"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

SADE konseri @Abu Dhabi

Size Sade’yi anlatacağım şimdi. Anlatabilirsem tabi.Sahneye siyah pantolon, siyah bluz ve siyah topuklu bir ayakkabı ile çıktı. Sonra ayakkabıyı düzüyle değiştirdi. Saçları ense dibinden bir at kuyruğu. Siyah. Sade. Çok sade.

Sesinden ve kendinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan bir halde, sahneye çıktığı an, sanki gökten bir Tanrıça, Müzik Tanrıçası inmiş gibi hissettirdi tüm ahaliye.
Heykel gibi. Kusursuz bir heykel... Duru. Sade. Güzel. Asil. Başka türlü asil.
Hepimiz sustuk. Kıpırdayamadık o söylerken.
O asaleti tarif edemem ki kimseye. Havasında vardı asalet. Alnında vardı. Tepeden tırnağa sesinde vardı...
Havasındaki o asalet yüklü bulut hepimizi kapladı. Sustuk. Dinledik. Tapındık sanki ayindeymişiz gibi.
Birbirini tanımayan binlerce insan, saygı duruşunda dinledik. Ne bir ekstra şova gerek vardı, ne başka bir ışığa. Sade ışıktı.
Müzik ve sesten, Sade’nin sesinden başka hiçbir şeye gerek ve yer yoktu sahnede.
İki minik hareket yapıyor Sade, kollarını kaldırıp yukarı, Matador gibi, o kadar. Ve o iki hareket öyle yeter ki!
O an sanki sesi değince bize, hepimiz cam kırıkları gibi dökülüyoruz sağa sola.
Döküldük saçıldık zevkten sağa sola.
Jezebel’i oturdu yere öyle söyleyiverdi. Tık yoktu havada. Sade sesinden başka...
Şarkı üzerimize yağmur gibi yağdı. Yağdı yağdı yağdı.
Sonra uzun beyaz bir elbise giydi. Saçlarını açtı.
Yalın ayak.
Kiss of Life söylerken, yüzündeki hayat çizgileri görünürken; ne bedeninden, ne vardığı 52’nci yaşından, ne de herhangi bir oluş halinden utanan sakınan bir insan vardı karşımızda.
Gurur vardı. Gurur.
Haklı, asil, sade ve insanı ezmeyen tam tersine mutlu eden bir gurur. “Sen de gurur duy kendinle!” diyen bir gurur.
Aklımı yüreğimi, kadın olarak kendime dair düşüncelerime daldı Sade.
Konser sonunda gözleri dolarak herkese teşekkür ederken; “Umarım herkes bu hayatta en az benim kadar çok sevilme şansı elde eder...” dedi.
Soldier of Love başladı. Sevgi Askeri... Hazır ola geçtik. Yonca “Sade-t”

Van için kitap

Buyrun bir okurumdan gelen mektubu okuyun. Ve lütfen, ilgilenenlere duyurun. “Ben Nilüfer Şen Necef. Kaliforniya’da yaşıyorum.
Van depreminin olduğu gün internette tesadüfen www.blurb.com sayfasına rastladım. Blurb, internet üzerinden kitap, fotoğraf albümü basıp yayımlamasına imkan sağlayan bir firma. Bir de “Blurb for Good” var. Yani, kitabı bastırıp kitabın kârından elde edilen parayı, istediğiniz yardım kuruluşuna yönlendiriyorsunuz. Blogumda ‘Van için fotoğraf kitabı’ fikrimi paylaştım. Herkes çok ilgilendi. Yüzlerce fotoğraf gönderildi. Kitabın fiyatını yüksek tutmamak için bir sürü fotoğrafı elemek zorunda kaldım. Fotoğraflar 64 sayfalık kitabın içinde toplandı.
Amerikalı Türkler’in anavatana gönül borçlarını yerine getirmek için kurdukları “Bridge to Türkiye” isimli organizasyonla irtibata geçtim.
www.blurb.com sitesine girip bitişik şekilde Vanproject yazarsanız kitabı bulursunuz.
Kitap sadece talep üzerine, yani ısmarladıkça basılıp yollanıyor. Basılan her kitaptan belli bir miktar “Bridge to Türkiye” aracılığıyla Van’daki çocuklara yardım olarak dönecek. Neşe.”

X