Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Serdar Turgut: Bizde neden çok

Serdar TURGUT

Türkler'in yıkanma ádetleri üzerine yapılan son çalışmanın sonuçlarını eminim ki görmüşsünüzdür.

Nüfusun sadece yüzde 8'i her gün yıkanma ádetine sahipmiş.

Çoğunluğu ise haftada sadece bir kez yıkananlar oluşturuyormuş.

Şimdi bu sonuçlara bakarak bazıları, Türkler'in büyük bölümünün kişisel temizliklerine önem vermediklerini, sudan korktuklarını, kokup kokmadıklarına aldırış etmediklerini, fazla gömlekleri olsa bile hep aynı gömleği giydiklerini, katiyen deodorant kullanmadıklarını, arada kullansalar da bunu beş gün üst üste giyilen gömleğin üstüne sıkarak kullandıklarını, çorap değiştirmediklerini, aptes aldıktan sonra dört gündür ayaklarında olan aynı çorabı bu kez de ıslak ayak üstüne giyerek mikro felaketler yarattıklarını, duş almayan insanların aynı zamanda sokakta yürürken sigara içen kişilerle aynı insanlar olduklarını, sıcak havada aval aval yürüyen duşsuz vücut ile sigara kokusu karışımının bir başka mikro felaket oluşturduğunu ileri süreceklerdir.

Meseleyi böylesine basitleştirerek hiçbir yere varamayız.

Çünkü aslında bu konu son derece derin ve anlamlı.

Dolayısıyla bugün ‘‘Türkler'in neden fazla yıkanmaktan hoşlanmadıklarını’’ açıklama iddiasında olan bazı ciddi teorileri özetleyeceğim.

***

YDD TEORİSİ: Amerika'nın önderliğini yaptığı emperyalist sistem, gelişmekte olan ülkeleri sömürmektedir. Emperyalizm çeşitli aşamalardan geçerek evrilir. Bunun son evrilme biçimine ise ‘‘Yeni Dünya Düzeni’’ denmektedir. YDD'de eskiden olduğu gibi kaba kuvvete başvurmak gerekmemektedir. Bunun yerine emperyalizm, insanları daha çok ‘‘zihniyetsel manipülasyonla’’ idare etmeyi yeğlemektedir. Şurası bilinmektedir ki her gün duş alan ve şahsi temizliğine dikkat eden bir insanla haftada sadece bir gün yıkanan insanın zeká seviyesinin aynı olması mümkün değildir. Çünkü temiz olunca insan kendisini daha iyi hisseder ve böylece aklı daha iyi çalışır. Emperyalizm ise halk kitlelerinin akıllı olmasından katiyen hoşlanmaz. YDD'ci emperyalistler, yerli uşakları aracılığıyla halkın büyük bölümünün su kullanmasını engelleyerek memleketteki zeká düzeyini düşürmekte ve ülkenin emperyalizm tarafından sömürülmesine çanak tutmaktadırlar. Yani aslında insanlar yıkanmak istemekte, ancak emperyalistler ve onların uşakları onları engellemektedirler.

***

GELİR DAĞILIMI AÇIKLAMASI: Türkiye'de gelir dağılımı her geçen gün daha da bozulmaktadır. Bu veri bir durumdur. Kötü niyetli insanlar, insanın fakir olmasının aynı zamanda yıkanmaktan kaçınması anlamına gelemeyeceğini belirtirler. Ancak onların unuttuğu bir şey vardır. Gelir dağılımı bozuldukça insanlardaki sınıf bilinci artmakta ve geliri yükselen insanlara karşı bir tepki oluşmaktadır. Gerçi Türkiye'de parası çok olanların illa da yıkanacakları diye bir şey yoktur. Hatta ‘‘Paralı Ayılar’’ diye adlandırılabilecek grupta bunun tamamen aksi söz konusudur. Ama her gün duş alanların mali durumu da fena değildir. İşte sınıf bilinci her gün gittikçe artan dar gelirliler, duş alan sınıftan öç almak, onların gündelik yaşamını zehire çevirmek için yıkanmamakta ve kokmaktadırlar. Toplumda ter kokanlarla kokmayanlar arasındaki mücadelenin aslında bir sınıf mücadelesi olduğu, kitlelerin sonunda her gün yıkanan, YDD'ci olan ve büyük ihtimalle de uluslararası tahkimden yana olan güçleri sonunda pes ettireceği günler yakındır.

***

YEŞİL HAREKET: Emperyalizmin gizlemek istediği bir başka gerçek de ozon tabakasının her geçen gün biraz daha delindiğidir. Gerçi Türkiye gibi ülkelerde ozon tabakasının tamamen delinmesi ve hatta bu tabakanın tamamen ortadan kalkması durumunda halka bir şey olmayacağı kesindir. Zira bu halkın büyük bölümü haftada bir kez yıkanarak vücutlarını öylesine bir kir zırhıyla kaplamışlardır ki Çernobil, Türkiye'de patlasa o bile bir şey yapamaz bunlara. Ama buna rağmen halkın bilinci esaslı olduğu için kendilerinin bir çıkarı olmadığı halde ozon tabakasına Türkler de sahip çıkmaya karar verdiler. Ve bu nedenle koltuk altlarına katiyen hiçbir koku sürmemeyi yaşam ilkesi haline getirdiler. Bugün sokakta ter kokan her bir Türk, uluslararası yeşil hareketin poster modeli olabilecek düzeyde doğal yaşama sahip çıkan, saygıdeğer bir bireydir. O Türk'ün ter kokusu, kendisinin ‘‘Yaşam kalitesi ISO 20001’’ belgesidir. Bu nedenle ter kokan insanlara sokakta bakın, hemen hepsi dünyayı ben yarattım edasıyla dolaşmakta ve kendilerinde bir problem olmadığını, asıl problemin kendi dışlarındaki herkeste olduğunu düşünmektedirler.

***

ÖZEL KATEGORİ: Bir de özel konumda olanlar var. Bunlar çok istedikleri halde yıkanamayan, deodorant kullanamayan insanlar. Bunların çoğu Hürriyet Gazetesi'nde çalışır. Aralarında yazarlar da vardır. Ceplerinde hiçbir zaman yeterli para olmadığı için hem su masrafından olabildiğince kaçınmak, hem de eve ekmek götürebilmek için deodorant gibi hayati olmayan şeylere para harcamamak zorundadırlar. Bunlar en acıklı konumda olan insanlardır, çünkü manen her gün yıkanan yüzde 8'lik grup içinde olabilmek için çırpınmakta, ancak o grup onları içine almamaktadır. Gazeteci olduklarından halkla da fazla bağlantıları yoktur. Yani anlayacağınız, bu grup yandaşsız ve yalnızdır.



X