Uyanık Samim, domuzlu pizza yediren lokantadan Mekke tazminatı istedi

Uzakdoğu kuş gribinden kırılıyor. Şimdiye kadar Vietnam'da beş kişi öldü.

Milyonlarca tavuk itlaf edildi. Çin'de SARS hastalığı ile besin kaynağı hayvanlar arasındaki bağlantı keşfedilince, binlerce misk kedisi aynı yolu boyladı. SARS yüzünden yılan mönüsü sunan lokantaların işleri durdu. Deli dana hastalığı sonunda ABD'de de ortaya çıktı. Misk kedisinden yılana, bu kadar geniş yelpazede etoburluk pek de sağlıklı bir iş değil diye düşünürken bizim domuz vakası patlak verdi. İzmir'deki domuz ve at etli çiğ köfte vakasının dünyadaki diğer örneklerden farkı, legal beslenme zinciri içinde meydana gelmemiş olması. Nusret Usta'nın çiğ köftesinden yiyip trişinozis tanısı konulan hastalar, kaçak et kurbanı. Sağlık açısından sonuç öyle vahim ki, skandalın İslami boyutu bile gölgede kaldı. Dünya literatüründe ise İslami skandala yol açan nice domuz kazaları var.

Bir Müslüman bilerek ya da bilmeyerek domuz eti yediği takdirde, bu günahtan arınmak için Mekke'ye mi gitmelidir? İslam'da günah çıkarma müessesesi olmadığına göre sanmıyorum.

Ancak dünyanın öbür ucunda, mesela Yeni Zelanda'da, bir domuz kazasını Mekke'ye aile boyu bedava bilete çevirmeye çalışan uyanıklar çıkabiliyor. İslam'ın kurallarından pek anlamayan kamuoyu da adam haklı mı değil mi diye günlerce tartışıyor.

İki yıl önce meydana gelen olay şöyle cereyan ediyor: Muhammed Samim adlı Fiji göçmeni Müslüman bir Yeni Zelandalı, karısı, annesi, kayınpederi ve baldızıyla birlikte Pizza Haven adlı lokantaya gidiyor. Ancak vejetaryen pizzanın tam orta yerinde aile bireyleri, peynir tabakasının altında domuz pastırması olduğunu fark ediyor. Önce lokantada olay çıkaran Muhammed Samim, ardından polise, sonra da gazetelere başvuruyor, ailecek büyük bir günah işlediklerini ve bu günahın müsebbibi olan lokantanın beşini birden Mekke'ye göndermesi gerektiğini söylüyor.

Olayın medyaya yansımasıyla birlikte kamuoyu aile Mekke'ye gönderilmeli mi diye tartışmaya başlıyor. Ülke çapında büyük bir zincir olan Pizza Haven, domuz etinin vejetaryen pizzaya nasıl girdiğini araştırdıklarını belirterek aileden özür diliyor ve ücretsiz helal pizza teklif ediyor.

Ancak Samim ısrarından vazgeçmiyor, İslam'ın en önemli yasağını çiğneyip günaha battıklarını, lokantanın ise kuru kuru özür dilemekle yetinip, şöyle gerçekçi bir tazminat önerisinde bulunmadığını, Mekke'ye gidebilmek için lokantayı mahkemeye vereceğini ilan ediyor.

Bunun üzerine Müslüman din adamları devreye giriyor ve İslam'da günahtan arınmak için Mekke'ye gitmek gibi bir şart olmadığını, ailenin zaten bilmeyerek domuz eti yediği için dünyanın herhangi bir yerinde Allah'ın affına sığınmasının yeterli olacağını söylüyor. Allah'ın bu gibi durumlarda son derece bağışlayıcı olduğunu bildiren Müslüman Dernekleri Federasyonu, Muhammed Samim'in iddia ettiği gibi ‘‘İslam şeriatında domuz etine 40 metreden fazla yaklaşılmaz’’ diye bir kural da bulunmadığını, lokantanın düpedüz istismar edildiğini duyuruyor ve yetkili bir merci olduğu için Yeni Zelanda kamuoyunu ikna etmeyi başarıyor.

Ancak Muhammed Samim'in direnişi sürüyor. Aynı Hıristiyanlar gibi 10 çeşit Müslüman olduğunu ve kendisinin bir Sünni olarak, Mekke'ye gitmeden arınmasının mümkün olmadığına inandığını bildiriyor. ‘‘Onlar tazmin etsin etmesin, ben ve ailem Mekke'ye gideceğiz. Olmadı kendi paramla giderim’’ diyor.

DOMUZLU BAHARATA HELAL FETVASI

Bazı durumlarda medyayla dans etmek tehlikelidir. Medya kanalıyla hak ararken, ansızın suçlu çıkıverirsin. Hele azınlık mensubu olarak dezavantajlı konumdaysan bu tehlike daha da büyür. Muhammed Samim'in akıbeti de böyle oluyor. Pizza-Mekke tartışmasının en heyecanlı yerinde, Samim'in değişik isimlerle polis tarafından çok iyi tanındığı ve çalıntı araç alım-satımıyla ilgili olarak hakkında birkaç soruşturma açıldığı ortaya çıkıyor ve Samim susuyor.

Yeni Zelanda'daki domuz dosyası böylece kapandı, ancak dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi olan Endonezya'daki domuz vakası başkanlık koltuğunu bile sarsan ulusal bir skandala dönüştü.

Nüfusun yüzde 90'ının Müslüman olduğu 203 milyonluk Endonezya'da hemen her kadının yemeğe çeşni katmak için kullandığı Japon malı MSG baharat karışımından domuz enzimi çıkınca helal ve haram gıda fetvalarından da sorumlu Ulema Konseyi kıyameti kopardı. Çünkü on milyonlarca Müslüman haram gıdaya maruz kalmıştı.

Japon şirketi Ajinomoto'nun piyasada bir numara olan bu ürünü sadece her evde pişen o keskin tatlı Asya usulü yemeklerde kullanılmakla kalmayıp, aynı zamanda soya ve acı biber sosuyla krakerlerin muhteviyatında da bulunuyordu. Ajinomoto'nun üst düzey yedi yetkilisi tutuklandı, fabrikalar kapatıldı ve 3 bin ton baharat ülke çapındaki dükkanlardan toplatıldı.

Asya piyasasında başa güreşen Ajinomoto'nun şöhreti sarsılınca Japon diplomasisi devreye girdi ve dönemin Endonezya Başkanı Abdurrahman Vahid'den baharata ‘‘helal’’ fetvası istendi. Kendisi de din adamı olan Vahid, Japon baskısıyla baharatı savunup, Ulema Konseyi'ni halkı galeyana getirmekle suçladı. Bunun üzerine Ulema Konseyi de Vahid'i, halkın dini çıkarlarını gözetmemekle suçladı.

Bu hararetli ortam yatıştıktan sonra Ajinomoto, baharat karışımında soya enzimi kullanmaya başlayarak helal sertifikası almayı başardı. Ancak piyasadaki eski yerine dönemedi. Çünkü Endonezyalı ev kadınları yemeklerine domuz enzimi kattıklarını asla unutmadılar.
Yazarın Tüm Yazıları