Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Patronunu döven hizmetkár

<B>BİR </B>eviniz var. Evde <B>hizmetinizi </B>görmesi için birtakım insanları <B>para karşılığı </B>kiralıyorsunuz. Sizi koruyacaklar, evinizi temizleyecekler, yemeği pişirecekler vb.

Ancak, bir gün bakıyorsunuz, size hizmet etmeleri için para karşılığı kiraladığınız insanlar size evde nasıl davranmanız gerektiğini dikte etmeye başlıyorlar; bazı hareketlerinizi, hatta bazı sözlerinizi yasaklıyorlar.

‘‘Neden?’’ diye soruyorsunuz.

‘‘Bizi güvenliği temin etmemiz için tutmuştun, onun için’’ diyorlar.

‘‘Benim güvenliğim için beni benden mi koruyacaksınız? Bir tehlike mi var?’’ diye soruyorsunuz.

‘‘Potansiyel tehlike var’’ diyorlar.

‘‘Ya yasaklara uymazsam?’’

‘‘Bize seni korumamız için top, tüfek satın almıştın ya, bizi onları kullanmaya mecbur etme.’’

* * *

Yukarıda takdim edilen diyalog, insana deli saçması gibi gözüküyor; ama içinde yaşadığınız ev ile içinde yaşadığınız devlet yer değiştirirse, zırva, mantıklı olmaya başlar.

Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.

Kızını dövmeyen dizini döver.

Kızı boş bırakırsan ya davulcuya varır, ya zurnacıya.

* * *

Para karşılığı emeği kiralanan hizmetkár, patronu dövmeye kalkarsa bu yadırganır.

Ancak, patron hizmetkára para vermeden, ondan hizmet almaya kalkarsa, dayak hak haline bile gelebilir.

* * *

Türkiye'nin hali ikinci şıktır. Biz vergi ödemeden, vatandaşlık edimlerinden kaçarak, devleti aldatmayı hüner sayarak hareket ettiğimiz için eline devlet sopasını geçiren, onu sırtımızda kırmayı hüner sayıyor.

‘‘159'luklar, 312'likler vergilerini ödeyen vatandaşlardır’’ demeyin.

Devlet, vatandaşı arasında ayrım yapmaz.

* * *

Atanarak veya seçilerek devlette görev alanların; kapılarında onlara yalvaran, kendilerine ayrıcalık yapması için bin dereden su getiren, beleş cukka isteyen; aş, iş, sağlık, eğitim bekleyen yığınları görünce zıvanadan çıkmamaları mümkün değil.

Şimdi özgürlükler konusunda direniyor diye MHP'ye kızıyoruz.

MHP'yi biz seçmedik mi; gazetelerde ‘‘değişti, değişti’’ diye manşetler atmadık mı?

ANAP bile Bakanlar Kurulu'nda imzayı atıp, tepkileri görünce kıvırmadı mı?

Ne ekersen onu biçersin.

Milletler layık oldukları idarelere kavuşurlar.

* * *

Ancak; MHP'nin dediği yine olmayacak. Onlar önce salvo atacaklar, bir süre tribünlere oynayacaklar, sonra Batı sopayı gösterecek.

* * *

Türkiye'nin, Türklerin istediği kadar değil de, bize cukka veren yabancıların istediği kadar özgür olabilmesi beni çok üzüyor.
X