Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tarsuslu Pavlus’un mektubu

Tuğrul ŞAVKAY

SEVGİLİLER Günü'ne önümüzde çok az zaman kaldı. Üstelik şu anda o günden önceki son yazımı yazıyorum. Sevgililer Günü'nde sizlerle bir arada olamayacağım için gününüzü şimdiden kutlamak istedim.

Bir gazete yazarının Sevgililer Günü hakkında söyleyebileceği ne olabilir? Bu soruyu çok düşündüm. Bir sürü de karalama yaptım. Doğrusunu isterseniz hiçbirini beğenmedim. İşte o anda aklıma aşağıda bulacağınız metin geldi. Bunun benim size verebileceğim en güzel Sevgililer Günü hediyesi olacağını düşündüm...

* * *

Aşağıdaki metin bir kutsal kitaptan alınma. Yazarı, Anadolulu bir Hıristiyan azizi olan Pavlus. Bir diğer adıyla Tarsuslu Pavlus. Hani İsa’ya çölde rastlayıp 'Quo Vadis?' -Nereye gidiyorsun?- diye soran adam. Onun başlangıçta İsa’nın baş düşmanlarından olduğu söylenir. Sonra, ilahi bir hikmetle, yeni peygambere biat etmiştir. Din uzmanları Tarsuslu Pavlus’un İsa’nın öğretisini bir din halinde örgütleyen ilk kişi olduğunu söylerler. İncil’in son bölümündeki mektupların çoğu Pavlus’a aittir ve bu metinler Hıristiyan dünyasında kutsal sayılır.

Sanırım metnin yazarı ile ilgili bu kadar bilgi yeter.

Şimdi ise soruyu duyar gibiyim. Bir Hıristiyan din adamının, hele bir din örgütleyicisi sıfatıyla Kilise’nin kurucusunun bu sayfada yeri ne?

İşin çarpıcı yanı da burada.

Aşağıdaki metni dikkatle okuyun. Bakın bakalım, sevgi bir din adamına bile neler söyletebiliyor!

Sözü Tarsus’lu Pavlus’a bırakalım ve onun Korintoslular’a yazdığı iki mektuptan birincisinin bir bölümünü birlikte okuyalım.

'Eğer insanların ve meleklerin dilleriyle söylersem, fakat sevgim olmazsa, ses çıkaran bir bakır, yahut öten bir zil olmuş olurum. Eğer peygamberliğim olursa, bütün sırları, her ilmi bilirsem ve eğer dağları nakledecek bütün imanım olursa, fakat sevgim olmazsa, bir hiçim. Ve eğer bütün mallarımı sadaka olarak yedirirsem ve eğer bedenimi yanmak üzere teslim edersem, fakat sevgim olmazsa, bana hiç faide etmez.

Sevgi çok sabreder, lütufla muamele eder, sevgi haset etmez; sevgi övünmez, kibirlenmez; çirkin muamele etmez, kendi faidesini aramaz, hiddetlenmez, kötülük saymaz; haksızlığa sevinmez, fakat hakikat ile beraber sevinir; her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi ümit eder, her şeye sabreder.

Sevgi asla zeval bulmaz; fakat peygamberlikler ise, iptal olunacaklar; diller ise, bitecekler; ilim ise, iptal olunacaktır. Çünkü cüzi biliriz, cüzi peygamberli ederiz; fakat kamil olan geldiği zaman, cüzi olan iptal olunacaktır.

Çocukken çocuk gibi söylerdim, çocuk gibi anlardım, çocuk gibi düşünürdüm; adam olunca, çocuk şeylerini bıraktım. Çünkü şimdi ayna ile muammalı surette görüyoruz, fakat o zaman yüz yüze göreceğiz; şimdi cüzi biliyorum, fakat o zaman bilindiğim gibi bileceğim.

Şimdi ise, iman, ümit, sevgi, bu üçü kalıyor; ve bunların en büyüğü sevgidir.'

* * *

Bir din adamının sevgiyi, ümit, hatta imanın bile önünde görmesi beni hep duygulandırır.

Pavlus’un mektubunun bu kısmını sevgiye olan gereksinimi her duyduğumda tekrar dönüp okurum. Zaten yukarıdaki metni, küçük bir çerçeve içinde masamın üzerinde tutarım. Gözümün önünden hiç ayırmam.

Beğenirseniz size de aynını öneririm.

Sevgi üzerine yazılmış böyle başka metinler biliyorsanız, onları da gönderin lütfen.

Bir başka Sevgililer Günü’nde onları da paylaşalım.

Sevgi zaten bir anlamda paylaşmak değil mi?

X