Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Son MGK’nın havası üzerine

ÜZERİNDE sert tartışmalar yaşanan son MGK toplantısının havasına iyi bakarsak, hükümetin açılımı üzerinde başlangıçta değil; ama sonuçta bir uzlaşmaya varıldığı sonucuna ulaşırız.

Bunu en iyi MGK bildirisinin ilk maddesindeki, “Yapılan değerlendirmelerin de ışığında; devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü pekiştirmek, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak üzere, İçişleri Bakanlığı eşgüdümünde yapılan çalışmalar hakkında Kurul’a bilgi sunulmuş ve çalışmaların devamı tavsiye edilmiştir” ifadesi kanıtlıyor.

Buradaki “eşgüdüm” ve “tavsiye” sözcükleri çok önemli; çünkü bu iki sözcük, MGK’nın tüm üyelerinin, “İçişleri Bakanı Beşir Atalay, devletin sorunla ilgili tüm kurumları adına hareket ediyor” ve “Açılım çalışmalarının devamı da MGK kararıdır” dediğini ortaya koyuyor. Bu maddenin taslak metninin hükümet ve asker üyelerin sözcük bazındaki katkılarıyla değiştirildiği, bu iki sözcüğün de böylece metne sonradan girdiği kanısındayım.

ASKERİN İHTİYAT NEDENLERİ

Toplantının başlangıcında olmayan uzlaşmanın sonradan nasıl sağlandığına dair izlenimin en önemli iki nedeni var, diyebiliriz.

İlki iki tarafın da çok açık konuşması, ikincisi bir “bilge kişi”.

Asker üyelerin, İçişleri Bakanı Atalay’ın sunumuna ve içeriğine tek eleştirisi olmamasına karşın açılıma şu üç noktada ihtiyatlı yaklaşım gösterdikleri anlaşılıyor:

Psikolojik: Herkesin her aklına geleni söylemesi, bazılarının ölçüyü kaçırması olumsuz psikolojik sonuçlar yaratıyor. (Öcalan ve DTP’li Emine Ayna’nın açıklamalarına dikkat. Bu çerçevede tam MGK öncesi Öcalan’ın avukatlarıyla yapacağı görüşmenin teknik nedenlerle gerçekleşememesini güzel bir rastlantı olarak görmek gerektiğini söyleyebilirim.)

Hukuki: Terörle mücadelede gereken yeni hukuki adımların önü kesilmesin.

Moral: 200 bin vatan evladımız her an bir operasyon olasılığı ile görev başında. Bu askerimizin moralini bozacak girişimler kaygı vericidir.

Kaygıların hükümetçe dikkate alınmadığı düşünülemez.

AB hedefini öne koyan, bazı tabuların yıkılmasına, daha açık tartışmalara olumlu bakmasına rağmen hükümetin, süreci sabote edebilecek tüm değerlendirmelerin önünü kesecek adımlar atmasını beklenti içinde tutabiliriz.

Hükümetin, “Askere yetki verdim” yaklaşımının sorunu çözmediğine inancı yüksek ve yeni yetkilendirmelere AB yaklaşımıyla bakılıyor; asker de bu çerçeveyle anlayış içinde görünüyor.

BİR BİLGE ÜYE

Başlangıçta olmayıp da toplantı sonunda sağlandığını belirttiğim uzlaşmada sanırım MİT Müsteşarı Emre Taner’in de özel bir konumu söz konusu.

Taner’in, “Görev süresi sorunu çözmek için uzatıldı” yorumlarını doğrulayan bir izlenim bıraktığını kayda geçirerek nedenlerini şöyle özetleyeyim:1

“Taner, sunumlarında tam bir bilge kişilik izlenimi bırakıyor. MİT’in, PKK’nın yurtdışı/yurtiçi konumunu, gücünü, şu andaki psikolojisini ve ne düşündüğünü, gelecekte neler yapabileceğini, demokratik açılım karşısında nasıl bir tutum takınabileceği konusunda güçlü bilgi ve değerlendirmelere sahip olduğunu, inandırıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Düşündüklerini açık, çekincesiz söylüyor. Kendisini sorumluluk altında hissettiğinden, taşın altına sadece elini değil, başını da koymuş gibi görünüyor. Görev süresini huzurla bitirmenin bedelinin bu olduğuna inanıyor.”

X