Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Türkiye uçuyor

NASILSINIZ Sayın Ali Babacan, iyi misiniz, hoş musunuz?

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın hatırını sormak istiyorum bugün, şu anda ne düşünüyor, kendisini nasıl hissediyor, merak ediyorum.
Merak ediyorum, çünkü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2009 Yoksulluk Çalışması Babacan’ı güç durumda bırakıyor.
Türk Ekonomisi ile ilgili yaptığı her açıklamada, Babacan pembe tablolar çiziyor. Gerek ekonominin global rakamları, gerek insan odaklı ekonomik verilerde Babacan bizi hep nurlu ufuklara götürüyor.
Ona ve AKP kadrolarına göre, ekonomik olarak “Türkiye uçuyor”, almış başını gidiyor. Görülmemiş kalkınma, muhteşem refah çoktan bizimle birlikte.
Hele de, refahın tabana yayılması, bireylerin toplam gelirden aldıkları pay, son sekiz yılda iyice artıyor.
Tüh, tam bu sırada devreye TÜİK giriyor. Bütün fiyaka bozuluyor.
YOKSULLAR ARTTI
Devletin kurumu, TÜİK’in açıklamasına göre:
“- Türkiye’de 12 milyon 751 yoksul var.
-  Türkiye’de 339 bin kişi açlık sınırı altında yaşıyor.”
Yoksulluk sınırı, gıda ve gıda dışı harcamaları kapsıyor. Kişi başına günlük harcama 2.15 doların, bugünkü pariteye göre, 3 lira 25 kuruşun altına düşüyorsa, o kişi yoksulluk sınırı altında bulunuyor.
Dört kişilik bir ailenin aylık geliri 825 liranın altında ise, nüfusun yüzde 18.08’i ki, 12 milyon 751 kişi ediyor, yoksulluk sınırı altında yaşıyor.
2003, 2004, 2005’te yoksul sayısı azalıyor. Bu iyi. Buna karşılık, son üç yılda yoksul sayısı artıyor. Yani, Türkiye uçmuyor. Uçanlar var ama, onlar çok küçük bir azınlık.
Tam bu rakamların açıklandığı sırada, daha geçen hafta hükümetin takdir ettiği asgari ücret akla geliyor.
625 lira olarak belirlenen asgari ücret, yoksulluk sınırının çok altında.
Daha ilk adımda, daha işe yeni başlarken, insanlar yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum ediliyor. Resmen, devlet eliyle.
TEĞET GEÇMEMİŞ
Açlık sınırı başka bir dram.
Dört kişilik bir ailenin aylık geliri 287 liranın altına ise ki, bu gelir sadece gıda harcamalarına bile yetmiyor, o aile açlık sınırı altında yaşıyor.
Türkiye’de bu durumda olanların sayısı 339 bin kişi ki, son üç yılda artıyor.
Bu talihsiz artışların iki nedeni var. Biri izlenen ekonomik politika, diğeri ekonomik kriz. İkisi de, geniş kitlelerin aleyhine işliyor.
Aslında, krize kadar işler yine de o kadar kötü değil. Türkiye uçmuyor ama, kötü değil. Kriz her şeyi değiştiriyor.
Neymiş, demek ki, “kriz bize teğet geçti” sözü doğru değilmiş.
Neymiş, demek ki, Türkiye uçmuyormuş.
Nasılsınız Sayın Ali Babacan, iyi misiniz?

Benim ideolojime göre dizi

317 yerli dizi, 18 TV kanalında oynuyor.
Bu rakam 2010 yılında gösterime giren yerli yapım dizilerin sayısı. Rakama bakılırsa, aziz Türk Halkı dizilere pek meraklı. Böyle bir talep olmasa, bir yılda bu kadar çok dizi mümkün değil. Zaten talep olduğu için o dizilere sponsor bulmak da, o kadar zor değil. Çünkü, dizi tutarsa, reklam yağıyor.
Dizilerle ilgili genel bir izlenimim var. Halk daha çok, tiyatro edebiyatı diliyle, konflikt (çelişki, içinden zor çıkılır durum) üzerinde durmak yerine, bunalım, gerilim, gerginlikten zevk alıyor. Onun için, o sahneler güm, güm, güm bir davul eşliğinde, dakikalarca uzayıp gidiyor. Bunalımın, gerilimin keyfini çıkarırcasına.
Günümüzün tartışılan dizisi, henüz ilk bölümü oynamış olan Kanuni Sultan Süleyman’ı anlatan Muhteşem Yüzyıl.
İlk bölümle birlikte başlayan tartışmaya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da katılıyor, “şikayetleri dikkate alacağız, kanun çerçevesinde gereğini yapacağız” diyor.
Meclis Dilekçe Komisyonuna dizilerle ilgili yüzlerce şikayet mektubu geliyor.
O şikayetlerle ilgili verilen demeçler de, aynı yönde.
İşin özünde başka bir şey yatıyor. “Benim ideolojim, senin ideolojin” meselesi. Benim ideolojime uygunsa, mesele yok. Değilse, diziyi kaldırma girişimi.

İbre Cindoruk’tan yana

HAFTAYA bugün Demokrat Partinin (DP) kongresi var. Seçim öncesindeki kongrede genel başkan seçilecek.
DP Genel Başkanı şu anda Hüsamettin Cindoruk. Göreve başlarken, Cindoruk bu kongrede genel başkanlığı bırakabileceğine ilişkin sinyaller veriyor. Ve DP bir arayışa giriyor.
O arayışta Tansu Çiller, İlhan Kesici, Mehmet Ali Bayar ile bir kaç başka isim daha gündeme geliyor. İsimlerin bir bölümü parti içinden öneriliyor, bir bölümüne sadece belli bir partili kesim destek veriyor. Ancak, ya o isimler böyle bir göreve sıcak bakmıyor ya da parti içinde bir isim üzerinde ortak uzlaşma sağlanamıyor.
Kongreye bir hafta kala DP’de yeni bir isim yok. Bu durumda, Cindoruk’un Genel Başkanlığı sürdürmesi sürpriz olmayacak. Son anda bir aday çıkmazsa.

X