Varoşların gücü

Enis BERBEROĞLU
Haberin Devamı

Endonezya'daki cinnetin nedenleri hakkında farklı yorumlar var.

Örneğin Suharto rejiminin 10 gün önce petrol ürünleri ve elektriğe yaptığı yüklü zammın ardından, o tarihe kadar üniversite kampusları ile sınırlı kalan protestoların kitlesel halk hareketine dönüştüğünü düşünürsek, tek sorumlu IMF'dir...

Çünkü IMF, Endonezya'ya vereceği 43 milyar dolarlık yardım için önşart olarak ekonomideki sübvansiyonların kaldırılmasını istiyor.

Malezya Başbakanı Mahatir Muhammed, IMF'nin bu talebini ‘‘darbe tezgâhı’’ olarak yorumluyor. Muhammed'e göre, Asya Kaplanları'nın gelişen ekonomik gücünden korkan Batılı ülkeler, Endonezya ve Malezya'da halkı isyana sürüklemek için IMF'yi kullanıyor.

Ancak bu komplo teorisini yorumlarken Asya Kaplanları'nı yaratan gücün aslında Batılı sermaye olduğunu unutmamak gerekiyor.

***

Peki Endonezya bu dış kredileri nasıl kullandı?

Ülke ekonomisi 1970'li yıllardan itibaren yıllık ortalama yüzde 6'lık bir hızla büyüdü. 32 yıllık Suharto rejimi 200 milyon nüfuslu ülkede kişi başına milli geliri 80 dolardan 1300 dolara yükseltti.

ABD'li prenslerin yardımıyla piyasa ekonomisi reformlarını yürürlüğe koyan Suharto, ailesini de unutmadı. Başkan Suharto'nun altı çocuğundan dördü, otomotiv, telekomünikasyon ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin sahibi... Servetleri 5-30 milyar dolar arasında hesaplanıyor.

Endonezya'da balık baştan kokuyor. Ve IMF ile sokağa dökülen halk, aslında aynı endişeden hareket ediyor:

Milyarlarca dolarlık yabancı kaynak, bu kokuşmuş, yolsuzluk düzenine egemen siyasi elitin cebine iniyor.

***

TV haberlerinde herhalde dikkat ettiniz, yağmacılar özellikle Çinliler'e ait işyerlerini tercih ediyor. Nüfusunun yüzde 87'si Müslüman olan Endonezya'da Çinli düşmanlığı yüzyıllık gelenek...

Ülke nüfusunda yüzde 5'ten az paya sahip Çinli azınlık, milli servetin üçte ikisini kontrol ediyor. Cakarta Borsası'na kayıtlı 163 şirketin yüzde 80'inin sahibi Çinli işadamları...

Üstelik Çinliler'in bu servete, Suharto rejiminin yolsuzluklarına suç ortaklığı ederek ulaştığı düşünülüyor. Mesela, ülkenin en zengin adamı sayılan dolar milyarderi Çinli Liem Sioe Liong, servetinin büyük bölümünü resmi ihalelerden sağladı.

Başkan Suharto'nun yakın arkadaşı Çinli milyarder, hükümetin tanıdığı ithalat tekellerinden de yararlandı. Son ayaklanmalar sırasında evinin ve aracının yakılması, yağmalanması bu yüzden...

***

Endonezya'da son olayların güçlendirdiği Müslüman lider Emin Reiz, Suharto rejiminin son günlerini yaşadığına inanıyor.

Endonezya'da Başkan Suharto dahil herkes Silahlı Kuvvetler'in kararını bekliyor. Ordu, Suharto'ya sırt çevirirse başkan istifa etmek zorunda kalacak.

***

Kısacası, ismini bir an unutursak önümüzde bir ülke var ki;

1) Neredeyse üç kuşaktır değişmeyen siyasi kadrosu yolsuzluklara karışmış, yöneticiler ülke yoksullaşırken kişisel servet edinmiş.

2) Gelir dağılımı çok adaletsiz. Ama siyasi rejime güven eksikliği ve halkın yoksulluğu, ekonomik reformların önünü tıkıyor.

3) Ulusal bir etnik grup, günah keçisi seçilmiş...

İşte bu ülkede iki dinamik var: Varoşların gücü ve Silahlı Kuvvetler.

Bizce varoşların gücünü umursamayanlar Endonezya'dan ders almalı.

Ama daha önemlisi, varoş yağcılığı yapanlar da, açlığın kör öfkesinin nelere mal olduğunu hiç unutmamalı.













Yazarın Tüm Yazıları