Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Siyasi mürebbiye olamam ama

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ile hafta sonu Kartalkaya’da kayak yaparken sık sık sohbet olanağı da bulduk.

Önceki gün CHP’li üyelerin TBMM Adalet Komisyonu’ndan toplu istifasından başlayacak olursak, durum hemen Şahin’e bildirildi.

Akşam geç vakitte CHP Grupbaşkanvekili Akif Hamzaçebi kendisini arayarak, “Arkadaşlarımızın toplu istifası nedeniyle biz yeni üye bildirene kadar komisyonun toplanmaması gerekir” dedi.

Şahin, öyle bir örneği daha önce anımsamadığını belirterek inceleteceğini bildirdi, sonra da TBMM uzmanlarını devreye soktu.

Aldığı bilgilere göre, komisyonun ilk oluşum aşamasında olunmadığı için istifalarla ilgili TBMM İçtüzüğü’nün 22. maddesine bakılmak zorunda.

Yoruma göre, 27. maddede de toplantı ve karar yeter sayıları belli ve istifa halinde ortaya çıkan durum da açık olduğu için CHP’li üyelerin kararı, komisyonun toplanmaması gibi bir sonuç yaratmadı. 

ÜSLUPTA İÇTÜZÜK İLKE OLABİLİR

Şahin, siyasetin üslubundan memnun değil; karşılıklı olarak sert dil kullanıldığı görüşünde ve seçim sürecinde yumuşama sağlanması dileğinde.
Siyasi üslup konusunda Meclis İçtüzüğünden örnek veren Şahin, kaba ve yaralayıcı dil kullananlara konuşmama, genel kuruldan dışarı çıkarma gibi cezalar da verilebildiğini anımsatarak şunları söyledi:

“Tabii ki TBMM içindeki bu kuralı dışarıda uygulayamazsın. ‘Konuşma’, ‘Seni dışarı çıkardım’ diyemezsin; ancak İçtüzük buna hükmettiğine göre siyasette de kaba ve yaralayıcı dilden kaçınmayı ilke edinebiliriz.”

Şahin’e, “AB ile ilişkiler bitkisel hayatta mı ki Egemen Bağış fiş çekmekten söz ediyor” diye de sordum ve bakın nasıl bir yanıt aldım:

“Türkiye, AB kriterlerinde demokrasi ve ekonomik gelişmişliği yakalamak için bunu bir devlet politikası yaptı. Çok değil 2005’e kadar Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye’yi sistematik işkence uygulanan ülkeler listesinde tutuyordu. Ama şimdi o konseyin başkanı bir Türk milletvekili. Bu Türkiye’nin aldığı mesafeyi gösterir. AB ile ilişkilerinde bitkisel hayat yaşayan bir ülke falan değiliz; ama AB tarafının adil davranmadığı ortada. Eğer gereğini yapsalardı en az 20 fasıl açılmış kapanmış da olurdu. Bunlar siyasi amaçlı ambargolar. Onlar bundan sonra da ne yapar kendileri bilir; ama başımız dik olarak müzakere süreçlerinde üzerimize düşenleri yapmalı, ‘fasılları açmaya hazırız’ deyip topu karşı tarafa atmalıyız.”

HIRSIZLIĞI ÖZENDİREN REKLAM

Şahin’le sohbetten, kayak dışı mutlaka aktarmak istediğim bir konu da oldu.

Malum, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Muhteşem Yüzyıl dizisi izin RTÜK’ü göreve çağırınca epey kıyamet koptu.

Şahin de, “RTÜK’ü göreve çağırıyorum” dediğinde acaba yeniden toplumu gerecek bir tartışma mı çıkacak diye düşündüm; ama yanıldım sanırım.

Çünkü, Şahin’in şikayeti bir sigorta şirketinin reklam filmi ile ilgiliydi.

Filmde, hırsızlık istatistikleri verilip, bir hırsızın ne kadar sürede kaç ev, kaç araba soyabileceğinin sorulduğunu anlatan Şahin, “Hırsızın adı Tahir. Tahir temiz demek. Bir de ‘bey’ diye hitap ediyorlar; temiz hırsız bey!” dedi.

Hırsızlığın meslek gibi gösterilmesinden çok rahatsız olan Şahin, evler soyulsun da insanlar sigortaya koşsun mesajı verildiği düşüncesinde.

O nedenle “Buna nasıl izin verilir?” diye sorup RTÜK’ü göreve çağırdı.
X