Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oyun tutmadı!

Emin ÇÖLAŞAN

Şubat ayında yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Hacı Başbakan, Bacı ise onun koltuğunun altındaki yardımcısıydı. Her ikisi de sekiz yıllık eğitim konusunda ikna olmuşlar ve MGK kararlarının altına paşa paşa imza atmışlardı.

Atmadınız mı imzaları? Attınız, attınız!

O halde şimdi ne yapıyorsunuz? Niçin ‘‘İmam hatip okulları kapatılamaz'' diye yaygara koparıyorsunuz?

İmam hatip okullarının kapatılmadığını siz de biliyorsunuz. Ama bu konuda ikiniz de ayrı hesapların peşindesiniz.

Hacı ve partisi, küçücük çocukların sırtından siyaset sömürüsü yapıyor. Bacı ise dün söylediğini bugün unutuyor, kendini ve partisini tüketmiş, Refah'tan milletvekili seçileceği günü bekliyor. Sekiz yıllık temel eğitim yasası için dün ‘‘Ya çıkacak, ya çıkacak'' diyordu! Bugün 180 derece çark etti, ne diyeceğini şaşırdı.

* * *

Türkiye, tarihinin en büyük yalanlarından birine tanık oluyor. Şeriatçı kesim, günlerden beri Refah Partisi televizyonundan ve ayrıca satışları 30 bin dolaylarında olan iki şeriatçı gazeteden kopan çığlıklarla inliyor:

‘‘İmam hatipler kapatılıyor, din elden gidiyor. Bunu protesto edelim. Ankara'ya yürüyelim, kontak kapatalım, başkenti altüst edelim...''

İmam hatip okulları kapatılmıyor. Sekiz yıllık temel eğitim yasası çıkınca, bütün meslek okullarının sadece orta kısımları kapatılacak, liseleri açık kalacak.

Türkiye'de din sömürüsü ve din tüccarlığı yapan bir kesim, bu konuda inanılmaz bir yalan kampanyası başlattı. Küçücük imam hatip öğrencilerinin sırtından siyaset yapmaya kalkışıyorlar.

Bir televizyon kanalı, günlerden beri halkı bu yalanlarla tahrik ediyor, yönlendiriyor, yol gösteriyor.

Nerede RTÜK? Nerede bu Cumhuriyet'in savcıları?

Günlerden beri bir şeriatçı televizyon kanalı ile birkaç şeriatçı gazetede habire insanlar kışkırtıldı ve sokağa dökülmeleri için çağrılar yayınlandı.

Bu nasıl bir sorumsuzluk örneğidir?

Burası İran mı?

* * *

Yapılan çağrıların sonucunu ise dün hep birlikte Ankara'da gördük! Bütün Türkiye'den bilemediniz 4 bin kişi bu çağrılara uymuş ve sokağa dökülmüştü. En keskin militanları, çarşaflı, sarıklı, şalvarlı, cüppeli tipleri ile birlikte bazı Refah Partisi milletvekilleri ve Hasan Hüseyin Ceylan da aralarındaydı!

Kambersiz düğün olmaz ki!

Dünkü gösterileri için Refah'ın yayın organı olan gazete dün çağrıda bulunuyordu:

‘‘Aman olay çıkarmayın, sadece Türk bayrağı taşıyın, tahrik etmeyin...''

Manşetlerde, ‘‘On binlerce insanın'' yürüyüşünden söz ediliyordu!

Son zamanlarda bunlarda bir de ‘‘Türk bayrağı sevgisi'' başladı! Bayrak görünce tiksinen, İstiklal Marşı çalınırken ayağa kalkmayan bu tipler, şimdi başlarına bir iş gelmesin diye Türk bayrağı kullanmaya başladılar! Nedeni ne olursa olsun, olumlu bir gelişmedir!

Evet, sadece 4 bin kişi toplayabilen organizatör takımı, dünkü ‘‘gösteriden'' sonra herhalde hayal kırıklığına uğramış ve Türkiye'nin İran olmadığını, insanların belli yalanlara artık kanmadığını, işlerine güçlerine baktıklarını herhalde anlamışlardır.

* * *

Çığırtkanlık boşa gitti. Amaca ulaşamadılar. 200 dolaylarında aracı Ankara'nın kilit kavşaklarına yığıp trafiği kilitlediler ve yüz binlerce insanın bedduasını aldılar... Çünkü herkesin işini aksattılar.

Türk ordusuna ve kendilerinden olmayan basına bol bol sövdüler, şeriatçı sloganlar attılar!

100 dolayında araçla Genelkurmay'ın önünden korna çalarak geçtiler ve ‘‘gövde gösterisi'' yaptılar!

İnsanlar bunları hayretle ve ibretle izlemekle yetindiler.

Gösteri fos çıkmış, amaca ulaşmamıştı. Günlerden beri yapılan çağrıların boşa gittiği kesindi.

Örneğin Refah'ın yayın organı olan gazetenin dünkü manşeti şöyleydi:

‘‘On binlerce insan bugün Meclis'e gidiyor. Milli irade günü...''

Ortalıkta on binlerce insan falan yoktu! Demek ki ‘‘Milli irade'' bunları takmıyor, ciddiye almıyordu.

* * *

Sevgili okuyucularım, üzerinde şamata yapıp yalanlarla insanların kafasını karıştırmaya kalkıştıkları sekiz yıllık temel eğitim konusunu, Milli Güvenlik Kurulu'nda hükümeti temsil eden zamanın başbakanı Necmettin Erbakan imzalamıştı!

Evet, bu kararların altında Bay Erbakan'ın kapı gibi imzası var.

Ben Refah'lı olsam, bugünden tezi yok bunun hesabını Bay Erbakan'dan sorarım... ‘‘Sen bu kararların altına imza attın, şimdi adamların bizi sokaklara döküyorlar. Bu nasıl iştir? Senin imzana mı, yoksa bu çığırtkanlara mı inanalım'' derim.

Fakat bakıyorum, bütün bunlar olurken Necmettin Bey'den tık yok! Konuşamıyor, çünkü o kararların altında kendi imzası var.

* * *

Bu imam hatip oyunu tutmadı ve artık bayatladı. Sen fakir fukara çocuklarını imam hatip okullarına göndereceksin, kendi çocuklarını kolejlerde, yurtdışında okutacaksın! Olacak şey midir?

Bakın bakalım şu Refah kesiminin üst düzey mensuplarının çocuklarına!.. Acaba kaç tanesinin çocuğu imam hatipte okuyor? Acaba hangilerinin çocuğu veya yakını imamlık yapıyor?

İmam hatip öğrencisi olan 11-12 yaşındaki yavruların sırtından din ticareti, din sömürüsü ve siyaset yapmak ayıptır, günahtır.

Dün iyi bir ders aldılar. Türk milletini hiç tanımadıkları bir kez daha ortaya çıktı. Geçmiş olsun. İnşallah bir dahaki sefere daha iyisini yaparlar!

* * *

Emin Çölaşan'ın notu: Şeriat gösterisinde dün öğleden sonra utanç verici olaylar yaşandı. Polis, şeriatçı sloganlar atıp orduya ve basına söven göstericilerle birlikte gazeteci arkadaşlarımızın üzerine saldırdı ve döverek hastanelik etti. Galiba Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde halen Refahyol iktidarı devam ediyor!

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI