Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Siz bilirsiniz

LAFA gelince “hukuk”-tan, “demokrasi”den yana olmayan yok. Hele Demokratik Toplum Partisi (DTP) yöneticilerinin önüne bu bağlamda kimse geçemiyor. Tek istedikleri “haklarda eşit”lik. Her anlamda “eşitlik” sağlansın, onlar kuzu gibi yumuşak olmaya hazırlar. Lakin Anayasa Mahkemesi’ndeki dosyaları pek de öyle olmadıklarını söylüyor.

Örneğin “ülkenin bölünmez bütünlüğünü bozucu” faaliyetlerinden söz ediliyor. “Yasadışı terör örgütünü destekledikleri ileri sürülüyor.

Bunun “haklarda eşitlik”le ilgisi var mı?


Öyle davranmanın bedeli olarak da “partinin kapatılmasına” karar verilebileceği konuşuluyor.


Esasa gelmeden değinelim:

Parti kapatmak demokrasiye aykırı” imiş. “Hiçbir zaman da çözüm değilmiş. Nitekim kapatılan her partinin benzeri hemen kuruluyor”muş.


Bunları iktidar partisinin liderinden ve TBMM Grup Başkanvekili’nden dinliyoruz.


Gerçi demokrasi adına yaptıkları savunma mantıksız. Çünkü demokratik rejimlerin de kendisini -demokrasinin ve hukuk devletinin gereklerine ve kurallarına uygun önlemlerle- koruma hakkı vardır. “Parti kapatma” da bunu sağlayan önlemlerden biridir.


Hele “Kapatmak çözüm değil” lafının hiç ipe sapa gelir tarafı yok. Çünkü kimse “Kapatmak çözümdür” demiyor. “Kapatmak” aynen Ceza Yasası’nın çeşitli eylemleri engellemek veya asgariye indirmek için koyduğu cezalar gibi bir “yaptırım”dır. İnsanlar ya o yaptırımı göze alır. Bildiğini yapar.


Sonra da bedelini öder.


Veya “yaptırım” onu caydırır.


Aynı şey, “siyasi partiler” için de geçerli.


Anayasa
neyi yaparsan başına “kapatma” gibi bir bela gelebilir. Bunu yazmış. Siyasi Partiler Yasası daha da ayrıntılı hükümler getirmiş. Sen de bunu kaç kere deneyip hepsinde “kapatma” ile karşılaşmışsın.


“Ama bu hükümler hiçbir demokraside yok. Yasalar kendimizi savunmamıza izin vermiyor. Anayasa Mahkemesi bağımsız değil”
diyorsanız, bunun kavgasını hep birlikte verelim.


Nitekim öyle bir iddianız yok.


Peki o halde?


Sivri dilli “eşbaşkan” hanımın aklıyla “dağa” mı çıkacaksın?


Buyur çık!


Demek ki önünde iki seçenek var:


Ya bildiğini okuyacak, sonucuna katlanacaksın. Yahut da bu ülkenin Anayasasının ve öteki yasalarının hükmüne uyacaksın.


Aksini söylersen, “Hani sen hukuktan, eşitlikten yanaydın?” diye adamın suratına önceki sözlerini çarparlar.


Ahmet Türk
şimdi,Partimizi kapatırlarsa Parlamento’da bulunmanın bir anlamının olmayacağı sonucuna vardık” mı diyor.


Milletin sinesi” orada kendilerini bekliyor. Tercih kendilerinindir. 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI