Haberin Devamı

Geminin adının Giresun olması da benim için bambaşka bir anlam taşıyor; eşimin çocukluğunun geçtiği, yeni evliyken gidip ziyaret edip insanlarına havasına, suyuna her şeyine aşık olduğum şehirdir Giresun.

TCG Giresun’u ziyaret etmek için Rashid Limanı’na doğru giderken açıkçası hiç de bu kadar sıcak ve samimi bir manzara ile karşılaşacağımı, dünya tatlısı insanlarla tanışacağımı düşünmemiştim.
TCG Giresun’a çıktığımızda Tuğamiral Sinan Azmi Tosun ve ekibi bizi o kadar sıcak karşıladı ki, uzunca süre sırf bunu düşünmekten kafamı toplayamadım.

Karşımda duran koskoca NATO Sancak gemisi Tuğamirali dünyanın en içten ve hatta duygularını en korkusuzca ortaya koyan adamıydı. Ailesine olan özlemi, hasreti, düşkünlüğü, onlardan bahsederken gösterdiği duygusal dobralık bana askerimiz hakkında ne kadar uzun zamandır haksız “yönlendirildiğimizi” düşündürttü.
Öyle uzun zamandır fazlasıyla yıpratıyoruz ki birbirimizi...
Daldım gittim.

Daha fazla dağılmadan, işin “KORSAN AVI” boyutuna geleyim.

Somali’de devam eden istikrarsızlık sonucunda, Türk ticaret gemilerinin de yoğun bir şekilde seyir yaptıkları Afrika Boynuzu ve özellikle Aden Körfezi’nde 2008 yılından itibaren ticaret gemilerine karşı deniz haydutluğu faaliyetlerinde önemli bir artış var.

Deniz haydutları ele geçirdikleri gemilerden aldıklarını olduğu gibi “savaş lordları”na veriyorlar.

Deniz Haydutluğu bölgesel bir boyutta olmasına rağmen, ticaret gemilerinin milliyeti ve bayrağı arasında ayırım yapmadan uluslararası deniz ulaştırma yolları üzerinde meydana gelmesi nedeniyle küresel bir öneme sahip.

Haberin Devamı

Bölgenin Ekonomik Değerini size şöyle anlatayım:
Denizden petrol taşımacılığının % 26’sı, ve
Dünya deniz taşımacılığının % 14’ü bu bölgeden geçen yıllık ortalama 22.000 gemi tarafından sağlanıyor.
Bu rakamları duyunca nutkum tutuldu.

Türkiye’nin Aden Körfezinde Yaptığı Deniz Ticareti’ne dair bir bilginiz olsun diye de şunu söyleyeyim; sözkonusu bölgeden yılda 450-500 Türk Bayraklı gemi geçiyor. Esas önemlisi, yıllık taşınan yükün Türkiye Ekonomisindeki Payı: %15.

Hesabı yapın, işin önemini ve boyutunu anlayın!

Ayrıca işin bu ekonomik boyut ve hacmini bilerek bakarsanız, Deniz Haydutluğu ile mücadelenin neden çok önemli olduğunu anlamak hiç zor olmaz.

Aden Körfezi, Arap Denizi ve Hint Okyanusunu da kaplayan Avrupa Kıtası Büyüklüğünde, yani Türkiye’nin yaklaşık 12 katı büyüklüğünde çok geniş bir saha.

Haberin Devamı

NATO Görev Kuvveti Komutanı’nın kendisine bağlı TCG Giresun ve diğer NATO gemileriyle birlikte yapmaya çalıştığı iş, Avrupa kıtası büyüklüğündeki bir bölgede, süratleri 50 km olan 15-20 polis aracıyla güvenliğin sağlanmasına çalışmakla eşdeğer zorlukta. Dolayısıyla iş çok zor ve hiç de şakaya gelecek gibi değil.

NATO Görev Kuvveti emrinde görev yapan Giresun tabi öncelikli olarak Türkiye Bayraklı, Sahibi Türk veya Mürettebatı Türk olan Ticari Gemilerin emniyetle bölgeden geçişini sağlamakla sorumlu. Ama, NATO Komutasını Türkiye aldığından beri, herhangi bir uluslararası organizasyona (NATO vb.) dahil olmayıp kendi milli kontrollerinde görev yapan Rusya, Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan’a ait askeri gemilerle yakın ilişki ve koordine kurup karşılıklı olarak birbirimizi desteklemeye başlamışız. “Mışız” diyorum çünkü, bugüne kadar NATO olarak işin bu boyutu eksik bırakılmış.

Haberin Devamı

Kaç deniz haydutu yakalandı peki?

Sıkı durun şimdi, bu güne kadar bölgede görev yapan fırkateynlerimiz tarafından 20 fiili harekat sonucunda toplam 135 deniz haydudu etkisiz hale getirilmiş. Şu anda da, deniz haydutları tarafından kaçırılmış toplam 8 adet geminin isimleri ve Somali doğusundaki güncel mevkileri belirlenmiş durumda. Geçen yılın aynı döneminde ise deniz haydutlarının elindeki gemi sayısı 32’ymiş.
Yani başarı ortada.

Bu korsan avında beni en çok ne etkiledi biliyor musunuz?

İşin insanlık boyutu!

Ne korsanın amacı adam öldürmek, ne de NATO’nun amacı korsanları ipe dizmek.
Korsanların yargılanabilecek oldukları bir uluslararası hukuk veya mahkeme de yok ki! Amaç gemileri en az hasarla ve kayıpla kurtarmak, güvenli bir şekilde varacakları noktalara varmalarını sağlamak. NATO’nun varlığı sayesinde, korsan faaliyetlerini olabilecek sıfır noktasına indirgemek.

Haberin Devamı

İnsan koca gemileri haydutların nasıl ele geçirdiğini anlamakta ilk başta zorluk çekiyor. Ama minicik botları ile gemilerden çok hızlı yol katebiliyorlar ve çeviklikleri sayesinde koca ticaret gemilerine örümcek adam mishali pıtır pıtır tırmanıp filmlerdeki gibi mürettebatı etkisiz hale getiriyorlar.
Ardından başlasın kıran kırana bir pazarlık. Bu arada zavallı gemi mürettebatı “korsanların saldırısına uğradık imdat!” diyebilirse ne ala. Çünkü Korsanlar mürettebatı ele geçirdikten sonra mürettebatın can emniyetini bakımından operasyon yapılamıyor.
Saldırıya uğrayan gemi mürettebatı “İmdat!” diyebilir de kendini hazırlıklı oldukları gibi “panik odasına” hapsedebilirse ne ala.
Ama o andan itibaren de yiyeceğin kısıtlı, yaşam koşullarının berbat olduğu uzun soluklu olabilecek bir dönem başlıyor.
Pazarlık ve harekat uzadıkça rehin mürettebatın durumu da giderek vehamet kazanıyor. Mesela o odanın içinde kaldıkları sürece ısı artıyor ve sağlık koşullarını giderek zorluyor  Kendilerini korumaya alacak zamanları olmadan haydutların eline geçtikleri zaman da, kötü muamele görüyorlar. Gemi mürettebatının aileleri açısındansa durum daha da vahim. Denizin ortasındaki rehineler hakkında tek bir bilgi almak imkansız.

Tuğamiral Sinan Azmi Tosun yaşananlara dair öyle inanılmaz örnekler verdi ki, çarpıldım.

Korsan paranoyası yüzünden her türlü önlemi alan bir Çin ticari gemisi mürettebatı, kendi aşırı koruma tedbirlerinin kurbanı oluyormuş az kaldı.
Adamlar gemilerini her türlü elektrikli teller, zırhlı kapılar, tuzaklar vesaire ile öyle bir korumaya almışlar ki, korsanlar gemiyi ele geçirdikten sonra NATO gemileri harekat için gemiye çıkmakta ve onları kurtarmakta çok zorluk yaşamış. Gemiye çıkmış askerlerimiz, bu sefer de adamların kendilerini kitledikleri panik odasından kurtarana kadar perişan olmuşlar. Bir de tabi her ne kadar NATO kuvvetleri tarafından “Sizi kurtarmaya geldik!” dense de, içeridekilerin yaşadıkları üzerine dışarıdakilere inanması da çok zor olabiliyormuş. Çünkü bu şekilde gemi ele geçiren korsanlar da varmış. Kabus gibi.

Çocuklar ve TCG Giresun

TCG Giresun’a kendi ziyaretimden sonra, ertesi gün bir de çocuklarımla gittim. Bizimkiler hayatlarında ilk defa gerçek bir askeri gemi görme, askerimizle tanışma şansı elde ettiler.

Büyüklerin sordukları sorular ile, çocukların sordukları sorular ne kadar farklı! Bir ara “Ay rezil mi oldum ne!?” diye sayıkladım resmen.

Kumanda odasını görünce geçirdikleri şok, korsan avı deyince akıllarında sadece Karaib Korsanları ve Kaptan Jack Sparrow olması ise işin gerçekten trajikomik yanıydı.

Oğlum gemide Karaib korsanlarını göreceğini sanırken, bembeyaz üniformaları ile Tuğamiralimizi ve deniz subaylarını görünce, önce bozuldu sonra gereğinden fazla açıldı.
Çocuk işte!
Bir ara esas bizimkiler gemimizi ele geçirmiş küçük korsanlar gibiydi. Nereye saklanacağımı bilemedim. Ama Tuğamiral ve tüm askerler o kadar anlayışlıydı ki, ben de rahatladım.

Koskoca denizlerde gemilerimizin, o gemilerde çalışan ekmek parası için ailelerinden aylarca uzak kalan, yetmedi korsanlar tarafından rehin alınan insanlarımızın hayatını kurtardıklarını ve bir de inanılmaz mütevazilik içinde olduklarını gördüğümüz TCG Giresun ailesi beni çok etkiledi.

Hele hele, tüm mürettebatın her yazımı ince detay okuyor olması; örneğin anneliğe dair yazdıklarımın aileleriyle paylaşıldığını duymak; denizlerin ortasından evlere gemilere, hayatlara konuk olduğumu duymak, beni bir garip duygulandırdı.

Ne olursa olsun, hepimiz insanız işte.

Ortak paydamız budur.
İnsanlığımız.
Ailelerimiz.
Çocuklarımız.

Hayatımız...

TCG Giresun’da, Tuğamiral’den tutun en alt rütbeli askere kadar dikkatimi çeken tek ve en harika şey;
Hepimizin çocuklar karşısında ne kadar süngüsü düşük olduğu
ve
Çocuklar sözkonusu olunca herkes için bütün akan suların durduğuydu.

Ne korsanlık kalsın ortada, ne de savaş.
Kimsenin gözünden yaş gelmesin.

Hiçkimsenin!

Herkes barış içinde sağ salim ailesine, çocuklarına bir an önce kavuşsun.

Yonca
“denizkızı”

Yazarın Tüm Yazıları