Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Orijinal örnek: Mehmet Altan

LİBERALLER, kendine o etiketi uygun görenler, yetmez ama evetçiler, başından beri AKP’yi kayıtsız şartsız destekleyenler dikkat dikkat, size S.O.S. alarmı veriliyor, ayağınızı denk alın, sizin gemi fena halde su alıyor.

Gemiden sizin için indirilen filika filan yok, sizi kurtarmaya gelecek yardım ekibini boşuna beklemeyin. Sizi doğrudan doğruya denize atıyorlar. Sıra sizde. İlk büyük kurban Mehmet Altan.

İktidara gelmesinden bu yana AKP’yi destekleyen, son zamanlarda eleştirilerini eksik etmeyen Mehmet Altan’ın Star Gazetesinde dün işine son veriliyor.

Kaderin cilvesine bakın ki, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in basın ve ifade özgürlüğünü genişletmeyi amaçlayan yargı paketini açıkladığı gün, Mehmet Altan ifade özgürlüğüne kurban gidiyor.

NE YAZMIŞTI

Mehmet Altan’ın son yazısı dün yayınlanmıyor. İpler kopuyor.

Altan yayınlanmayan yazısında iki düşünceyi dile getiriyor. Biri, Denktaş’ın AKP iktidarı tarafından yüceltilmesi. Beş yıl önce Annan Planını Denktaş’a karşı savunan AKP, beş yıl sonra Denktaş’la aynı çizgiye geliyor. Altan’a göre, AKP çoktan beri reformcu kimliğini kayediyor, hızla kendinden önceki iktidarlara dönüşüyor.

İkinci konu ise, Dink cinayeti. Hrant Dink AKP iktidarı döneminde işleniyor. Altan, AKP’nin bu cinayet üstünde fazla durmadığını, oysa cinayetin uzantıları bulunabileceğini savunuyor.

Bu düşünceler Star Yönetimini rahatsız ediyor. Çünkü, bu düşünceler AKP’yi rahatsız ediyor.

Star karar verecek, Mehmet Altan mı, AKP mi? Yok artık, böyle soru mu olur, elbette suyu bulandıran Mehmet Altan.

HEPSİ AYRI DRAM

AKP döneminde pek çok gazetecinin, pek çok TV yıldızının işine son veriliyor. Ulusal medyada ve yerel basında sayısız örnekleri var. Dramatik olan, onların yardımına koşacak hiç bir kurum yok.

Örneğin, daha iki hafta önce Habertürk’te Ece Temelkuran’ın işine son veriliyor. Kimseden en küçük ses çıkmıyor, çıkamıyor.

Mehmet Altan olayı ise, kendi içinde orijinal bir örnek, AKP kendi çocuklarını yemeye başlıyor.

Bir son dakika bilgisi var. Çankaya Köşkünden Altan’ı arıyorlar, üzüntü bildiriyorlar. Ne ifade eder? Düşüncelerine katılmasam bile, Mehmet Altan yarın Star’da yeniden yazacak mı?

Nedim içerde, Tuncel dışarıda

ÜÇ, beş öğrenci pankart açıyor, “parasız eğitim istiyoruz” diye bağırıyor.

Haydi, hooop, terör örgütü üyesi suçlamasıyla gençler aylardır hapiste. Yargı önüne çıkmadan iki yıldır hapis yatan, Terörle Mücadele Yasası kapsamında yaklaşık beş yüz öğrenci var. Bazılarının okulla ilişkileri kesiliyor. Onlar terör örgütü üyesi.

Ama, Hrant Dink cinayetinde örgüt filan yok. Birinin aklına geliyor, gidip Hrant’ı öldürüyor, aradaki on iki kişi suçsuz, hele de tetikçi Ogün Samast’ı cinayete azmettirmekten ağırlaştırılmış müebbet ceza alan Yasin Hayal’in ağabeyi Erhan Tuncel ak kaşık.

Erhan Tuncel iddialara göre, istihbarat elemanı. Cinayetin üstünden beş yıl geçiyor, Tuncel’in istihbarat elemanı olduğu iddialarına dönük pek çok yazı var. Şimdi Erhan Tuncel serbest. Tuncel’i kim koruyor ki, hiç ceza almadan kurtuluyor.

Mahkeme kararına karşı herkes isyan bayrağını açıyor, çünkü adalet duygusu kayboluyor. Kaybolmayı katmerlendiren olay başka.

Dink cinayeti ile ilgili harika bir araştırma kitabı yazan Nedim Şener bir yıla yakın süredir hapiste, istihbarat elemanı Erhan Tuncel serbest.

Nedim neden içeride, Tuncel neden serbest? Bu çarpıklık Türkiye’deki tabloyu yansıtmaya yetiyor.

Yeni pakete Feyzioğlu’ndan iki görüş

ADALET Bakanı Sadullah Ergin dün üçüncü yargı reformu paketini açıklıyor. Yargının hızlandırılması ve basın özgürlüğünün genişletilmesi amacıyla.

Ergin’in açıklamalarını Ankara Baro Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu’na soruyorum. Çok mantıklı ve bilimsel yanıtlar veriyor:
“Demokratik ülkelerde yargının hızlandırılması diye bir kavram yoktur, esas kavram makul sürede yargılamadır. Hızlı yargılama derseniz, bu hak ve yetki sınırlamasına girer ki, Türkiye’de bu sınırlama genellikle avukat ve sanık için olur. Makul süreyi yakalamak için gerekli koşul, açılmaması gereken davaları açmamaktan geçer”.

Yeni yargı paketinde makul sürenin adı bile geçmiyor. Feyzioğlu ikinci konuya geliyor:
“İktidar sahipleri malum, hep şunu söylüyor. Türkiye’de gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu gazeteci yok, terörist gazeteci var. Madem öyle, basın özgürlüğünü genişletmeye ihtiyaç yok.”

Feyzioğlu haklı, yargı paketinde tutuklu gazetecilerin derdine çare olacak bir madde zaten yok.

Üçüncü yargı paketi çek-senet suçlularına, evine haciz gelenlere, rüşvetçi memurlara, kaçak elektrik kullananlara hayırlı olsun.

X