Ya Özkök konuşmasaydı?

GENELKURMAY Başkanı Özkök konuştu, Türkiye'de tavır değişti.Özkök, hükümet tezkeresine Milli Güvenlik Kurulu'nda kapalı kapılar ardında verilmeyen desteği dün basını çağırarak açık bir biçimde verdi.

Özkök'ün söyledikleriyle, Gül'ün, Erdoğan'ın söyledikleri arasında büyük farklar yok.

Ama Gül ve Erdoğan'ı eleştirenler Özkök'e alkış tuttular.

Özkök, bu desteğin MGK toplantısında neden verilmediğini soranlara, ‘‘Parlamentoyu baskı altına almaya çalıştığımız yolunda bir izlenim doğabilirdi. Bu nedenle o gün bunları söyleyemedik’’ dedi.

İlginç.

Refahyol'un 28 Şubat'ından AKP'nin 28 Şubat'ına kadar Türkiye'nin aldığı mesafeyi gösteren bir açıklama. Özkök gibi, ‘‘demokrat’’ bir komutan söylediği için inandırıcı, her iki taraf açısından da, Türkiye adına sevindirici bir gelişme.

Fakat aynı oranda da düşündürücü.

Çünkü Türkiye'de kurumlar arasında hálá bir ‘‘samimiyet’’ ve ‘‘şekil’’ sıkıntısını da gösteriyor.

Çünkü MGK'nın ‘‘kibarlık’’ yapması ve Meclis'in de MGK'nın sahip çıkmamasından cesaret alarak tezkereyi reddetmesinin sonuçları bu kadar ‘‘pozitif’’ olmayabilirdi. Türkiye açısından bundan sonraki aşama MGK'nın karar alırken, ‘‘Acaba Meclis kendini baskı altına alınmış hisseder mi?’’ sorusunu kendi kendine sormasına gerek duymayacak bir ‘‘asker sivil samimiyetinin’’ oluşmasıdır.

Meclis-hükümet ve Genelkurmay üçlüsünün bu hafta içinde sergilediği tavır, o günün çok uzak olmadığının göstergesidir.

Hepiniz 1022 dolar ödeyeceksiniz


AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan katıldığı Teke Tek programında ‘‘Türkiye'nin 2003 yılında 73.5 milyar dolar ödemesi var. Bunun nasıl yapılacağı konusunda kafa yormayanlar ABD ile yaptığımız pazarlık konusunda atıp tutuyor’’ demişti. Bu hafta katılan Deniz Baykal ise Erdoğan'ın verdiği rakamları yalanlamış ve Türkiye'nin bu yıl yapacağı borç ödemesinin 12 milyar dolar civarında olduğunu belirtmişti. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan önceki gece aradı.

‘‘Genel Başkanımız Teke Tek'i izlemiş. Sayın Baykal'ın verdiği bilgilerin gerçeği yansıtmadığını bilmenizi istiyor’’ dedi.

Borç ödemeleri ile ilgili detaylı bilgiler verdi. Ve ABD'den gelecek ‘‘savaş tazminatı’’ ile yapılacak işleri aktardı.

Ben de resmi bir yazı ile gerçek borç miktarı konusunda beni bilgilendirmesini istedim.

Sabah erken saatlerde hemen bir faks ile bilgiyi yolladı.

Buna göre Türkiye'nin 2003 yılı içinde ödemesi gereken ‘‘iç borç’’ miktarı 62 milyar 300 milyon dolar.

Aynı dönemde ödenecek ‘‘dış borç’’ miktarı ise ise 11 milyar 277 milyon dolar.

Toplamı 73 milyar 577 milyon dolar. İç borç miktarı dolar kurundaki tahmin dışı değişimlere göre çok az artıp azalabilir. Ancak tutar bu.

Anlaşılan Deniz Bey'in ödenecek borçtan kastı ‘‘dış borç’’. Çünkü oradaki rakam tutuyor. Yani bu yıl her Türk vatandaşı 1022 dolar borç ödeyecek.

Kişi başı gelirin neredeyse yarısı.

Vali Güler’den ‘huzurlu’ karar


İSTANBUL'un yeni valisi hakkındaki düşüncelerimde ne kadar haklı olduğumu dün basit bir örnekle gördüm.

Valilikte yapılan toplantıda Vali Güler Galatasaray-Fenerbahçe maçına Fenerbahçeli taraftarın alınmayacağını açıkladı.

Son derece doğru bir karar. Üstelik de son derece adil bir karar.

Çünkü biliyorum ki, tersi bir karar çıksaydı İstanbul son derece gergin bir hafta sonu yaşayacak ve müthiş olaylar çıkacaktı.

Bunu bilmek için alim olmaya veya istihbarata gerek yoktu. İstanbul'daki ‘‘holigan yapısını’’ biraz biliyor olmak yeter..

Aslında bu toplantıya bile gerek yoktu. Çünkü zaten ilk yarı oynanan maçtan sonra Emniyet Müdürü Özdemir bu konuda Galatasaray Başkanı'na söz vermişti.

Ancak açıkçası ben bu sözün tutulacağından emin değildim.

Fakat Vali Muammer Güler ‘‘yönetici’’ olduğunu kanıtladı ve riske girmedi. Eminim ki, tersi olsaydı yani ilk maç Ali Sami Yen'de oynanmış olsaydı ve bu kez Saraçoğlu'na Galatasaraylıların sokulmaması gerekseydi Vali yine doğru olanı yapar ve bu kararı verirdi.

Tabii Aziz Yıldırım'ın tepkisi de ilginç. Hasan Özdemir aylar önce ‘‘Ali Sami Yen'e Fenerbahçeli taraftar almayacağız’’ dediği zaman sesini çıkarmamıştı. Dün kıyameti koparmış.

Herhalde o sözün unutulacağını düşünüyordu.

Ama yanıldı.

Karar doğrudur. Maça çocuğunu gönderen bir ananın, bir babanın üzülmesinin, evlat acısı çekmesinin önüne geçen bir karara saygı duyması gerekirdi.

Ama öğrenecek.

Yıldırım yanıldı. Bakalım ‘‘Bu maça Serdar Tatlı'yı atayacaklar çünkü tezgah böyle kuruldu’’ diyenler de yanılacak mı?

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?


En pahalı elektrik, yatırım yapılması için uğraşılan Doğu Anadolu'da satılmadığı zaman.
Yazarın Tüm Yazıları