Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Siz telefonu bile seçtirirsiniz’

<B>ELLİ</B> yılı aşkın süredir siyasal edebiyatımızda varolan <B>odun</B> yerini artık <B>cep telefonuna</B> bırakıyor!.. Ne de, olsa teknoloji gelişiyor!..

Yirmiyi aşkın AKP milletvekili. Karşılarında Başbakan Erdoğan. Dert dinleme, sıkıntı giderme toplantısı. Parti içinde artan rahatsızlık sonrasında, Başbakan Erdoğan AKP milletvekillerini guruplar halinde topluyor, onları dinliyor. Dışarda bol keseden parti yönetimini eleştiren milletvekilleri, Erdoğan karşısında pek öyle değil. Hatta, bazıları yaranma yarışında!..

Geçenlerde bu toplantılardan biri Erdoğan’ı övme yarışına dönüyor. O kadar ki, bir AKP milletvekili elindeki cep telefonunu Erdoğan’a göstererek:

‘Siz isteseniz, telefonu bile seçtirirsiniz!..’

Pes!.. Yazık!.. Aslında, Erdoğan’a kötülük!..

MENDERES VE ODUN

Bu olayı duyunca, ister istemez Menderes’i anımsıyorum. DP’nin bir gurup toplantısında Adnan Menderes’in ağzından çıkan sözler, siyaset edebiyatımızın vazgeçilmez anektodlarından:

‘Ben odunu aday göstersem, seçtiririm!..’

Gerçi, o günkü ve bugünkü örnek arasında, bir fark var. Orada odun örneğini veren Başbakan Menderes. Telefon örneği, Başbakana değil, bir milletvekiline ait. Ama, mantık aynı ve tehlikeli!..

Bir Başbakanın ayaklarını yerden kesmeye çoktan yeterli, tatsız örneklere bir yenisi daha!..

ÜÇ GURUP, ÜÇ İSTEK

AKP’de bir şeyler oluyor!.. Arka arkaya gelen istifalar, dün de bir istifa daha, parti gurubundaki rahatsızlığı iyice su yüzüne çıkartıyor. Parti içinde üç gurup, kendilerine göre, üç isteği seslendiriyor:

1- Milliyetçiler: Ermeni sorunu, Kıbrıs politikası, Irak ve bağlamındaki Kürt politikası, bu gurubu rahatsız ediyor. Onlar yumuşak geçiş yerine, daha radikal tutumdan yana.

2- Liberaller: Partideki liberal kadroların çözülmesinden rahatsız. İlk gurubun tersine, daha hoşgörülü politikalar bekliyorlar. Partinin hızla sağa kaydığını düşünüyorlar.

3- Radikal dinciler: Türban, imam hatip liseleri gibi söylemlerle, radikal tabanı temsil ediyorlar. Bu konularda verilen sözlerin tutulmadığından yakınıyorlar.

Üç gurup, sanki üç ayrı parti gibi!..

KONUŞMA YASAĞI

Bu sorunlar bir araya geliyor ve parti içinde huzursuzluk başgösteriyor. Bu nedenle, Erdoğan milletvekilleriyle guruplar halinde sohbet ediyor. Ne var ki, bu sohbetler amacına ulaşmıyor. Biri çıkıyor ve telefon muhabbeti!..

Rahatsızlığın bir başka nedeni, milletvekillerine konulan konuşma yasağı!.. Herhangi bir AKP’li bir TV ya da gazeteye konuşmak isterse, gurup yönetiminden izin almak zorunda!.. Bu yazılı değil, sözlü bir uyarı!..

Hatta, Meclis’e bir önerge vermek istese bile, yine gurup yönetiminden vize gerekli!.. Böyle milletvekilliği olur mu?..

Böyle bir ortamda, gerçekten işinin ehli olanların parti ve gurup içinde yükselme şansları yok!.. Kimlerin var?.. Başbakana her fırsatta kırmızı halı döşemeye meraklı olanlar!..

Erdoğan
da, ne yazık ki bu tuzağa düşüyor!.. Oysa, eleştirilerde kötü niyet aramak yerine, ‘belki bu eleştiriler haklıdır’ demek, daha doğru değil mi?..

15 Mart’ta mahkeme var

CUMHURİYET
’te yılların usta gazetecisi Hikmet Çetinkaya, üzerine pek çok araştırma yaptığı Fethullah Gülen’le ilgili bir dizi yazı hazırlıyor. Ancak, daha dizinin ilk gününde, Gülen, ‘kişilik haklarına saldırı’ gerekçesiyle, Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz ediyor. Yargıç diziyi durduruyor.

Tam sansür!.. Oysa, tekzip hakkı var, tazminat davası hakkı var. Bunun ötesinde, daha yazının üçüncü, beşinci, onuncu gününde neler var, yargıç bunu bilmeden yayını sansürlüyor!..

Tedbirin kaldırılması amacıyla, bu kez Cumhuriyet aynı mahkemeye itiraz ediyor. Karar 15 Mart’ta. Umarım, basın özgürlüğüne indirilen bu darbe, geri döner.
X