Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Peki bu değirmenin suyu nereden geliyor?






Tufan TÜRENÇ

MERAK ediyorum, acaba Recep Bey'in yanıtları kendi vicdanına ve mantığına sığdı mı? Şimdi bir olay anlatacağım.

Tanığı, Recep Bey'in belediye başkanlığını kazandığı 1994 seçiminde belediye meclisine üye seçilen Aydın Irmak.

Belediye meclisi ilk toplantısını yapıyor. Başkanlık koltuğunda Recep Bey oturuyor. Oturumu da o yönetiyor.

Geleneklere göre belediye meclisinin ilk toplantısında saygı duruşu yapılıyor, onu takiben de hep bir ağızdan İstiklal Marşı söyleniyor.

Ama oturumu açan Recep Tayyip Erdoğan saygı duruşu ile İstiklal Marşı maddelerini atlayıp ‘‘Herkes Fatiha okusun’’ diyor.

Beşiktaş Beylediye Başkanı Ayfer Atay ile bazı üyeler ‘‘Ne yapıyorsun sen?’’ diye karşı çıkıyorlar.

Bunun üzerine Recep Bey ‘‘İsteyen içinden okusun’’ diyor ve yapılan itirazlara kulak asmıyor.

Bunun üzerine CHP grubu ayağa kalkıp İstiklal Marşı'nı okumaya başlıyor.

Recep Bey ve diğer Refah Partili üyeler ayağa kalkmak zorunda kalıyorlar.

* * *

Recep Bey başkanlık yaptığı 4.5 yıl içinde kaldırımların yeşile boyanmadığını, bunun bir iftira olduğunu söylüyor.

İnsaf...

O günkü gazeteler arşivlerde. Olay İstanbul halkının belleğinde.

Yine Aydın Irmak anlatıyor:

- Yalnız kaldırımları değil, otobüs duraklarını da yeşile boyadılar. İlk uygulama da Piyale Paşa Bulvarı'ndan başlatıldı. Bu olay üzerine tanıdığım olan Kasımpaşa Deniz Hastanesi Başhekimi bana dedi ki, bunlar ne yapıyor yahu? Bizim kaldırımları da boyamasınlar diye nöbetçi bekletiyoruz.

Kaldırım taşlarının ve otobüs duraklarının yeşile boyanması belediye meclisinde RP'lilerin dışındaki üyelerin de tepkisine neden oluyor.

ANAP'lı bir üye kalkıp Recep Bey'e ‘‘Siz ne yapmak istiyorsunuz? Böyle şey olur mu?’’ diyor.

Recep Bey gülerek şu yanıtı veriyor:

- Biliyorsunuz ben yeşile hayranım.

* * *

Yine yanıtlara dönelim.

- İçkili lokantaların kapatılması, kapatılamayınca da perde çekilmesi olayı hiç yaşanmadı, diyor.

Menderes'in ünlü sözüdür: ‘‘Hafıza-ı beşer nisyan ile malüldür. İnsan belleği unutma hastalığına sahiptir.’’

Yani ne istersen yap insanlar nasıl olsa bir gün unuturlar.

Bizlerin değil ama herhalde Recep Bey'in hafızası nisyan ile malül.

Nevizade Sokağı'nda yaşanan olayları unutmuş olmalı.

Oradaki esnaf lokantaları kapatıldığı için günlerce direniş yapmadı mı?

Özellikle varoşlarda içkili lokantalara zorla perde astırılmadı mı?

Recep Bey'in İslamcı firmaları kolladığını yadsıması ise sokaktaki çocukları bile güldürür.

Ben firma isimleri saymak istemiyorum. Benim tarzım değil ama bir gün bu gerçekler ortaya çıkar.

Recep Bey'in öteki yanıtlarının üzerinde durmaya bile değmez. Çünkü baştan sona takıyye dolu.

Şimdi kafamı kurcalayan bir konuya değinmek istiyorum.

Recep Bey 1994'ten 1998 ortalarına kadar belediye başkanlığı yaptı. Tek geliri maaşıydı.

Ondan sonra ise ben bir iş yaptığını duymadım, okumadım. Bilen varsa açıklasın.

Buna karşın, Recep Bey'in oğlu ile gelini Londra'da yaşıyor, kızları Amerika'da okuyor, kendileri Mercedes'ten aşağı inmiyor. Ailecek rahat bir yaşam sürüyorlar. Yani parasal bir sıkıntıları yok.

Peki ama bu değirmenin suyu nereden geliyor?

X