Tropikal ve küresel

DOĞRUSU, böyle ‘anti küreselciliğe’(!) can kurban ! Yalan mı yani?

Amerika Seattle'ında sanayileşmiş ülkeler toplantısı mı oldu, ‘haydaa bir iki, bir iki, Boeing kalkıyor Boeing’ bilumum ‘globalizasyon karşıtları’ ortalığı dağıtmak için dünyanın dört bir yanından Pasifik kıyısına konuverir.

Aynı şef İtalya Cenova'sında mı tekrarlanıyor, yine uçağa teşrif buyurun.

Ver elini Akdeniz limanı ve biraz da buranın altını üstüne getirelim.

Sonra Berlin, sonra Nice, sonra Brüksel...

Yaşasın ‘Anti Küreselleşmeci Turizm’ acentasının küresel turları !

Peki, bu değirmenin suyu nereden gelir, bu bilet paralarını kim öder, bu kadar masraf nasıl karşılanır? Canım bize ne ve üzümü ye, bağını sorma!

‘Kahrolsun küreselleşme’ ve gelecek sefer acep nerede buluşuyoruz ?

*

EFENDİM, eh Pasifik'i, Akdeniz'i, Kuzey ve Baltık denizlerini, Atlantik'in kuzeyini falan gördük, dolayısıyla şimdi aynı okyanusun güneyinde buluşuyoruz.

Brezilya'nın Porto Alegre'sine !

Ne yani, o şiş göbekli küreselleşmecilerin canı can da, sıskacık ‘anti küreselleşmeci’lerinki patlıcan mı ?

‘Üçüncü Dünya’nın ‘mahv-ı perişan’ ahvalini tropik iklim altında konuşmak; genetik dönüşümlü tahılların yasaklanması için yapılan oturumun yorgunluğunu ‘kamperinya’ kokteyl yudumlayarak atmak; fakir ülkelerdeki çocuk işgücünün tartışıldığı akşam seansını samba ritmiyle bitirmek onlar için de hak değil mi?

Üstelik, bu defaki birleşim aynı mekanda gerçekleşen başka bir oturuma karşı yapılmadığından, öyle tatava falan da çıkmayacak.

Tamam, Kanber'siz düğün ve protestosuz ‘anti küreselleşmecilik’ olmaz ama protesto edilecek şey ta New York'ta toplanan ‘Dünya Ekonomik Forumu’...

Herhalde Bin Ladin'e özenip oraya intihar uçağı gönderilecek değil

Zaten, Davos'un adını taşıyan ‘kapitalist kurum’a karşı ‘alternatif’ yaratabilmek için şimdikisi ‘Dünya Sosyal Forumu’ ismiyle vaftiz edilmedi mi ?

Sanırım, Porto Alegre'nin ‘Alegre’si Portekizcede ‘neşeli’, ‘şen’ anlamına geliyordur. Dolayısıyla, hadi ‘anti küreselleşmeciler’, ‘alegre alegre’ yahu !

Önce ‘kampirinya’dan fırt ve sonra samba-samba-samba, popoları hep beraber ve uygun ritmde sallıyoruz, ‘k-a-h-r-o-l-s-u-n k-ü-r-e-s-e-l-l-e-ş-m-e’ !

*

AMAN canım, ister kahrolsun, ister varolsun, hiç umurumda değil !

Kim takar Yalova kaymakamını ve kim takar, ‘ültra küreselleşmeci’leri bile mumla aratan başka bencilliklerle donanmış ve sırf ‘anti’de buluşmuş zevatı...

En kuş beyinli münevverlerden en rate ‘nasyonal cumhuriyetçi’; süper açgözlü köylülerden travmatik kompleksli sendikacılara; dangalak çevrecilerden ahmak komünistlere, tam bir yamalı bohça olan ‘Dünya Sosyal Forumu’nun delegeleri ne derse desin, işte adı üstüne küre bu, d-ö-n-e-c-e-k!

Ama yine de beni Porto Alegre çok ilgilendiriyor ve orada olmak isterdim.

*

ÇÜNKÜ, hem ziyaret, hem ticaret kabilinden Brezilya'yı da görmüş olurdum.

Hiç gitmedim. Hatta, zahir egzotikam sınırlı, Arjantin ve Şili diye kıvrım kıvrım kıvranmama rağmen Amazonya ülkesi beni geçmişte de öyle fazla çekmedi.

İşte herkes gibi ‘Kara Orfeus’ filmini seyretmişliğim, Rio Karnavalı'nı duymuşluğum ve Joao Gilberto bossa novasıyla büyülenmişliğim var...

Daha deşsem, belki Glober Rocha'nın ‘yeni sinema’ ekolüne, Jorge Amado'nun ‘Ölü Deniz’ romanına, Carlos Jobim'in Latin cazına dek inebilirim. Hepsi bu !

‘Taurus’ marka tabancalar ve ‘Embrear’ yapımı uçaklar sayılmaz...

*

KABUL, fotoğraf ve ekranda hop oturup, hop kalkarak baktığım ve o muhteşem kalçalarıyla Copacabana plajında endam sergileyen kadınlar hep nefesimi kesti.

Kesti ama, işte fi tarihinde ancak tek bir tanesinden nasiplenebildim.

Yalan da söyleyecek değilim, zahir bunun kaidesi Rio kumsalından ziyade Sao Paolo tersanesinde gezinmişti ki, hiç de öyle ahım şahım etkilemedi.

Fakat, kaide başka, istisna başka, konuyu araştırmaya devam etmek isterim.

Ve, benden iyi döktürenini mi bulacak, eğer gazetem kıymetimi bilip ‘anti küreselleşmeci’ forumu izlemek için fakiri Porto Alegre'ye göndermiş olsaydı, hem ödevimi canla başla yerine getirirdim, hem de araştırmayı derinleştirdim.

Örneğin, acaba, bugünkü oturumunda, kan emici IMF'nin tüm borçları silmesi için yapılan tartışmayı tercüme kabininde çeviren şu muhteşem kadın, toplantı bitip kabinden çıktığında, Copacabana plajındaki endamla mı yürüyecek ?

Eminim öyle yürür... O takdirde de ben, gazeteciyim mesleğimi ifa ediyorum ne utanacak mışım, ‘galiba Brezilya Portekizcesini Lüsitanya anavatanınkinden daha kolay sezinliyorum’ türünden bir uvertür yapar ve sonra hemen, ‘deminden beri susamışsınızdır. Bir kampirinya ikram edeyim’ diyerek, kokteyl kadehinin kürdanı karıştırırken, ‘küreselleşme belası’nın sorunlarına balıklama dalarım.

Ah ah, dediğim gibi, gazetem kıymetini bilip beni Brezilya'daki toplantıyı izlemeye göndermiş olsaydı, ben size tropikler altındaki ‘anti küreselleşme’ye dair öyle küresel şeylar yazardım ki, ‘alegre’ mi, samba mı, şaşırırdınız...
Yazarın Tüm Yazıları