Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yalnız kalan eşyalar ne yaparlar?

İÇİNE düştüğüm marazın psikoloji biliminde yeri nedir bilmiyorum ama son zamanlarda eşyaların yalnız kaldıklarında ne yaptıklarını çok merak etmeye başladım.

Küreselleşen dünya beni yıl içinde birkaç değişik evde yaşamaya mecbur ediyor. Bazı evler ben gittikten sonra yapayalnız kalıyor, bazılarında benim kullandığım eşyalar ben yokken hiç kullanılmıyor, yaşadığım-çalıştığım odalara, özel bir neden olmadıkça, hiç girilmiyor.
Merak ediyorum, insanlar yokken bir masa, bir sandalye, yatak, döşek, kap kacak, koltuk, hele hele TV, radyo, bilgisayar ne yapar?
¡ ¡ ¡
Neden böyle abuk bir sorunun aklımda yer etmesine duçar oldum?
Aylarca kullanmadığım, dokunmadığım, yapayalnız kalmış bir eşya, örneğin çalışma masası, o eve geri döndüğümde biraz yaşlanmış, biraz değişmiş, hatta biraz kırgın gibi duruyor da ondan!
Diyeceksiniz ki, eşyalar aylar içinde eskir, toz tutar, hatta kirlenir.
Doğrudur, örneğin bir çalışma masası aylar sonra karşılaştığımızda bana sanki rengi solmuş, üzerinde biriken toz yüzünden keyfi kaçmış, neşesini kaybetmiş, kırgın ve üzgün gibi geliyor.
Daha ötesi, sanki 8 ay önce, 4 ay süreyle iç içe, koyun koyuna, günde en az 6-8 saat birlikte yaşarken, arada geçen 8 ay içinde sanki birbirimizden uzaklaşmışız, kopmuşuz gibi bir yabancılık hissediyorum.
Sanki o, o kadar yakın bir ilişkiden sonra yapayalnız kalmış, aylarca yolumu gözlemiş, hem de arada geçen sürede benim iki-üç başka masa ile hal-i hamur olduğumu biliyor!
Geçen ekim ayında yazlık evin kapısını 8 aylığına kilitlerken, 8 yıldır başına gelenin 9. yılda tekrar edeceğini biliyordu.
¡ ¡ ¡
Ben çalışma masamı yazıyorum, zira evlerde en çok çalışma masaları ile yakınlaşıyorum. Ama, eminim her geceyi beraber geçirdiğim yatak, gürültüsü ile evi boğduğum televizyon da aynı duygu içindeler.
Onlar da aylarca toz içinde boynu bükük, yapayalnız 8 ayın geçmesini beklediler.
Hele hele düşünün ki, televizyon 4 ay eve hükmetti. Günde en az 10 saat esti gürledi. Ev onun lütfettiği sesler ile gümbürdedi. Günün başladığına, sona erdiğine o karar verdi. Ama, 8 aydır sesi soluğu kesik. Ne esebiliyor, ne gürleyebiliyor, aylardır bir kişiyi bile karşısına çekip saatlerce esir almayı başaramadı!
¡ ¡ ¡
Ancak, eşyaların saf bir tarafı da var. Aylardır yüzüne bakmadığınız masa onu iyice silip, ıslak ve sabunlu bir bezle parlatıp, arkasından da bilgisayarınızı üstüne kurmaya başladığınızda anında sevinmeye başlıyor.
4 ay sonra başına yine ne geleceğini bildiği halde seviniyor.
Önce birbirimizi biraz yadırgıyoruz. İnternet 8 ay aradan sonra biraz nazlanıyor. Ama, çok geç değil, yarım saat sonra yekahenk birlikte yaşamaya, oynaşmaya, yazmaya, hatta itişip kakışmaya başlıyoruz.
Sanki geçmiş ayrılıklar hiç yaşanmadı, gelecek ayrılıklar hiç yaşanmayacak!
¡ ¡ ¡
Bir evi kapatıp giderken, eşyalar ardımdan ne konuşuyorlar, çok merak ediyorum.
X