Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yanlış bilgi... Yanlış sonuç...

GÜNAH bizden gitti; çünkü Başbakan Tayyip Erdoğan eğer Malezya’ya yaptığı gezi öncesinde dönüp Ordu’da yapılan "fındık mitingi" konusunda yanlış bilgilere dayalı şeyler söylemeseydi, tekrar fındık mitingi konusuna değinmeye hiç niyetimiz yoktu.

Sayın Başbakan kamuoyuna yanlış bilgiler veriyor ve kanaatlerini de o yanlış bilgilere dayandırdığı için yanlış sonuçlara ulaşıyor.

Başbakan Erdoğan, bazı muhabirlere göre 80-100 bin (resmi tahminlere göre 40-50 bin) kişinin katıldığı mitinge "kuvvet kullanılarak müdahale edilmesi" emrini kendisinin verdiğini söylüyor. Olayı aynen şöyle anlatıyor:

"Bir Vali, Emniyet Müdürü’ne talimat verecek ve Vali’nin verdiği talimata tamamen ters bir cevapla (Emniyet Müdürü) rest çekecek. Ve bu Emniyet Müdürü orada duracak."

Mitinge katılanlardan 10-12 bin kişilik bir grubun Samsun-Giresun yolunu trafiğe kapatması nedeniyle, hem kendisinin hem de Ordu Valisi Dr. Said Vakkas Gözlügül’ün "bu yolun zor kullanılarak açılması" yolunda talimat verdiğini, ancak Ordu Emniyet Müdürü Rıdvan Güler’in bunu dinlemediğini söylüyor.

Oysa dünkü Anadolu Ajansı bültenlerinde Vali Gözlügöl’ün açıklaması var. "Güvenlik gücü amirlerimizle benim aramda nezaketi aşan bir diyalog yaşanmamıştır" diyor.

Demek ki ne bir "ters cevap" olmuş, ne de bir "rest çekme" durumu yaşanmış. Başbakan devam ediyor:

"Bir taraftan otobüs kuyrukları Akçaabat’ta, diğer taraftan Samsunda. Ben verdim talimatı, bizzat aradım. Bu yol trafiğe açılacak dedim. Bu esnada hastaneye yetiştirilemediği için iki kişi öldü. Neden? Trafik kapalıydı. Bunun sorumlusu olmayacak mı?"

Bir defa kuyruk o kadar uzun değil... Ama zaten yolun kapatılmasını savunan yok. Bu eylemin suç olduğu zaten orada yolu kesenlere de bildirilmiş. Nitekim akşam saat 21.30’da, yani topluluk yaklaşık 2000-2500 kişiye düşünce polis müdahale edip yolu açmış.

Kaldı ki "hastaneye yetiştirilemediği için ölen" tek kişi yok. O gün Ordu civarında denize girip boğularak ölen 2-3 kişi olmuş. O kadar.

Yaklaşık 50 bin kişiye müdahale etmesi istenen polis sayısını araştırdık. Ordu dışından gelen takviye güçle birlikte toplum sayı 454 imiş. Alınan istihbarat ve olağan önlemler nedeniyle -bir saldırıya uğramalarını engellemek için- bunların 300 kadarını Vilayet, AKP il binası; BİM mağazası; Fiskobirlik dahil hassas noktaları korumak için görevlendirmek gerekmiş.

Başbakan, "Kadınları, çocukları öne sürdüler" demiş. Oysa bu hiç olmamış.

Olayı yaşayanlar diyor ki, "O kadar polisle halka karşı zor kullanılsaydı, Ordu’dan kaç ölü çıkardı, ne kadar işyeri tahrip ve yağma edilir, kaç noktada yangın çıkardı, düşünmek bile istemiyoruz".

Olayın bilançosunu sorduk... O akşam, karayolunun açılması için yapılan müdahale sırasında 16 polis memuru ile 24 sivil hafif yaralanmış. Bir adet TIR kamyonunun camı kırılmış. Onun bedeli olan 1300 küsur YTL’yi de mitinge katılanlar toplayıp sürücüye vermiş. Toplam 38 kişi gözaltına alınmış. Savcı hepsini dinlemiş, sonra serbest bırakmış.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI