Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yavuz Bingöl bahane...

Yavuz Bingöl olayında tepki gösterenler; onun ne demek istediğini anlamaya dönük değil, buna meraklı da değil. O nedenle de, "Madem Başbakan ve Cumhurbaşkanı'yla iyi ilişkiler kuruyor, o zaman onun ipini çekmeliyiz" mekanizması, olağanüstü bir hızla, devreye sokulabiliyor.

Ahmet Hakan, Yavuz Bingöl'ün linç edilmesine yol açan röportajı bir kaç gün sonra değerlendirirken, şunları yazdı: "(Yavuz) konuşmak istiyordu.(...) Amacının cepheleşme ortamının sona ermesine katkıda bulunmak olduğunu söylemek istiyordu. Kutuplaşmayı kırmak için Cumhurbaşkanı'yla, Başbakan'la bir araya geliyorum mesajı vermek istiyordu. Hayatın ve siyasetin siyah ve beyaz olmadığının altını çizmek istiyordu. Doğru anlaşılmak istiyordu. Samimiyim çıkar amacım yok cümlesini haykırmak istiyordu."

Hakan değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Meramı buydu. Ancak röportaj sırasında çok vahim bir hata yaptı Yavuz Bingöl. Bir siyaset adamına edilmiş iğrenç küfürler ile öldürülmüş bir çocuğun annesinin o siyaset adamı tarafından yuhalatılması arasında bir kıyaslama yaptı.(...) Bir kötünün bir başka kötüye yol açtığını söyledi."

"Gerçi ikisini de tasvip etmediğini, ikisini de yanlış bulduğunu, ikisinin de kötü olduğunu vurguluyordu. Ama sorun orada değildi.(...) Bu ikisi arasında bir ilişki kuruyordu..."

"(...)Yavuz Bingöl'ün söylediği ve söylemek istediği tam olarak şuydu: Erdoğan'a küfürler edildi. Bu çok yanlıştı. O da buna karşılık Berkin'in annesini yuhalattı. Bu da-insani olsa da- çok yanlıştı. Erdoğan'ın yaptığını mazur görmüyorum, sadece durum tespiti yapıyorum. Meramı buydu Yavuz Bingöl'ün."

Peki ne oldu bundan sonra? Yavuz Bingöl; sosyal, yazılı ve görüntülü medya üzerinde bir kampanyanın hedefi haline geldi. Çünkü, toplumun bir kesimi; AK Parti ya da Erdoğan'ın düşmanlaştırılması konusuna tamamen angaje olmuş durumda. Hemen her olayı, her konuşmayı, tek bir yönde yorumlamak(ve çarpıtmak) ve buradan bir imaj yaratabilmek noktasında; ciddi bir birikimin oluştuğunu, görebiliyoruz.

LİNÇCİLER AYNI

Yavuz Bingöl'ü bugün hedef tahtasına koyan merkez medya; zamanında, başka isimleri de linç etmişti. Kampanyalar, önceki örneklerde devletle birlikte yürütülmüş, daha ürkütücü sonuçlar doğurmuştu. Kampanyanın başını çeken aktörler; şimdi, aynı şekilde, benzer bir dille, Yavuz'u vurmaya çalışıyor. Bu konuda bir medya taraması yaparsanız, ne dediğimi anlayabilirsiniz.

Yavuz'un niyetinin ne olduğu belli. Meramını anlatırken kastını aşmış olsa da; kamplaşmaya, düşmanlaştırmaya karşı bir duruşu dile getirmek amacıyla konuştuğunu, biraz dikkatle bakınca anlayabiliyoruz.

Türkiye'de basın üzerinde baskılar olduğunu, medyanın iki kutuplu hale geldiğini, yıllardır anlatıyoruz. Bir gri alan yaratabilmenin ne kadar güç olduğunu, yaşayarak daha iyi anlıyoruz.

MAHALLELER ARASINDA

Mahallelerin de, ciddi psikolojik baskı alanı yaratabildiği bir gerçek. Mahalleler olarak, bölünmüş durumdayız. Bu mahalleler, kendi çevrelerinin değişik renkleri üzerinde de, egemenlik kurmuş durumda. Artık değişik renkler siliniyor, soluklaşıyor ve mahalleler içinde tek tip bir dil hükmünü sürdürüyor. Asıl özgürlüğü tehdit eden olgunun, bu 'mahalle içi baskılar' olduğunu söyleyebiliriz. Agresif mahallelerden herhangi birine katılmak istemeyene, hayat hakkı kalmıyor.

Yavuz Bingöl olayında tepki gösterenler; onun ne demek istediğini anlamaya dönük değil, buna meraklı da değil. O nedenle de, "Madem Başbakan ve Cumhurbaşkanı'yla iyi ilişkiler kuruyor, o zaman onun ipini çekmeliyiz" mekanizması, olağanüstü bir hızla, devreye sokulabiliyor.

Şurası bir gerçek: Türkiye'de yüzde 50 oy alan bir siyasi iktidar olsa bile, başka bir 'iktidar' daha var. Yüz yıl boyunca egemenliği elinde bulundurmuş; hala kültürel, sosyal, psikolojik, ekonomik alanlardaki ağırlığını (hatta bazen hegemonyasını) büyük bir oranda hissettirebilen bir güçten söz ediyoruz. Bu güç, iktidarı bir ölçüde yitirmiş olmanın verdiği hayal kırıklığı ve tepki içinde.

Bu, 'tutunma' ve 'tutunamama' arasında gidip gelen 'güç bloğu'; Batı dünyasının geniş bir kesiminden de, hala yoğun destek alıyor. Türkiye içinde yitirilen güç, dışarısıyla takviye ediliyor.

Yavuz Bingöl bahane... Sorun derinlerde...

X