Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Süpermen ordusu işbaşında

<B>‘‘SEN Kızılay'a </B>‘Senden gelecek hayır Allah'tan gelsin'<B> demiştin değil mi geçen günkü yazında?’’</B> diye sordu kardeşim.

‘‘Evet’’ dedim.

‘‘İyi, o halde otur üç ünite B RH pozitif kan için dua et; teyzeme kan lazım da’’ dedi.

Eskiden biri birinden ah aldı mı kırk yılda çıkardı bir yanından, şimdi dört günde çıkıyor. Bizzat yaşadım gördüm işte. Belli ki Kızılay ah etmiş bana.

Şimdi ‘‘Beni herkes okur, pek de umursar’’ gibi bir havaya girmiş olmayayım ama, bu değilse nedir peki başıma gelen?

Fakat haksız sayılmaz tabii Kızılay. Neticede kurtardığı hayatların da haddi hesabı yok.

Neyse uzatmayayım, hangi yüzle gideceğimi bilemediğimden kanı başka yerden temin ettik.

Laf kandan açılmışken ambulans, doktor, hastane, ameliyat, kırık, çıkık şeklinde devam edeyim bari.

‘‘Almayayım’’ deyip okumayı kesebilirsiniz ama size her birinin içine tatlandırıcı katacağıma söz veriyorum.

* * *

Şunu anladım ki kadın kısmının hayatında, nasıl önce bir regl dönemi, sonra bir menopoz dönemi varsa, en sonunda da ‘‘protez dönemi’’ var.

Dizleriyle kalçaları ama özellikle dizleri ömürlerinin sonuna kadar idare etmiyor kendilerini.

Yolumuz bu defa da teyzem sayesinde yine Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne düştü de... Bu tespit oradan.

70'ten sonra protezsiz diz, kalça... Iıh. Mümkün değil.

Daha 70'inize çok var ama alıştırın kendinizi.

* * *

Bakın bu alıştırma mevzuu çok önemli. Korkuları yenmenin tek yolu bu. Yok farz etmek yerine üstüne gideceksiniz.

Bu köşenin devamlı okurları bende doktor, hastane ve bilumum tıbbi araç gereç fobisi olduğunu bilirler. Ben işimi eczanede hallederim. Anlatırım eczacıya derdimi, alır ilacımı çıkarım.

Fakat son zamanlarda korkumun üzerine gitmeye başladım. Daha doğrusu olaylar benim üzerime gelince, mecburen sağlık ekibi ve ekipmanlarıyla bir yakınlık doğdu aramızda.

Mesela işte teyzem düştü, kalçasını kırdı. Düştüğü yerde bırakacak halimiz yoktu kadıncağızı, ambulansa koyup Bursa'dan İstanbul'a getirdik.

Ben daha önce ambulans gördüm mü erkek görmüş utangaç eski zaman kızları gibi gözlerimi kaçırırdım. Sanki göz göze geleceğiz ambulansla, o da bundan cesaret alacak, arkasına atıp hastaneye götürecek beni.

Meğer keyifli bir yanı bile varmış ambulansla yolculuğun. Etraftaki araçların sizi görünce çil yavrusu gibi dağılması mesela... Tabii ki hastanızın durumu hayati tehlike arz etmeyecek bu arada.

Med Line'dan ara sıra bir tane kiralayıp gezeyim diyorum İstanbul sokaklarında. Bende ikisinin arası yoktur, vur deyince öldürürüm işte böyle.

* * *

Aslında sağlıkçılarla yakın temasa girdiğim zamanlarda bir garip oluyorum. Biz daha keyifli işler yapıyoruz diye suçluluk duyuyorum mu desem yoksa bu ne bitmek tükenmek bilmeyen enerjidir diye şaşıyorum mu...

Şu Baltalimanı mesela...

Sanki film izliyorum. ‘‘Süpermen Ordusu İşbaşında’’

Başrollerde başhekiminden hastabakıcısına kadar tüm personel.

Hele asistanlar...

Gidiyoruz geliyoruz oradalar; tekrar gidiyoruz geliyoruz hálá oradalar. Hakikaten bir gün tek tek yoklayacağım kendilerini. Çelikten yapılmış olmalarından şüphe ediyorum.

İyi ki zamanında annemin aklına uyup da çok çalışmamışım. Tıp okumak durumunda falan kalırdım bir de... Hastanın üzerinde uyur kalırdım vallahi. Beni de, insanlığı da Allah korumuş.


MIŞ-MUŞ

Babalık testi CO'yla yapılacakmış.

Onu bilmem ama, ‘‘kaset’’le yapılabilir.

Saddam, kitle imha silahı ürettiği düşünülen tesislerde Viagra üretiyormuş.

Adamcağız kütle iktidarı için çalışıyormuş meğer.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI