Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Özürlüysen evinde otur be adam!’

Hiç adetim değil.

Normalde köşemi bütünüyle bir başkasına ayırmam.

Fakat ‘Engelleri aşmaya çalışan sergi’ başlıklı yazım üzerine öylesine yalın ve çarpıcı bir mektup aldım ki, tamamını yayınlamasam Levent Karagöz’ün şahsında tüm engellilere haksızlık etmiş olacaktım.

İşte 4 aylık kızımla yaşadığım zorlu mücadelenin ötesinde Türkiye’de engelli olmanın ne demek olduğunu tüm çıplaklığı ile yüzümüze tekrar çarpan o yazı.

 

Sayın Eyüp Can;

Yazınızı okudum. Bu konuyu köşenize taşıdığınız için teşekkür ederim. Bu kampanya ya katılan bir engelli olarak öncelikle Tempo dergisine ve özellikle özel bir insan olan Nuray Soysal ve onun cana yakın ekibine aracılığınızla teşekkür etmek isterim.

Ayrıca Serdar Bilgili’ye de verdiği emekler için teşekkür ederim.

Bu kampanyaya katılmaktaki en önemli amacım diğer engelli insanlara somut bir örnek olabileceğim yaklaşımıdır.

Yoksa devletin, belediyelerin, toplumun konuya dikkatini çekmek değil.

16 senelik bir engelli olarak bu kurumlardan maalesef pek ümitli değilim. Sizinde yazdığınız gibi düzenleme yapmak için 7 sene süre tanınması bile tek başına bir samimiyetsizlik. Size şimdiden söyleyeyim7 sene sonrada bir şey yapılmayacak ve 5 sene daha ek süre tanınacaktır.

Çok uzun yazmak istemiyorum ama sadece son birkaç ayda yaşadığım bazı somut örnekler vermek istiyorum. Bırakın gezip tozma yerlerinin (sinama tiyatro, sergi salonları, müzeler  vb gibi yerler) durumunu, mecbur olarak gitmek zorunda olduğumuz yerlerden bahsedeceğim.

Lütfen çocuğunuzun 5. ayında pusetinizi alın Bakırköy Adliyesine gidin aracınızı nereye park edeceksiniz, adliyeye nasıl ulaşacaksınız bir bakın?

İçeriye girmeye bir çalışın kapısı olmayan daha doğrusu iptal edilen bu binaya nasıl giriliyor nasıl çıkılıyor bir görün. Ve de 2. kattaki bir duruşmaya götürün bebeğinizi bakalım nasıl çıkacaksınız o merdivenleri, puseti devirip bebeğinize bir şey olmamasını nasıl sağlayacaksınız?

Tebligatta diyor ki gelmezseniz polis zoru ile gelirsiniz. Hakime bildiriyorsunuz durumunuzu ‘birkaç adam tutsunlar çıkarsınlar’ yanıtını alıyorsunuz.

Bir dahaki çağrıda polisi beklemeyi ve zorla götürülmeyi tercih edersiniz.

Nasıl olsa onlar çıkartmak zorunda!

Yine Bakırköy devlet hastahanesine gidin, aracınızı nasıl park edeceksiniz?

Sayın doktorlara özel parklar ayrılmış ama bir özürlü araç parkı yapılmamış.

Çektiğimiz eziyeti gördüğü halde kılını kıpırdatmayan otopark sorumlusu, ‘yukarıda yer alan ufak bir yerde aracınızı park edin’ diyor ama yer bulmanız mümkün değil!

Ayrıca bulup ta park etseniz aracınızın arkasına birisinin park etmesi ve orada birkaç saat beklemeniz çok muhtemel...

Önümüzde secim var ve pek tabi olarak oy kullanacağımız sandık geçen seçimde olduğu gibi 4. katta olacak ve biz anayasal hakkımızı kullanmakta zorluk çekeceğiz.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sadece başıma gelenleri aktarıyorum.

Mesela özürlü raporu veren servis, asansörü çalışmayan hastahanenin 4. katında olabiliyor bu ülkede. Ya da bir alış veriş merkezinde engelli olduğunuz için normal asansör yerine yük asansörüne yöneltilebilirsiniz.

Karayolunda ceza yazan polis, aracınızı kuyruğun uçuna gönderebilir ve cezayı ödemek için aracına gelmenizisöyleyebilir.

Rezervasyon yaptırıp 5 yıldızlı otele gidersiniz ama banyo kapısında tekerlekli sandalyenizsığmayabilir.

Özürlü park yerinde her zaman normal araç sahiplerinin park ettiğini görebilir, bir katlı bir iş merkezinde boş asansör için 15 dakika bekleyebilirsiniz.

Dahası hiç bir insan oradan çıkıp ta size öncelik tanımaz.

Bir trafik memuru tüm gücüyle size ‘Özürlüysen evinde otur be adam’ diye bağırabilir. Belediyenin sosyal tesislerinde sizi bir merdiven karşılayabilir!

Fazla zamanınızı almamak için örnekleri uzatmıyorum ama lütfen şunu da göz önünde tutunuz. Bunlar meslek sahibi, maddi durumu orta düzeyde olan, yüksek okul mezunu ve İstanbul’da yaşayan bir özürlünün tespitleri.

Varın ufak bir taşra kasabasında yaşayangeliri olmayan engellinin durumunu bir düşünün.

Gelin bu işin adını net koyalım: Bu zihniyet tek kelimeyle ayırımcılıktır. İnsan hakkı ihlalidir. BM İnsan hakları beyannamesi, Avrupa birliği mevzuatları, Anayasamız hepsi bu konuya yer ayırmış. Ama ülkemizde uygulama çok çok yetersiz.

‘Bir tane insan hakları ihlali vardır o da kişiye farklı davranmaktır’ diyor Prof.Dr.İonna Kuçuradi

Lütfen bebeğiniz büyüyene kadar bizim yaşadıklarımıza benzer şeyleri siz de tecrübe ediniz. Yazılarınız belki bazılarını bir şeyler yapmaya zorlar.

Ama dikkat edin kızınızla engelleri aşmaya çalışırken bir trafik memuru da çıkıp size; ‘çocukluysan evinde otur be adam!’ diyebilir.

Der mi der!

X