Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Öteki açıdan

AHMET Türk, “Anayasa Mahkemesi’nin Demokratik Toplum Partisi’ni (DTP) kapatma kararı hukuki değil, siyasi bir karardır. Bunun çok iyi görülmesi gerekiyor” dese de, mızrak çuvala sığmıyor. Karar “siyasi” olsa, Yüksek Mahkeme’nin on bir üyesinin on biri de “Kapatma, en doğru hükümdür” der miydi?

Ahmet Türk en iyisi ya kapatma kararının gerekçesini beklesin, DTP yetkililerinin ve mensuplarının hangi eylem ve beyanlarının bu sonucu doğurduğunu inceleyip kanaatini o zaman söylesin.

Yahut da bir buçuk yıl önce “kapatılma” ihtimaliyle tir tir titreyen, o sırada “Parti kapatma Venedik kriterlerine bağlanmalı” diyerek “demokratikleşme” şampiyonluğuna soyunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP), “kapatılmaktan kurtulunca” o sözleri neden unuttuğunu irdelesin.

Ne dersiniz? Özellikle Güneydoğu Anadolu’da DTP’nin birinci parti olmasından rahatsızlık duyan AKP’nin “DTP’nin oylarına göz dikmek” gibi bir hesabı olmasın?

Öyle ya... AKP gerek Anayasa gerekse Siyasi Partiler Yasası’nı -aslında bunlara seçimlerle ilgili yasaları da ilave etmek lazım- partizanca hesaplardan uzak bir anlayışla değiştirmek için öneri getirdi de ona karşı çıkan mı oldu?

Demek ki Ahmet Türk siyaseti Anayasa Mahkemesi’nde değil, şimdi “demokratikleşme açılımı” şampiyonu geçinen AKP’nin tutumunda ararsa daha doğru bir şey yapmış olur.

Türk’e diyeceğimiz bitmedi:

Tamam, bir siyasi partinin kapatılması iyi bir şey değildir. Hatta bu yüzden demokrasinin zedelendiği yolundaki görüşler de temelde doğrudur.

Peki ama, “demokrasi”nin kendisini “meşru” önlemlerle koruma hakkı yok mudur?

 Bir partinin yönetim kadroları günde beş kere, sicilli bir teröristin gözünün içine bakar, (Ahmet Türk o kişiyi aynen Leyla Zana gibi “lider” görebilir, ama hukuken o bir “terörist”tir) ondan icazet almadıkça bir karar veremeyeceklerini ilan ederse Anayasa Mahkemesi ne yapacaktı?

Bu gerçeği görmeyecek, “Sizin ne terörle ne teröristlerle bağlantınız var” mı diyecekti?

Ahmet Türk kendilerinin bugüne kadar bütün konuşmalarda, “Silah hak arama yöntemi olmaktan çıkmalıdır. Şiddet Türkiye’nin gündeminden çıkmalıdır” dediklerini hatırlatıyor ama, 25 senedir 35 binden fazla insanın hayatına mal olan “şiddet örgütünü” eleştirmeyi bile aklından geçirmiyor.

Yurtdışındaki bağımsız mahkemelerin bile “terör örgütü” diye tescil ettiği PKK’nın “terör örgütü” olduğunu söylemeye bile yanaşmıyor.

Bu durumda Ahmet Türk, kendisinin ve partisinin samimi olduğuna inanmamızı nasıl bekleyebilir?

Kapatma” kararı üzerine görüşlerini açıklayan DTP’lilerin, “demokrasiye ve hukuka bağlı şekilde mücadelelerini sürdürme” kararlılığından söz ettiklerini okuyoruz.

İyi ederler. Ama onun için önce “şiddet”in odağından bağımsız olmaya ihtiyaçları var.

 

Not: YÖK Başkanı’nın “katsayı” konulu sözlerine ilk fırsatta değineceğim. O.E.    

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI