Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Süpermen’in annesi

Yine geldi aklıma o kadın. En son aylar önce bir arkadaşımın annesi öldüğünde düşünmüştüm.

Kendisi küçük bir kasabada, tek başına yaşar. Büyük işler peşindeki oğlunu göremez istediği zaman.
Onu çocukluğundaki gibi dizlerine yatırıp başını okşayamaz. Saçını, alnını koklayamaz. Çünkü oğlu genellikle dünyayı kurtarmakla meşguldür.
Oğlunun elleri şiirdeki gibi, büyük işler içindir. Annesinin minnacık hayatının kapısını çalamaz.
Yabancı değil, Süpermen’in annesi. Hafta sonu haberleri izlerken aklıma geldi.
Filmi seyredenler bilir, Martha Kent biricik oğlunu Kansas’taki Smallville’de büyütür.
Ailenin hayatı mutlu ve iddiasızdır.
Günün birinde kocası kalp krizinden gidiverir. Sonra oğlu kaderinin peşinde yuvadan uçar. Martha isyan etmez. Oğlunun uçmak için doğduğunu çoktan kabullenmiştir.
Tuhaflık da burada başlar işte: Clark kasabadan uçar uçmaz annesi hikâyeden çıkıverir. Bir daha dönmemek üzere.
Süpermen dünyayı kurtarır, son jenerik başlar ama ne Martha’yı ne de kasabadaki evini tekrar görürüz. Kadıncağız sağ mı, ondan bile haberimiz olmaz.
Hanım uyarmasa sizin de fark etmeyeceğiniz bir detaydır bu. Hemen internete girip bakarsınız, evet, filmin senaristleri erkektir.
40 yıl sonra bile bahsedilecek bir sinema klasiğini yazmanın heyecanı içindeki erkekler. O sırada muhtemelen kendi annelerini bile düşünecek halde olmayan erkekler.
Bize Süpermen’in annesinin kaderini, aradan onca yıl geçmiş olmasına rağmen merak ettiren erkekler.
Beyler, Martha Kent aklıma nereden geldi biliyorsunuz. Ben de sizin birazdan annenizi arayacağınızı biliyorum.

Provokasyona gel vatandaş

Fazıl Say’ı dikkat çekmeye çalışmakla suçlayan Fatih Altaylı, gazetesinin olaylı manşetini aslanlar gibi savunuyor.
Niye? İletişimde dikkat çekmenin önemini bilecek kadar deneyimli bir gazeteci de ondan.
Nitekim, günlerce Habertürk’ü ve malum manşeti konuştuk.
Hatta doğru bulanlar bile çıktı. Dediler ki: “Şiddete karşı kamuoyu yaratmak için bu provokasyon şart!”
O halde Fazıl’a kızmak niye?
Belki o da mesajını ancak bizi provoke ederse duyurabileceğini düşünüyor. Olamaz mı?

tatlı Sözlük

Sonbahar: Duyguların harman zamanı.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI