Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sosyete bakımlı değil!

HEP merak etmişimdir...

Kadının, orasını burasını boyaması işi, ilk kimin aklına gelmiştir, nereden icap etmiştir?

Görünen farklılıklar yetmemiştir de iki cinsin bakınca birbirinden ayırt edilebilmesi için kadına bir nevi işaret mi konmuştur?

Eğer öyleyse neden erkek değil de kadın işaretlenmiştir?

Yine eğer öyleyse neden misal bir tek dudaklarını boyaması yetmemiştir de yanaklarını, gözlerini, saçlarını, el ve ayak tırnaklarını da boyaması gerekmiştir?

Sanki eziyeti azmış gibi, kadına bir de bu süslenme, boyanma işini kim yüklemiştir?

"Eziyetse boyanmayıversin" diyeceksiniz.

Mümkün mü?

Bir davete boyanmadan katılsın bir kadın... Bir süre sonra boynuna "Vallahi hasta değilim" diye yafta asması gerekebilir.

Ha, hayatında hiç boyanmamış kadın yok mu?

Çok.

Fakat dikkat edin, allamei cihan olsalar o yönleriyle değil "bakımsız kadın" olmalarıyla anılırlar daima.

Evet boyanmayan, saçını başını yaptırmayan kadın toplumun gözünde "bakımsız kadın"dır. "Doğal kadın" değil."Yıka ve çık" iki kere yalandır yani.

Fakat son zamanlarda biraz sadeleşme başladı neyse ki.

Tırnaklar kısaldı mesela...

Saçlar "illaki sarı" değil...

Dergiler "Doğallık ön planda" deyip duruyorlar...

Fakat buna karşılık sektör kudurdu adeta.

Burun deliklerimizi de boyatacak bize neredeyse!

Östaki borusundan gayrı kremletmediği yer zaten kalmadı!

*

Kendini bu bakım, makyaj, güzellik konularına kaptırmış kadının hakikaten işi zor.

Bir kere asosyal olması lazım.

Oysa sosyal hayatta kendine itibarlı bir yer bulmak maksadıyla yapıyor bu işi di mi?

Bakın, üşenmedim bir hesap yaptım, "güzel ve bakımlı" olmaya soyunmuş bir kadının, verilen öğütlere harfiyen uyması halinde, günde on iki dakika boş zamanı kalıyor.

Bu on iki dakikada ne yapabilirse artık...

Yani o davetlerde boy gösteren "cemiyet hayatının ünlü simaları" kendilerine bakıyor sayılmazlar pek. Hakikaten işe sıkı sarılsalardı doğrulup sokağa çıkmaya vakitleri olmazdı.

Belli ki birinden birini eksik yapıyorlar.

Mesela, ya saf oksijenin cildin derinindeki tabakalara taşınması işinden vazgeçip geldiler oraya...

Ya selülit mezoterapisini veya saç mezoterapisini ihmal ettiler...

Ya cildin elastikiyetinin artırılması faaliyetlerinden kaytardılar...

Günahlarını almayın yani insanların!

O kadar da bakımlı değiller!

Bana inanmayan, bir kadın dergisi alıp incelesin. Baksın bakalım, "güzel ve bakımlı olmak" öteki dünyevi işlere zaman tanıyor mu?

Kadının işi zor vesselam!

Bakımsız olsun, bakımlı olsun...

Birinin yaşama hakkı yok adeta, ötekininse yaşamaya vakti.

MIŞ-MUŞ

Abdullah Gül’ün kızına gelen nikáh hediyeleri şehit ailelerine dağıtılacakmış.Mesela porselen yemek takımı ne iyi gelir minik Zeliha’nın annesine!

Nezle olan Türk erkeği, annesinin en iyi doktor olduğuna inanıyormuş.Sırf o olsa... Nezle olan Türk erkeği aynı zamanda kanser olmuş gibi davranıyor.

Bayram trafiğine 97 kurban vermişiz.97’si bir arada ölmediyse sayılmaz!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI