Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yapısal değişimin boyutları

KALICI bir ekonomik istikrar için atılan adımlar sonucunda gelinen noktada birçok sorunun verimlilik kazanımlarıyla aşılması artık kaçınılmaz olmuştur. Verimlilik kazanımlarının sektörler itibariyle göreli sanayi sektöründe yapısal bir değişimi zorlamaktadır. Yapısal değişim, kamu sektörü finansmanı kadar, üretimde de gereklidir.

Üretimde gerçekleşmeye başlayan yapısal değişim çok boyutludur. Şirket içi verimlilik kazanımları şirketlerin sektör içindeki göreli konumunu belirlerken, verimlilik kazanımlarında sınıra gelmiş şirketler zorlanmaya başlamışlardır. Sektör boyutunda bakıldığında, büyük ölçekli şirketler küçük ve orta ölçekli şirketlere göre küçümsenmeyecek bir avantaj elde etmeye başlamışlardır.

UYUM

Üretimde verimlilik kazanımları
bir kereye mahsus olabileceği gibi (yüksek enflasyon dönemindeki hantallıklardan bir kerede kurtulma yoluyla), verimlilik artışına yönelik yeni yatırımlarla içsel de olabilirler. Son dört yıldır iki türlü de verimlilik artışı olduğu kesindir. Ama, verimlilik artışlarının şimdilik çok önemli bir bölümünün enflasyon dönemlerindeki hantallıkların atılmasıyla gerçekleştiği yönünde işaretler oldukça fazladır.

Bir kereye mahsus verimlilik artışları sektörden sektöre doğal olarak değişmektedir. Örneğin, geleneksel olarak dış piyasalara üretim yapan sektörlerde enflasyon ortamının yarattığı hantallıkların çok büyük boyutlarda olduğu düşünülemez. Buna karşılık iç piyasaya yönelik üretimlerde bir kereye mahsus verimlilik artışları gerçekleştirebilmenin olasılığı çok daha fazladır. Sektörler bazındaki bu farklılık makro ekonomik dengelerin şirketler üzerine koyduğu baskıyı da doğal olarak farklılaştırmaktadır.

Örneğin, 2003 ve 2004 yıllarında üretimde çalışılan saat başına kısmi verimlilik tüm imalat sanayinde yüzde 7’nin üzerinde artmışken (özel sektörde yüzde 8 civarında), tekstil sektöründe bu rakam 2003 yılında yüzde 3, 2004 yılında yüzde 2’de kalmıştır. Tekstilde, büyük bir olasılıkla, 2005 yılında aynı bazda verimlilik azalması söz konusu olmuştur. Verimlilik artışında makro ekonomik gelişmelere paralel bir ivme yakalayamayan sektörler zor duruma düşmektedirler.

Aynı bazda, taşıt araçları sektöründeki verimlilik artışları 2003 yılında yüzde 22, 2004 yılında yüzde 27 olmuştur. 2005 yılında bu sektördeki verimlilik artışı durmuş gibi görünmektedir. Aynı şekilde, radyo ve TV üretimindeki verimlilik artışları aynı yıllarda tüm imalat sanayi ortalamaları civarındadır.

Farklı sektörlerdeki farklı ölçekler de yapısal değişimde önemli bir rol oynamaktadır. Daha çok küçük ölçekli firmaların egemen olduğu sektörlerde makro ekonomik dengelere uyum zorlaşmaktadır.

SANCILARI HAFİFLETMEK

Yüksek enflasyon ortamından kalıcı bir fiyat istikrarı ortamına giden yolda henüz bir geçiş dönemindeyiz
. Doğal olarak, geçiş döneminin sancıları yaşanmaktadır. Ama, sancıların aşılmasının yolu bugünkü makro ekonomik dengeleri değiştirecek girişimlerde bulunmak değildir.

Sancıları hafifletmeye yönelik kısmi çözümler ise her zaman makro ekonomik dengeleri tehdit edecek nitelikte olacaklardır. Makro ekonomik dengeleri değiştirmeye gücü yetmeyecek mikro önlemler ise sancıları hafifletici olmayacaktır. Kısacası, verimlilik artışı ihtiyacının zorladığı üretimde yapısal değişimi en azından kısa dönemde kabullenmek zorundayız. Bir kereye mahsus değil, devamlılığı olan içsel verimlilik artışlarının önemi giderek artmaktadır.
X