Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yarbay ve sarışın güzel

Mümtaz SOYSAL

Venezüella, şimdilik hepsi başkanlık sistemiyle yönetilen Latin Amerika ülkelerinin en demokratik olanı sayılıyor. Öbür demokrasiler yakın zamanlara kadar sık sık askeri darbelerle kesilirken, burada 1958'den beri, kırk yıldır, iktidarlar seçimle gelip seçimle gitmiş. Hatta, seçimlerin dördünde, devlet başkanlığı orta soldaki Demokratik Eylem Partisi ‘‘Accion Democratica’’ ile orta sağdaki Hıristiyan Sosyalist ‘‘COPEİ’’ arasında el değiştirmiş.

Yorumcuların çoğu bu durumu muazzam petrol geliri sayesinde ekonomide ciddi sıkıntı yaşanmamış olmasına bağlarsa da, Amerika'nın John Hopkins Üniversitesi'nden Venezüella uzmanı Michael Coppedge'in açıklaması farklı: Ona göre, sosyal gerginlik yüzünden siyasetin darbeyle kesilmesini önleyen, ülkedeki partilerin art arda ‘‘akıllı’’ politikacılarca yönetilmiş olmasıdır.

Son akıllılık örneği, yeni ‘‘Seçim Reformu’’ Yasası. Yasa, federal sistemli ülkede hep birlikte yapılması gereken çeşitli seçimleri değişik tarihlere almakta: Eyalet valileriyle yasama meclislerininki 8 Kasım'da, başkanlık seçimi 6 Aralık'ta, yerel seçimler de gelecek sonbaharda.

Zamanlamanın tek yararı açık: Oylamayı Brezilya gibi elektronik duruma getirememiş olan bu ülkede oy atma ve tasnif böylece kolaylaştırılmış oluyor.

Ama, işin siyasal yanı daha önemli: Bizdekiler, mertlik uğruna, ‘‘toptan seçim’’e ve 1995 kışındaki gibi ‘‘çözümsüz’’ bir salaklık yarışına sürüklenedursunlar, Venezüella'daki ‘‘akıllı’’ kadro bütün yumurtaları aynı sepete koymamış oluyor.

Çünkü, hepsinin birden kırılma ihtimali son derece artmıştır.

Neden mi?

En son kamuoyu yoklamaları, merkez sağ ve soldaki iki büyük partinin başkan adaylarına hiç şans vermemekte: Biri yüzde 15'lerde, öbürü yüzde 7'de.

En kaliteli aday bilinen şimdiki Carabobo Valisi ve sorumlu devlet adamı Henrique Romer bile ancak yüzde 21 oy alacağa benziyor. Seçilme olasılığı en yüksek aday ise, yoklamaların öngördüğü yüzde 45 oyla, Hugo Chavez.

Kim bu Chavez?

Belleğinizi zorlayın: 1992'nin televizyon ekranlarında, elinde tabancasıyla Venezüella Parlamentosu'nun toplantı salonunu basan ve milletvekillerini korkudan sıra altlarına yatırıp seyredenleri de gülmekten yerlere yatıran başarısız darbeci bir yarbayı seyretmiştiniz. İşte, Hugo Chavez o.

Dünya petrol fiyatları indikçe geliri azalan, enflasyonu yine yüzde 40'lara yaklaşan ve kamu şirketlerini yabancılara satarken işsizlik batağına saplanan bir ülkede, emekli yarbayın popülerliği anayasayı değiştirip satılanları geri alma ve yabancı şirketleri kovup herkese iş bulma vaatlerinden ileri geliyor. Başkent Caracas ve eyalet gecekondularının bütün garibanı onun peşinde.

Karşısındaki yüzde 15'lik aday ise, Chaca semti belediye başkanı ve eski ‘‘Kainat Güzeli’’ Bayan Irene Saez! ‘‘Sarışın kadın’’ Saez, iktidar programı diye eline tutuşturulan metinleri geveleyerek güzelliğini gezdirmekle meşgul.

Akıllı politikacılar, Chavez tarzı iktidarın Güney Amerika koşullarında bir süre sonra Washington destekli darbe tepkisi doğuracağını ve bunun da Venezüella demokrasisinin sonu olacağını bildiklerine göre, bütün yumurtalarını tek bir ‘‘toptan seçim’’ paketine koymaktan vazgeçmeyip de ne yapsınlar?













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI