Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tayyip ve yargı

Emin ÇÖLAŞAN

Türkiye'de korkunç bir cambazlık sergileniyor. Şeriatçı kesim şimdi en son numarasını piyasaya sürüp yargıyı baskı altına almaya kalkışıyor. Tayyip, Siirt'te okuduğu şiir nedeniyle yargılanıp hapis cezası alınca, bu kesim panikledi.

Günlerden beri tantana yapıp Yargıtay'ı etki altına almaya çalışıyorlar...

‘‘Efendim bu karar tamamen hukuka aykırıdır. Yargıtay mutlaka bozacaktır...’’

Yargıtay bozar veya bozmaz. O bizim işimiz değil. Ancak bir kamu mülkü olan İstanbul Büyükşehir Belediye Binası'nda, bu şahıslar siyasal amaçla göstermelik basın toplantıları ve mitingler düzenleniyor. Kurulan hoparlörlerden dışarıya yayın yapılıyor, yargı kararı eleştiriliyor.

İçişleri Bakanı Murat Bey'den tık yok!

Şu olup bitene ne soruşturma açtırıyor, ne de ses veriyor!

***

Bunların kopardığı yaygara ise ayrı bir konu. Olayları nasıl çarpıtmaya kalkıştıklarının somut örneğini bir kez daha yaşıyoruz.

Bir insan şiir okuduğu için yargılanıp mahkum olur muymuş?

Bu şiiri zamanında Alp Arslan, Anadolu'yu istila eden Haçlı komutanı Romen Diyojen için okumuş.

Sonra bunu Ziya Gökalp bile kullanmış.

Neydi o şiir?

Camiler kışlamız

Minareler süngümüz

Kubbeler miğferimiz

Müminler askerimiz.

***

Alp Arslan bu şiiri Haçlı orduları komutanı için okuduğu zaman, Anadolu işgal altında. İlk kez bir Müslüman komutan, ordusuyla birlikte bu Haçlı ordusunu kovmak için savaş veriyor ve 1071 yılında kazandığı Malazgirt zaferi sonrasında Anadolu'da Türk egemenliği başlıyor.

Şimdi Tayyip ve yandaşlarına sormak gerekir:

Bu şiir o zaman okunduğu veya söylendiği zaman, cuk diye yerine oturmuş. Bunu şimdi senin miting düzenleyip okumanın ne anlamı var?

Sen bu lafları bugün çıkıp kürsülerden okursan, bunun amacı farklı olmaz mı?

O günkü kutsal sözleri bugün kendi siyasal amaçların ve dinsel ideolojin için kitlelere yansıtmak neyin nesidir?

***

İstanbul'un binlerce sorunu var. Kent yağma ediliyor, pislikten geçilmiyor. 11 milyon insanı barındıran İstanbul altüst durumda. Belediye hizmetleri göstermelik yapılıyor...

Ve bu arkadaş işi gücü bırakıp Siirt'e gidiyor, orada miting düzenleyip İslamcı mesajlar veriyor. Araya da bu şiiri oturtuyor.

Çünkü Refah sonrasında yeni kurulan partinin genel başkanlığına oynuyor. Kendine taban yaratmaya çalışıyor. Vereceği başka mesaj da olmadığından, Alp Arslan'ın o günlerde son derece anlamlı olan şiirini, kendi siyasal çıkarları doğrultusunda sömürmeye yelteniyor!

Hapis cezası alınca da, Yargıtay'ı baskı altına almak için mitingler düzenliyor, heyetler kabul ediyor!

O kadar ki, küçücük çocukları bile çevresine toplayıp kullanıyor.

Ama bu tantanada esas hikâye, yargıyı baskı altına almak.

Çünkü Yargıtay bu kararı onaylarsa, Tayyip'in siyasi hayatı bitecek.

İşte şimdi, bunun paniğini yaşıyorlar.

Bir anlamda da, Tayyip'in genel başkanlığına karşı çıkan Necmettin Erbakan ve ekibine karşı gövde gösterisi yapıyorlar.

***

Ama gelin görün ki, bu davranışların hiçbiri hakkında soruşturma falan açılmıyor. Demek ki, yargıyı baskı altına almaya kalkışmak, Türkiye'de suç değil!

O halde, bundan sonra mahkemelerde yargılanıp şu veya bu cezayı alan herkese, aynı yol açılıyor demektir.

Yarın yargıdan herhangi bir ceza alan her vatandaş, yanına yandaşlarını toplayıp miting düzenleyip, yürüyüş yapıp mahkeme kararını protesto edebilir!

Böylesine çarptırılmış mantık oyunlarıyla adalete posta koyabilir, gözdağı verebilir.

İçişleri Bakanlığı nerede? Cumhuriyet'in savcıları nerede?

Bu tür oyunlar bir kez başlarsa, baş edemezsiniz. Önünü artık kesemezsiniz. Yargı biter, tükenir, bütün saygınlığını yitirir. Mahkemeler küçük düşürülür. Adalet, belli kesimlerin oyuncağı olur.

Bunun farkında değil misiniz?

Şeriatçı gazetelerde bu konuda her gün yayınlanan boy boy ilanları görmüyor musunuz?

Yargı protesto ediliyor.

Yoksa bu ülkede Tayyip'in bilmediğimiz bir ayrıcalığı mı var?

Bu nasıl hükümettir ki, şu olup biteni sessizce izlemekte ve seyirci kalmaktadır?

Bu nasıl belediye başkanıdır ki, yargıyı baskı altına almak için kamu binalarında yandaşlarına miting yaptırmaktadır?

Bu nasıl bir mantıktır ki, bundan yüz yıllarca önce Haçlı ordularına karşı okunan bir şiiri günümüze uyarlamaktan ve kendi siyasal çıkarları için kullanmaktan çekinmemektedir?

Kime ne diyeceğimizi şaşırdık.

Ama Tayyip bir yerde haklı. Türkiye'de böyle bir yönetim boşluğunu, böylesine iktidarsız bir hükümeti yakalamış, fırsatı değerlendiriyor.

Yargı kararını açıkça protesto ediyor, Yargıtay'ı etkilemeye kalkışıyor.

Bakalım filmin sonu nasıl bitecek!













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI