Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tufan Türenç: Bu yakınlaşma seçim işbirliği getirmeli

Tufan TÜRENÇ

TANSU Hanım ve arkadaşları bilmeden belki de Türk siyasetinin önündeki tıkanıklığın aşılmasına büyük hizmet edecekler.

Uzun zamandan beri akıllı uslu muhalefet yapan DYP nedense son zamanlarda gereksiz yere Başbakan Ecevit'i yıpratma kampanyası başlattı.

Yakışıksız olduğu kadar siyasi nezakete de sığmayan bu politika, Ecevit'i aşağılamayı amaçlıyordu.

Doğal olarak da Ecevit karşıtlarını bile rahatsız ediyordu.

Siyasette hata yapan rakipleri yerden yere vurmak doğaldır.

Ama onların fiziksel eksikliklerini veya fazlalıklarını silah olarak kullanmak hiç de hoş değildir.

Hele Tansu Hanım'ın grup toplantısında Ecevit için söylediği, ‘‘Eline verilen káğıdı okuyor. Hem de titreye titreye okuyor’’ sözleri siyaset raconuna hiç ama hiç sığmıyordu.

Baykal buna haklı olarak tepki göstermek gereğini duydu.

Doğru da yaptı. Rakibini vurmak için kural dışı silahları kullanma yolunu tercih edenlere karşı çıkmak politika ahlakının da gereğidir.

Deniz Bey'in bu çıkışı yapması Ecevit'i duygulandırdı ve uzun zamandan beri soğuk durduğu rakibine sıcak yanıtlar verdi.

Dediğim gibi, Tansu Hanım bilmeden Türk siyasetinin sol tarafındaki buzların erimesine neden oldu.

* * *

Deniz Baykal 1960'lı yılların sonlarına doğru genç bir bilim adamıyken Ecevit'in dikkatini çekmiş ve İsmet Paşa'ya takdim edilmişti.

Baykal'ın politikaya adım atması böyle oldu.

Sonra da Ecevit'in isteği üzerine seçimlere katıldı ve kontenjanı reddederek memleketi Antalya'da önseçime girdi ve seçildi.

12 Mart 1971 muhtırasından sonra başlayan Ecevit-İnönü mücadelesinde Ecevit'in yanında yer aldı.

Ecevit hükümetlerinde çeşitli bakanlıklara getirildi. Partinin önde gelen kurmaylarından biri oldu.

Politikada gün olur en yakın arkadaşların bile yolları ayrılabilir.

1975 yılında Ecevit-Baykal ikilisi de politikanın bu acımasız girdabına kapılmaktan kendilerini kurtaramadılar.

O tarihten sonra yolları ayrıldı.

Sonraki yıllarda da aradaki soğukluk bütün gayretlere rağmen giderilemedi ve iki politikacı sürekli birbirlerine uzak durdu.

Bu yüzden orta sol bölündü ve bu Türkiye'ye pahalıya patladı.

Uzun zamandan beri bir türlü sağlanamayan yakınlaşma demeç düzeyinde de olsa Tansu Hanım'ın sayesinde gerçekleşti.

* * *

Şimdi her iki partideki politikacılara büyük görevler düşüyor.

İki liderin yakınlaşmasını güçlendirmek, böylece iki parti arasındaki kemikleşmeyi de gidermek gerekir.

Türkiye'nin buna büyük gereksinimi var.

Belki de geleceğin iktidar yapılaşması bu sayede özlenen şekline kavuşacak.

Bunu illa iki partinin birleşmesi, bütünleşmesi olarak düşünmemek gerekir.

Şu aşamada parti örgütleri buna hazır olmayabilir.

Bunu zorlamayan bir yol bulunabilir.

Örneğin, ilk seçimde ‘‘DSP-CHP seçim işbirliği’’ sağlanabilir.

Her iki parti seçime ayrı ayrı da gidebilir, belli bölgelerde güçlü olanı daha az güçlü olan destekleyebilir.

Her iki partide bu stratejiyi formüle edecek çok sayıda kurt politikacı var.

Aynı dünya görüşlerini, aynı değer yargılarını savunan, Türkiye'yi çağdaş dünyaya en çabuk taşıyacak düşünceye sahip iki parti böyle bir işbirliği sayesinde güçlü şekilde Meclis'e gelebilir.

Bu yöntemle sol iktidar kurulabilir.

Hem Ecevit, hem Baykal siyasi hırslarını aşmış iki deneyimli politikacı.

Onların bundan sonra sadece tarihe hizmet borçları kaldı.

X