Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yanmadan ateşten aldılar

EMRE Çolak, daha 16 yaşındaydı...

Galatasaray alt yapısında, ardından milli takımın 17’den 20 yaş kategorilerine kadar her yerde forma giydi...

Rusya’da oynanan maçlar sonrasında ay yıldızlıların en iyi futbolcusu seçildi...

Daha ismi duyulmadan önce kendisi ile görüştüğümde, hırsı ve azmi her halinden belli oluyordu.

O zaman takımda oynayan yabancı oyuncu Lincoln vardı ve Emre öyle sözler etti ki, şaşırmamak elde değildi. “Lincoln’den hiç eksiğim yok onun tek kazancı Türk kökenli olmaması. Bugün o şansı bana verseler hemen hazırım” diyordu...

Teknik adam olarak; Rijkaard, geldi olmadı, Hagi geldi geçici oldu, bir türlü gerçek anlam da şans bulamadı.

Kaale bile alınmıyordu

Futbol dünyası da “Onun bir kere yapısı ufak, çelimsiz, daha çok pişmesi gerekir” yorumlarını yapmaya başladı.

Kimileri de kaale bile almıyordu.

Fatih Terim geldi madeni keşfetmişti, belki kendi var oluşunun filizlerini onda gördü. Terim, Emre’yi deniz altı gibi yavaş yavaş dipten giderek yukarı çıkarmasını bildi.

Her geçen hafta futboluna futbol katmaya başlayınca, “mangal partilerini” seven kişiler, Emre’yi ızgaradan almaya başladı.

Fizik açısından kendine bücür diyenler, Ordu’lu Emre isimli balığı tutmaya başladılar.

Elektrikçi olan babası Olcay Çolak çocuğunu disiplinli bir şekilde yetiştirmesini biliyor.

Saat ayarları hep babanın elinde.

Emre Çolak şimdi raylı sistemde hareket eden tren gibi, aynı raydan gidiyor.

Emre Belözoğlu ve Arda Turan’dan sonra fışkıran cevher Emre Çolak oldu...

Bakalım iyice pişen, yanmadan sahalarda olan Emre’nin bundan sonra raydan çakıp çıkmaması kendine kaldı...
 

X