Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vay şeyini şey ettiğimin şeyi...

<B>YAPMAYINIZ </B>muhterem başkanım, etmeyiniz eylemeyiniz sayın başkanım. Bizi merakta bırakmayıp ayrıntı veriniz değerli başkanım.

Kimin şeyini şey ettiniz? Nasıl ettiniz? Nerede ve hangi koşullarda ettiniz? İyi miydi bari! Memnun kaldınız mı?

Bu iş öyle bir cümle ile geçiştirilmez büyük başkanım!

Anlatınız, ayrıntı veriniz!

Hem birinci sayfalara, hem de magazin sayfalarına ne biçim konu olur, ağzınızdan çıkan bu cümleden ne manşetler üretilir:

‘Arınç beyefendi nasıl şey etti?’

‘Başkan açıklıyor: Kimin şeyini şey etti?’

‘Karanlıkta kalan noktaları yazarımız araştırıp buldu. Sır perdesini aralıyoruz. İşte başkanımın şeyini şey ettiği şeyin hiç bilinmeyen perde arkası.’

Öffff!.. Muhteşem!.. Gelsin satış rekorları!

***

İşin şakası bir yana... Bunca yıldır bu ülkede yaşıyorum, bunca yıldır gazeteciyim, böylesini görmemiştim, duymamıştım.

Bir Meclis Başkanı ortaya çıkacak ve basın toplantısında bu sözleri söyleyecek. Bir gazetecinin sorusuna böyle bir yanıt verecek!

İnanılmaz bir şey.

Dün gazeteye geldiğim zaman arkadaşlar ‘müjdeyi’ verince inanmadım. Gerçekten inanmadım. Espri, şaka yaptıklarını düşündüm. Birbirimizi sürekli işletiriz, 1 Nisan geçmişti ama beni işletmeye kalkıştıklarını zannettim.

Öğlen yemekhanede yemek yiyoruz. Arkadaşlara dedim ki ‘Göreceksiniz, Arınç öğleden sonra mutlaka bir açıklama yapar. Ya özür diler, ya da dil sürçmesinden, sözlerinin maksadı aştığından dem vurur. Eli mahkûm, bir açıklama yapacak’.

Odama çıktım, birazdan yazılı açıklamasını öğrendim. Başka çaresi yoktu ama iş işten geçmişti.

***

Basın toplantısında gazeteci, türbanlı eşinin isminin niçin davetiyede yer almadığını soruyor. Bay Arınç, ‘Bunun karşılığı şeyini şey ettiğimin şeyidir’ dedikten sonra kafasına dank ediyor ve 2 saat sonra yazılı açıklamasında şecaat arz ediyor:

‘Verdiğim cevap yanlış anlaşılabilecek durumdadır.’

(Yok efendim, çok doğru anlaşıldı ve iyi oldu. Bu kadar açık bir şey söylenemezdi.)

‘Resepsiyonlara eşimin katılması konusu yüzlerce kez sorulmuştur. Aynı soruyu her yerde aynı tarzda sormaya devam eden basın mensubu arkadaşlarımın bu tavrını anlamış değilim. Bunu anlamak mümkün değildir.’

(Yakında anlarsınız muhterem başkanım! Bazı gazeteciler siz iktidar mensuplarına çeşitli yerlerde, ekranlarda, basın toplantılarında çanak soru sorunca pek hoşunuza gidiyor da, böyle normal bir soru sorunca asabınız niçin bir anda bozuluyor, dengenizi kaybediyorsunuz?)

‘Krizlere yer vermemek için eşim resepsiyonlara (Meclis’te düzenlenen 23 Nisan davetlerine) katılmama kararı almıştır ve bizce bu bir fedakárlıktır.’

(Fedakárlığın böylesine helal olsun!)

Ancak, 3 Kasım seçimleri öncesinde Kahramanmaraş’ta miting kürsüsünde ‘Türban konusunu çözmek bizim namus borcumuzdur’ diye haykıran kendisiydi.

Şimdi ise türbanlı eşini, kendi düzenlediği resepsiyona getiremiyor.

Delikanlı adam sözünün arkasında dururdu. Kendini bu duruma düşürmezdi.

Yazılı açıklamasında son cümlesi şöyle:

‘Ancak bugün biraz sinirli olarak verdiğim cevabın, maksadını aşan bir üslup olduğunu kabul ediyorum.’

Çok teşekkür ederiz! Ancaaak, ‘devlet adamı’ olmak kolay iş değildir.

Eline, beline ve özellikle diline hákim olacaksın. Birisi o makama oturduysa, artık ‘devlet adamı’ olduğu varsayılır.

Her davranışında, her sözünde topluma örnek olması gereken kimsedir.

‘Efendim uykusuzdum... Sinirliydim... Tansiyonum çıkmıştı... Karımla kavga etmiştim, asabım bozuktu...’

Bu gibi mazeretleri öne sürmeye ‘devlet adamının’ hakkı yoktur.

Arınç Bey ‘Şeyini şey ettiğimin şeyi’ diyerek Türk siyaset tarihine geçmeyi başardı! İsmi çıktı dokuza, inmez sekize!

Kendisini kutluyorum, ‘Ağzına sağlık başkanım’ diyorum, başarılarının devamını diliyorum! Şeyini şey ettiğimin şeyi dünyasında başka bir şey söylesem ayıp kaçacak.

Daha ne diyeyim yani!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI