Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şeriat tehlikesi dedikleri köylülüğün kente taşınması mı?

Tabii ki “şekil” asla “öz”ün karşısında öncelikli yeri alamaz.

Ancak özellikle kentli yaşamda şekil ve davranış kuralları, öz kadar ağırlık kazanır. Bu bakımdan AK Parti’nin tabanını oluşturdukları ileri sürülen muhafazakar ve mukaddesatçı kesimlerin, kentli yaşamın gereklerine uyumda özenli olmaları gerekiyor.

Çünkü bize göre “hayali” olan “şeriat tehlikesi” iddialarının seslendirildiği kesimlerin dayandıkları kanıtlar, yoğunlukla şekilden kaynaklanıyor. Bu şekle dayalı davranışların çoğunun da köylü yaşamdan geldiği, dini inançlarla fazla bağlantılı olmadıkları görmezden geliniyor.

Örneğin CHP’de liderliğe aday olduğu söylenilen Gülsün Bilgehan Toker’in partisinin halkla  bütünleşmesi için “Ayakkabı çıkartıp evlere girmeliyizönerisini seslendirmesi, günlerdir gazete köşelerinde tartışılıyor.

 

Köyden kente taşınan

 

Bu “ayakkabı çıkarıp eve girmek” uygulaması, yemeğini siniden yiyen, yatağını döşekten yapan ve koltuk yerine minderde oturan köylünün hayat tarzını yansıtır. Yaşamını yerde geçiren köylü, kırsal kesim yollarının tozunu ve çamurunu, eve taşımak istemez.

Köyden kente geçiş, ev yaşamında yerden 30-40 santim yükselmektir. Sini yerini yemek masasına, döşek yerini somyaya, minder koltuğa bırakır. Kapıya paspas koyulur, eve de elektrik süpürgesi alınır.

Ama eski alışkanlıklar sürdürülürse, apartman dairesinin kapısında da ayakkabı çıkartılıp, terlik giyilir. Eve sokulmayan ayakkabılar apartman katlarının sahanlıklarında bırakılır.

Yani Gülsün Bilgehan Toker’in önerisine uyan CHP’liler ayakkabı çıkartıp ev ziyareti yaptıkları zaman, ne halkla bütünleşirler, ne de AK Partili oldukları varsayılan terlikli seçmenlerin oylarını CHP’ye çekebilirler. Sadece kente de aktarılan köylülük alışkanlıklarına onlar da uymuş olurlar.

 

Abdest almanın yeri

 

İbadete ilişkin “şekil” meselelerinden birini ise, Kamer Genç TBMM kürsüsünden seslendirdi.

Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Meclis tuvaletlerinde abdest alanların yarattığı görüntülerin Meclis'e yakışmadığını söyleyip şöyle konuştu önceki gün:

- Meclis'in lavabolarında insanlar gelip de abdest almasın. Abdestlerini gitsinler caminin avlusunda alsınlar. Arkadaşlar, burası Meclis'tir. Burada, namazını kılmak isteyen gitsin camide abdest alsın efendim, yani burada, tuvaletlerde gelip de hemen yanında çoraplarını çıkarmanın bir anlamı yok.

Kamer Genç’in bu söylemindeki üslup hedef aldığı kesimleri rahatsız etse bile, söylediklerinin dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

1974 Temmuz’unda Kıbrıs’a askeri müdahale kararı alınmış, hava sahalarımız trafiğe kapatılmıştı. O sırada ABD Başkanı’nın özel temsilcisi olarak ABD Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Sisco, Ankara’ya geldi ve akşam saatlerinde eski başbakanlık binasına ulaştı.

 

Görüntü önemlidir

 

Ben koridordaydım. O dönemin ABD Büyükelçisi Macomber, yanıma geldi “Sisco’nun midesi bozulmuş, hemen tuvalete gitmeli” dedi. Başbakan ve bakanların kullandığı bir tuvalet vardı, onun kapısını işaret ettim. Sisco içeri girdi. Tuvaletin lavabosunda dönemin koalisyonundaki MSP’li bakanlardan biri çoraplarını çıkarmış, ayağının biri lavaboda, abdest alıyordu.

Açıkçası çok yanlış bir görüntüydü bu.

Gerçekten de ibadetin gerekleri, ibadete ayrılan yerlerde yapılmalı.

Bir dönemde Londra’yı ziyaret eden Türk milletvekillerinden bazılarının İngiliz parlamentosunda ayakları lavaboda fotoğrafları da yayınlanmış mıydı?

Köy çeşmesinin veya cami şadırvanının karşısında oturup abdest almakla, kentli veya parlamenter yaşamın umumi tuvaletinde lavaboya ayağını sokmak birbirine karıştırılmamalı.

Bunlar yaygınlaştığı takdirde şeriat gelmez ama kentli yaşamın kurallarının yok edildiği görgüsüzlük çok ağır biçimde gelebilir.

ŞAKA

Gel tezkere gel

TBMM’de kabul edilen “tezkere” dolayısıyla ABD, Irak, Kürtler ve her çeşit konu gündemde. Ama kimse bu kavramı yıllar önce belleklerimize yerleştiren rahmetli Esmeray’ın (1949-2002) “Tezkere”sini hatırlamıyor:

“Gel tezkere, gel tezkere bitsin bu gurbet/ Evde baban anan yüzüne hasret/ Yolunu gözleyen yarin yüzüne hasret/ Bir yıl oldu davul zurna yolcu ettik seni/ Duvarın üstüne astık yırtık resmini/ Hiç gam yemem yaş dolsa da görür gözlerim/ Vatan borcu namus borcu derim beklerim/ Gel tezkere gel tezkere bitsin bu hasret”

X