Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Toroğlu savaş bile çıkarabilir

ÖZELLİKLE televizyonda "ekran figürü" yaratırken ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini Erman Toroğlu’nun "Kodu mu oturtan komutan istiyorum" özlü ve güzel sözünden sonra iyice anlamışsınızdır sanırım.

Fizik-Kimya-Biyoloji bilinmeden nasıl doktor olunmuyorsa, iletişim kuramları bilinmeden de medyacı (televizyoncu-gazeteci) olunmaması gerektiğini de!

Defalarca yazdım. Erman Toroğlu aynı "bodoslama" yorumları futbolcular, hakemler, kulüp başkanları ve federasyon için de yapıyor. Kodu mu oturtan taraftar, başkan, futbolcu, hakem istiyor. Onlar da kodu mu oturtuyorlar. Ve de özellikle taraftarlarla-hakemler arasındaki gerginlik arttırıyor. Futboldaki şiddet tetikleniyor.

İletişim fakültelerinde iletişim kuramlarını boş yere okuttuğumuzu sanıyorsunuz galiba... İletişim kuramlarını bilen, iletişimin etkilerini yiyip yutan bir yönetici asla Erman Toroğlu’nu ekrana çıkarmaz. Çünkü, Erman Toroğlu’nun tarzıyla, tavrıyla, eğitimiyle, kültürüyle her an "bodoslamadan" bir gaf yapıp Türkiye-Yunanistan savaşı çıkarabileceğini bilir!

Zapsubelek etkisi

TAYYİP Erdoğan’ın Cüneyd Zapsu’ya niye bu kadar gereksinimi var anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum... Bir Başbakan kendini bu kadar yıpratan birini niye hálá çevresinde tutar?

İngilizcesi falan için mi? Hiç sanmıyorum Başbakan elini sallasa elli tane mütercim tercümana değer.

Zapsu’nun dış politikada kimsenin bilmediği pazarlık yeteneği var da ondan mı yararlanıyor? O da değil, Dışişleri’nde söz konusu pazarlıkları Zapsu’dan daha iyi yapacak çok sayıda görevli var.

O halde niye bu Cüneyd Zapsu ısrarı? Niye bu bile bile imaj aşınması.

İş öyle hale geldi ki Zapsu evinde oturduğu yerde kanat çırpıyor. Başbakan ofisinde çürük domates saldırısına tutuluyor (Kelebek etkisi gibi bir şey anlayacağınız, Zapsubelek de buradan geliyor.)

Zapsu fındık işiyle 2002’den bu yana ilgilenmediğini söylüyor. Başbakan ise "Fındıkçıları batıran Zapsu’dur" algısı nedeniyle öfke dalgasının kucağında buluyor kendini...

Fındıkçı öfkesinin Başbakan’ı daha da zor durumlara düşürmesi an meselesi... Her an yeni bir "Ananı da al git!" krizi yaşanabilir.

Örneğin Başbakan ona soru soran bir fındık üreticisine sinirlenirse her an "Konuşma lan .... ağuzlu" gibi özlü ve güzel bir söz söyleyebilir.

Niye hálá "Zapsu da Zapsu" o zaman?

Başbakan’ın "arkadan dolanıp gizli kapaklı iş bitirmeyi" yöntem haline getirdiğini biliyoruz. Yöntemi yeterince tartışmalıyken bir de niye hálá imaj kıran Zapsu’yla devam? Nedir bu göbek bağının sırrı?

Başbakan’ın anketini okumak

ANIMSARSANIZ
Başbakan Malezya yolunda ANAR’ın anketine dayanarak yorumda bulunmuştu. Şu an seçim olsa yüzde 32.7’lerde gezindiklerini, ikinci partinin yüzde 11’le CHP olduğunu, diğer partilerin Meclis’e giremeyeceklerini, bu nedenle de barajı düşüreceklerini söylemişti.

Oysa o güne kadar okuduğumuz, gördüğümüz diğer araştırmalar DYP’nin üçüncü parti olarak Meclis’e girebileceğini gösteriyordu. Bir haftadır "Başbakan niye bu açıklamayı yaptı?" diye düşünüyordum. Sonunda buldum...

Daha önce de yazdım. Bir, şu anda seçim yok, iki ortada sandık yok... Seçim araştırması yapılabilir ama gerçekmiş gibi yaymak doğru değil.

ANAR, AKP’nin resmi araştırma şirketi. ANAR’ın hamilerinden biri AKP’li Devlet Bakanı Beşir Atalay. Dolayısıyla baraj maraj bahane. Başbakan araştırma sonuçlarını açıklayarak araştırmalarda yükseldiği görülen Ağar’ın önünü kesmek istiyor. "Barajı düşürürüz" deyip diğer partilerde "iş yok" mesajını güçlendiriyor.

Yeri gelmişken, bir seçmen davranışı araştırması okunduğunda ilk bakılacak şey araştırmanın sponsoru, ikincisi örnek büyüklüğü, üçüncüsü örneğin temsiliyet yapısı, dördüncüsü soruların soruluş biçimi, beşincisi cevap vermeyenlerin oranı.

Partilerin kendilerini olduğundan büyük göstermeye çalışmaları çok normal. Çünkü sizin güçlünün yanında olma eğiliminizi, yükselenin yanına geçme eğiliminizi biliyorlar. Siyasi partiler araştırma yapıp hormonlu bilgi yayma isteğine devem edeceklerdir. Bu onların genlerinde var.

Önemli olan sizin okuduğumuz araştırmaları bir "yansızlık" süzgecinden geçirip bir sonuca varmanız. İstatistikten korkmayıp biraz öğrenmeye çalışsanız çok iyi olur.

Gerçekleri söyleyen siyasetçiye ulaşılamayacağını dünya biliyor artık, gerçek demokrasiye ancak bilinçli vatandaşlarla ulaşılabileceğini de... Kimseden bir şey beklemeyin, "Siz ne yapıyorsunuz?" sorusuna yanıt verin.

Boyutu mu işlevi mi

ÜÇ
boyutlu Patos cipslerinin reklamının her şeyden önce çocuklara kötü örnek olduğunu söyleyebilirim. Çok tehlikeli bir reklam. Eğer altı yaşın altındaki çocuklar reklamdaki gibi nesneleri havaya atıp yutmaya çalışırlarsa, ölüme varan olaylarla karşılaşabiliriz. Bu sakıncalı yanının dışında reklamın mesajı, dili, tekniği ürünün vaadine uygun. İki boyutlu koca göğüs bayan Patos yiyince birden üç boyuta geçip göğüs düğmeleri patlıyor. Yanındaki genç de aynı şeyi yapınca bilin bakalım neresinden üç boyuta ulaşıyor. Reklamı bir daha izleyin ne dediğimi anlayacaksınız... Özellikle koca göğüs bayanın nereye baktığına bakın ama...

HDI yabancı bir sigorta şirketi galiba... Lansman reklamında "Buradayız!" diyor. E iyi. Biz de buradayız! Başka?

İslami bilgisini artırmak isteyenlerin oranı yüzde 6.7

"EĞİTİM şart, eğitim şart"
diye dalgamızı geçiyoruz ama eğitim olayını ne nitelik açısından çözebiliyoruz ne de nicelik...

Sayılar ortada... Okullaşma oranları meydanda... Her yıl "bana üniversite eğitimi verin" diye yakaran yaklaşık 1 milyon gence "kusura bakmayın koltuklarımız doldu" deyip kapıyı gösteriyoruz.

OECD tarafından yapılan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sınavının sonuçları nitelik sorununu ayna gibi özetliyor: Türk eğitim sistemi, en temel amaç olan düşünme, algılama ve sorun çözme yeteneği gelişmiş bireyler yetiştirmekten uzaktır! (*)

Türkiye’deki eğitim talebini belirlemek için TNS Piar 18 yaş üstü, Türkiye temsili 2 bin kişiye Haziran 2006’da "Halihazırdaki eğitim düzeyinizi düşündüğünüzde şimdi size okuyacaklarımdan hangisi sizin kendi eğitim durumunuz ile ilgili düşüncelerinizi en iyi yansıtır?" sorusunu sordu. "Daha fazla eğitim istiyorum" diyenlerin oranı tam yüzde 63.1. Korkunç büyük bir rakam.

TNS Piar’ın ikinci sorusu şuydu: "Eğer imkanınız olsaydı hangi konulardaki eğitim düzeyinizi artırmak isterdiniz?"

Yanıtlar yine çok ilginç. Türkiye’nin yüzde 6.7’si İslami konularda eğitim istiyor. Bu sonuç eğer doğru İslami bilgiler verilmezse insanların nasıl "hurafelerin" esiri, tarikatların, yalancı hacıların hocaların oyuncağı olacağının da kanıtı. Aynı şekilde sağlık konusunda eğitim almak isteyenlerin oranı ise yüzde 6.1. Sağlıkta da halkını eğitmeyen çıkıkçıya, üfürükçüye ve obeze razı olur!

Üniversite eğitimi almak isteyenlerin oranı yüzde 5.2. Mesleki eğitim görmek isteyenlerin oranı yüzde 3.7. İktisat, hukuk, kültür-sanat, edebiyat, tarih gibi sosyal ve siyasal konulara ilgi ise çok yüksek yüzde 13.7. Bilgisayar, yabancı dil, ileri teknoloji talebi de hiç küçümsenecek oranda değil yüzde 10.3.

Tablolarda gördüğünüz gibi eğitimde sorun talep de değil... Türk insanı müthiş bir eğitim açlığı çekiyor. Her konuda... Lisans, yüksek lisans, doktora, meslek eğitimi, kurs, halk eğitimi her seviyede her konuda.

Devlet ise vatandaşının beynini doyuracak örgütlenmeyi bir türlü beceremiyor. Kendi beceremediği gibi "eğitim devlet işidir" deyip özel sektörün önünü de yeterince açmıyor, hatta eğitimde özel sektör düşmanlığı yapıyor.

Uzaktan öğretim yöntemi hálá "pedagojik" değil "politik" bir yöntem olarak görülüyor. Oysa Türkiye’nin kurtuluşu bir yandan devletin verdiği eğitimi piyasaya dönük hale getirmekte, diğer yandan eğitimde özel sektörü desteklemekte, diğer yandan ise çağdaş anlamda bir uzaktan öğretim sistemi kurmakta. Türkiye’deki uzaktan öğretim modeli ne yazık ki biraz eskimiş bir model... Bu modeli de artık tartışmaya açmakta fayda var.

(*) Şeref Saygılı ve Cengiz Cihan. Eğitim ve Sürdürülebilir Büyüme, TÜSİAD Yayını, Haziran 2006

Eğitim düzeyi artırılmak istenen alan

İslami Bilgiler: % 6.7

Sağlık: % 6.1

Yabancı Dil: % 5.2

Üniversite Eğitimi/Yüksek öğrenim görmek: % 5.2

Mesleki eğitim: % 3.7

İktisat: % 3.2

Hukuksal konular: % 3.1

Kültür-Sanat: % 2.9

İleri Teknoloji/Teknoloji: % 2.7

Bilgisayar: % 2.4

Sosyal/Siyasi konularda: % 2.4

El işleri/El Sanatları: % 2.3

Eğitimcilik: % 2.3

Genel Eğitim: % 2.1

Öğretmen: % 1.4

Ziraat: % 1.1

Tarih: % 1.1

Edebiyat: % 1.0

Elektrik/Elektronik: % 1.0

Orta Öğrenim (Ortaokul/Lise): % 1.0

Diğer: % 9.0

Hiç bir konuda eğitim düzeyimi arttırmama gerek yok (gerek yok): % 6.0

Her alanda bilgili olmak isterdim: % 3.7

Bilmiyorum/Emin Değilim: % 24.2

Toplam Cevap: 2170

(Sayı 2009, Kaynak: TNS Piar)

Eğitim almak

isteyenlerin oranı


Mevcut Eğitim düzeyimden daha ileri bir eğitim almak isterdim: % 63.1

Mevcut eğitim düzeyimden memnunum: % 34.5

Mevcut eğitim düzeyimden daha az bir eğitim almak isterdim: % 2.3

Sayı 2009 (Kaynak: TNS Piar)

Çekirgelik

Çocuklar kocalara benzer. Başkalarına ait oldukları sürece sorun yoktur. (Red Skelton)
X