Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tehlike çanları

Ferai TINÇ

İki yıl önce, camileri, tekkeleri ve tipik mahalleleriyle Osmanlı damgasının en canlı örneklerini taşıyan Kosova'nın Arnavutlar ve Türkler tarafından paylaşılan minik kentlerini dolaşırken bölge alarm sinyalleri veriyordu.

Arnavut çoğunluk, Belgrad ile ilişkilerini tamamen koparmıştı.

Evler gündüz okul haline geliyor, çocuklarını Sırp hükümetinin okullarına kimse göndermiyordu.

Kosova'daki ilk ve orta okullarda Arnavut çocuklara ayrılan sınıflar boştu. Onlar evlerde Arnavut öğretmenler ve büyükler tarafından eğitiliyorlardı.

Piriştina ve Prizren'de esnaflık yapan Arnavutlar vergilerini iki kere ödüyorlardı. Biri Belgrad'a diğeri Arnavut Yönetimi'ne. Fırsatını bulanlar ise sadece Arnavut Yönetimi'ne.

1989'da Kosova'ya özerklik tanıyan anayasayı lağvederek, Arnavutları devlet dairelerinden, üniversitelerden uzaklaştıran aşırı milliyetçi zihniyetin sonucu, Arnavutlar kendi gölge devletlerini kurmuşlar Belgrad ile ilişkilerini zaten koparmışlardı.

* * *

WASHINGTON'un ‘‘sakın ola bölgede bir karışıklığa yol açacak adım atma’’ ültimatomu, Dayton'dan kolu kanadı kırık çıkan Belgrad'da etkili olmuştu.

Arnavutlara da ‘‘bağımsızlık’’ sevdasından vazgeçmeleri telkini yapılıyordu.

Nitekim o sırada görüştüğüm Kosova Cumhurbaşkanı İbrahim Rugova, bahçe içindeki iki katlı cumhurbaşkanlığı binasında yaptığı açıklamada ‘‘Arnavutların bağımsızlık değil, özerklik istediklerini’’ söylüyor, ‘‘Gaspedilen haklarımızın iadesi için mücadele ediyoruz’’ diyordu.

Ancak Rugova'nın bu sözleri besbelli ki uluslararası konjoktürün dayatması sonucuydu ve uzun vadeli olmayacağı herkes tarafından daha o günden bilinen bir geri adımdan ibaretti.

Çünkü sokaktaki adam, ‘‘Artık bağımsızlık yoluna girildiğini ve dönüşü olmayacağını’’ hiçbir gizlilik tedbirine gerek duymadan açık açık söylüyordu.

Hatta silahlanmaya başladıklarını açıklayan gençlere bile rastlamıştım.

O günden bu yana iki sessiz yıl geçti. Ve Arnavutların durumlarında hiçbir düzelme olmadı.

Aşırı milliyetçi Belgrad Yönetimi'nin Arnavutları ‘‘yok sayan’’ politikası, bölgenin fitilini ‘‘Bağımsız Kosova’’ sloganı etrafında ateşledi.

Bugün artık Rugova hükümeti de bağımsızlığı telaffuz etmeye başladı.

* * *

KOSOVA'da 20 bin Türk yaşadığı söyleniyor. Ama Arnavutlar bu rakkamın abartıldığı görüşündeler. Onlara göre Türklerin sayısı olsa olsa birkaç bin, ‘‘Zaten çoğu da Osmanlı döneminde Türkleştirilen Arnavutlar.’’

İddiaları bu.

Sayılarının önemi yok. Kosova Türkleri Yugoslavya'nın parçalanma sürecinin başından beri iki ateş arasında denge kurmaya çalışıyorlar. Onlar, Kosova'da ister Sırp, ister Arnavut Yönetimi olsun her iki durumda da azınlık olarak yaşayacaklarını biliyorlar ve bu çatışmada taraf tutmaya yanaşmıyorlar.

Ama hergün yeni olaylarla tırmanan gerilim, Osmanlı mirası bu sessiz azınlık için de tehlike çanlarını çalıyor.

Belgrad, ABD ve Avrupa'nın baskıları karşısında gerileyip, Kosova'ya 1974 Anayasası'nda öngörülen ileri düzeyde özerkliği tanısa bile Arnavutların ‘‘Büyük Anavutluk’’ hedefinden vazgeçmeleri zor görünüyor.

Tehlike çanları, Makedonya'dan Arnavutluk'a, Yunanistan'dan Türkiye'ye kadar bütün bölgede yankılanıyor.













X