Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Unuttular, görmüyorlar!

SEVGİLİ okuyucularım, bugün bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Eğer izliyorsanız biliyorsunuz, İstanbul Menkul Değerler Borsası rekorlar kırıyor! Borsa sürekli yükseliyor. Dünyanın hiçbir borsasında böyle bir "yükseliş" yok.

Geçtiğimiz yılbaşından bu yana, yani yaklaşık 50 gün içerisinde borsamız yüzde 16 yükseldi!

Korkunç güzel, inanılmaz bir hadise!

Dahası var: Borsamız 2005 yılında da yüzde 59 oranında yükselmişti.

Eğer bir ülkede borsa böylesine yükseliyorsa, rekor üzerine rekor kırıyorsa, o ülkenin hükümeti bunu haklı olarak kendi lehine kullanır. Halka seslenir:

"Ey ahali, durumu görüyorsunuz. Ekonomi iyiye gittikçe borsa yükseliyor. Bu yükseliş sağlıklı ekonominin göstergesidir."

Oysa bizde durum farklı. Borsa yükselmesine yükseliyor da, ekonomi iyiye gittiği için değil. Tam tersine, çeşitli alanlarda ciddi krizlerin eşiğindeyiz.

İstanbul borsasında yabancılar oyun oynuyor. Niçin? Türkiye'deki faizler dünyada en yüksek.

Yabancı, yurtdışından kara parasını, ak parasını getiriyor. Ayrıca çeşitli ülkelerde başıboş gezinen yüz milyarlarca dolar sıcak para var. Bunlar da Türkiye'ye akıyor.

Dövizler geliyor, Türk parasına çevriliyor. Sonra borsadan hisseler alınıyor.

Mekanizmayı size çok basit olarak aktarmaya çalışıyorum:

Türk parasının değeri yapay olarak yüksek olduğundan, alım yapan her yabancı kazançlı çıkıyor. Ya borsaya giriyor, ya da sattığımız kağıtların faizine.

Şimdi birkaç rakama daha bakalım. Borsada kayıtlı pek çok büyük şirketin hisse çoğunluğu şu anda yabancıların elinde. İki örnek vermekle yetineyim:

Türkcell halka açık hisselerinin yüzde 92'si.

İş Bankası halka açık hisselerinin yüzde 69'u.

Bu listeyi uzatmak mümkün. Peki borsadaki toplam hisselerin yüzde kaçı şu anda yabancıların elinde?

Yüzde 67'si!

***

Türkiye'de şu anda 50 milyar dolara yakın sıcak para var. Korkunç bir rakam. Bu paranın sahipleri geliyor, dövizini bozduruyor, borsaya ve faize giriyor.

Sonunda kazanıyor. Kazandıkça yeni sıcak para getiriyor.

Yeri ve zamanı gelince, parasını yeniden yurtdışına götürüyor. Ancak şu anda gelen para, gidene göre çok daha fazla.

Buna bir de özelleştirme adı altında satılan kamu kuruluşlarını, Telekom, Tüpraş gibi altın yumurtlayan tavuklardan gelen paraları ekleyin.

Ülkemiz şimdilik dövize boğuldu! Bu yüzden paramızın değeri -yapay olarak- yükseldi. Gerçekte değer kazanmayan bir para suni teneffüsle kazanmış gibi oldu!

Peki bunun sonucu nedir?

İthalat patladı, ihracat düştü. İthalatçı malını ucuza getiriyor, yerli üretim çöküyor, fabrikalar kapanıyor, işsizlik patlıyor. Kendi paramızla dışarıyı besliyoruz.

İhracatçı iç piyasada zaten satış yapamıyor, çünkü talep yok. Malını dışarıya satınca düşük kur yüzünden zarar ediyor ve işi bırakıyor.

Ama öbür yanda borsa coşmuş, rekor üzerine rekor kırıyor, yabancılar malı götürüyor.


Borsa mekanizması sadece iki gruba çalışıyor:

1- Türkiye'nin zenginleri ve para babaları.

2- Yabancılar.

Borsamız yükseldikçe onlar kazanıyor!

Fakat gelin görün ki, bu yükselme sağlıklı değil.

***

Evet, İstanbul Menkul Değerler Borsası'ndaki hisse senetleri 2005 yılında, yani geçen yıl ortalama yüzde 59 değer kazandı.

Bu yılbaşından bu yana ise yüzde 16.

Dünya rekorlarını bizim borsamız paramparça ediyor!

Peki ama böylesine "muhteşem" sonuçlar sonrasında hükümet nerede?

Bu yükseliş sağlıklı, sağlam ve tutarlı olsaydı, her gün haykıracaklardı:

"Ey vatandaş, ekonomi öyle iyi gidiyor ki, borsamız rekorlar kırıyor."

Oysa hükümet sessiz. Borsa sözcüğünü ağzına bile alamıyor!..

Çünkü yabancılar daha kazançlı başka bir yer bulup sıcak parayı Türkiye'den çekmeye başladığında neler olacağını, başımıza hangi ekonomik krizlerin bineceğini çok iyi biliyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI