GeriSeyahat Arjantin'in en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Arjantin'in en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Arjantin'in en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Kerem, Fırat ve Özkan... Üç kafadar 15 yıllık kariyerlerine dokuz aylık mola vererek motosikletleriyle dünya turuna çıktılar. Zorlu ve yoğun geçen hazırlık aşamasından sonra ilk durakları Şili olmuştu. Şimdi ise tango diyarı Arjantin’deler. Arjantin'de dünyanın en uzun otoyolundan geçtiler ve büyük bir kaza da atlattılar. İşte MotoTrio ekibinin Arjantin günlükleri…

Karlı bir yaz günü, 3 bin 200 metre rakımdaki Los Libertadores geçidini aşarak Arjantin’in rafting etkinlikleriyle ünlü Uspallata kasabasına ulaşıyoruz. Motorlarımızın ağır yüklerini, konakladığımız kabinde bırakarak yeni lastiklerimizi denemek için ilk arazi sürüşümüzü gerçekleştirdik. Arjantin’in Mendoza kentine And Dağları’nın sırtlarından sürmek eğlenceli olduğu kadar zordu. Zorluğun büyük kısmıysa yol şartlarından değil, göz alabildiğine uzanan dağ manzarasının büyüleyici güzelliğinden kaynaklanıyordu. Daracık toprak yollarda motorlarımızı park edebilecek yer bulabildikçe durup Mendoza’ya doğru uzanan geniş ovaları seyrettik. Motor kullanmakta olduğumuzdan şehrin ünlü üzüm bağlarını ve şaraplarını pas geçmek üzücü olsa da bu bir günlük ızdırabın acısını daha sonra çıkarma fırsatımız olduğunu bilmenin rahatlığı içindeydik.

Arjantinin en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Ertesi gün ABD’deki Route 66 ve Güney Afrika’daki Route 62 denli olmasa da motosikletçiler arasında ünü gittikçe büyüyen ‘Ruta 40’a çıkarak güneye doğru yol alma zamanı gelmişti. Henüz altı yıl öncesine kadar var olmayan ancak şu anda dünyanın en uzun otoyollarından biri olan Ruta 40’ın Arjantin hükümeti tarafından geliştirilen çok başarılı bir turizm hamlesi olduğunu daha sonra öğrenecektik. Ülkenin güneydoğusunda deniz seviyesinde başlayıp And Dağları boyunca 5 bin kilometreden fazla uzanan, kuzeydoğudaki Salta kenti yakınlarında 5 bin metreye kadar tırmanan, 20 milli park, 27 dağ geçidi aşan ve Bolivya sınırında sona eren Ruta 40, pek çok eyalet yolunun Arjantin hükümetine devredilip (her ne kadar tamamen bitmese de) asfaltlanarak aynı isim altında birleştirilmesiyle ulusal turizme katkı sağlamak üzere tasarlanmış bir macera otoyolu. Tabii iyi projeler ulusal sınırlarla kalmayıp uluslararası ölçekte de ilgi görebiliyor. Biz de bu uluslararası ilginin canlı kanıtı olarak Mendoza’dan Ruta 40’a çıktık ve yol boyunca pek çok yabancı plakalı motosikletli gezginle karşılaşarak güneye doğru yol almaya başladık.

Arjantinin en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Maceramıza nazar değdi

Ruta 40, boyunca iki gün büyük düzlükler ve dağ geçitlerinden geçtikten sonra vardığımız kasabada titizlikle hazırladığımız seyahat planımızı bir anda çöpe atacak büyük bir talihsizlik bizi bekliyordu. Akşam yorgunlukla vardığımız hostelimize yerleşirken Fırat merdivenlerden düşerek ayak bileğini kırdı. Hikâyenin bu kısmı bizim adımıza epey can sıkıcı olduğu için kısaca değinmek en iyisi… Fırat Santa Fé’de ameliyat edilerek bileğindeki kırık, plaka ve çiviler yardımıyla sabitlendi ve bir aylık iyileşme sürecinin ardından tekrar yürümeye başladı. Anlayacağınız MotoTrio’nun modern tıbbın bir mucizesi olan biyonik bir üyesi var artık. Ben iyileşme sürecinde Fırat’a refakat ederken Özkan Arjantin ve Şili’nin göller bölgesini keşfetmeye devam etti. Böylelikle kısa bir süreliğine de olsa triomuz dağılmış oldu. Neyse ki sayılı günler gerçekten çabuk geçiyor.

Arjantinin en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Buenos Aires rehabilitasyonu

Fırat tekrar ayağının üzerine basabildiğinde doktorun iki hafta daha motosiklet yasağı koymasını fırsat bilerek başkent Buenos Aires’e geçtik. En azından zamana sıkışmadan gezebilir, yeni yıla bu büyük şehirde girebilirdik. Noel’in hemen ardından vardığımız Buenos Aires’te bir süredir unuttuğumuz ve güneye sürmeye devam ettikçe tekrar unutacağımız büyük şehir havasını tekrar soluduk. Pek çok ülkede tatil dönemi olması nedeniyle Cafe Tortoni gibi başlıca turistik mekanlarda uzun sıralar oluşturan turist kalabalıklarından ve yakıcı yaz güneşinden kaçınmaya çalışarak sokakları arşınladık, evinde konakladığımız Benjamin’in önerilerine uyarak şehrin görece az bilinen yerel lezzetlerini keşfetmeye çalıştık.


Tabii bu kadar popüler bir turizm megapolünün olmazsa olmazlarını da görmemiz gerekiyordu. Nihayetinde kafe, bar ve ünlü markaların semti Palermo’yu, Eva Peron’un mezarının da bulunduğu Recoleta Mezarlığını, San Telmo’nun ara sokaklarını, eski bir tiyatro salonun yeniden işlevlendirilmesiyle hayat bulan El Ateneo kitapçısını, ülkenin en ünlü iki futbol takımından biri olan Boca Juniors’a ev sahipliği yapan La Boca’nın renkli El Caminito semtini, şık restoranları ve güzel şehir manzarasıyla Puerto Madero’yu gezmeden Buenos Aires’i gördük diyemezdik.

Arjantinin en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Şehrin olanca canlılığına rağmen yılbaşı gecesini oldukça sakin geçirmesi ise bizim için sürpriz oldu. Sydney’dekine benzer havai fişek gösterileri olur diye umarken sokakların boşluğuna hayret ederek eve döndük ve geceyi ev sahibimiz Benjamin’in arkadaşları için düzenlediği şahane mangal partisinde geçirdik. Belki ünlü bir kulübe de gidebilirdik ama ülkenin çeşitli köşelerinden Buenos Aires’e gelen gençlerle uzun bir masada sohbet etmek, yeni yılın ilk saatlerinde bulunduğumuz yirmi katlı binanın terasına çıkarak şehrin ışıklarını izleyerek yeni umutlara kadeh kaldırmak bizim için çok güzel bir deneyim oldu. Nihayetinde her motorcu çılgın olacak diye bir kural yok dimi...

Arjantinin en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Yedi göller ve trionun tekrar buluşması

Fırat’ın motosiklete binme yasağı kalktığında motorlarımızı teslim almak için kazanın yaşandığı kasabaya döndük, hostelinde konakladığımız Fernando’nun büyük yardımseverlik göstererek kendi bahçesinde beş hafta boyunca sakladığı motorlarımızın örümcek ağlarını aldık, lastiklerin havasını tamamladık, depolarımızı doldurduk ve Özkan’ın teker izlerini takip ederek Arjantin Alpleri olarak anılabilecek Siete Lagos bölgesine doğru sürdük (tesadüf bu ya, bölgenin adı tam olarak “Yedi Göller” anlamına geliyor).

Arjantinin en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Kasklarımızdaki interkomdan birbirimize söylediğimiz “sağdaki volkana bak, soldaki şelale amma yüksek, ne sık orman, çok acayip viraj geliyor” benzeri hayranlık dolu cümlelerin sonu gelmeksizin kilometreler boyunca kıvrımlı virajlarda göl, orman manzarası ve bol yağmur eşliğinde eşi az bulunur üç sürüş günü sonunda bir kez daha Şili’ye, And Dağları’nın Pasifik tarafına geçtik ve Özkan’la tekrar buluştuk.

Arjantinin en zorlu otoyolunda motosiklet günlüğü

Yazın en sıcak mevsiminde olmamıza rağmen hava oldukça serin ve Patagonya’nın güneyine doğru inmeye henüz başlıyoruz. Yolun devamında bizi bol rüzgar, yağmur, toz toprak ve bir ihtimal kar bekliyor. Ama olsun, büyük bir zorluğu aştık ve yola devam etme azmimiz perçinlendi. Dünyanın en güneyindeki kent Ushuaia’ya kadar sürmememiz için hiç bir neden yok.

False