Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Polisimiz, savcılarımız

Oktay EKŞİ

SON günlerde biliyorsunuz ‘‘haber bombaları’’ndan geçilmiyor. Biz gazetecilerin gıdası ‘‘haber’’ olduğu için, buna sevinmemiz lazım diye düşünebilirsiniz.

Doğru da... Bir bakıma haberin bu kadar çok olması, bir bakıma da ‘‘geliyor, açıklanıyor’’ denenlerden ses çıkmaması, kuşku uyandırıyor.

Dikkat ederseniz Başbakan Bülent Ecevit bile önce ‘‘Uğur Mumcu'nun katillerini yakalayan polisi kutladığını’’ açıkladı.

Ama sonra adımlarını geri çekti. Basına verdiği demeçlerde ‘‘Hele bir kanıtlar ortaya konsun da ondan sonra konuşalım’’ der gibi davrandı.

Velakin gerek İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a, gerek Emniyet Genel Müdürü Turan Genç'e bakarsanız, bugüne kadar duyduklarımız, işittiklerimiz, bundan sonra açıklanacakların yanında, hemen hiç mesabesinde kalacak. Çünkü her ikisi de dönüp dolaşıp ‘‘Daha geride çok bomba (bomba gibi haber) var. Sabredin göreceksiniz’’ diyor, başka da bir şey söylemiyorlar.

Bu iki üst düzey polisin palavra sıktıklarını söyleyecek değiliz. Kendi başarılarını biraz abartma hatırına da olsa, önümüzdeki günlerde kamuoyunu hayli meşgul edecek yeni haberler vermelerini bekliyoruz. Üstelik bundan çok da memnunuz. Çünkü beceriksiz bir polis örgütüne sahip olmaktan çok daha iyisi, başarısını biraz abartsa da iş yapan polistir. O nedenle bir gün önce ‘‘Yeşil kod adlı caninin sağ kolu Zakir Selvi yakalandı’’ diye ortalığı velveleye veren polisin ertesi gün, ‘‘Yakaladığımız adam yıllardır Yeşil'le yüz yüze gelmemiş, konuşmamış’’ demeye mecbur kalmasını bile, o yüzden sineye çekmeye hazırız.

İşin polisle ilgili görüntüsü böyle...

Bir de savcılarla ilgili yanı var:

Dünkü gazetelerde ilginç bir fotoğraf yayınlandı:

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı Cevdet Volkan ile DGM Savcısı Hamza Keleş, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile bir saat süreyle görüşmüşler. Çıkarken de gazetecilere ‘‘Ziyaretimiz nezaket ziyareti çerçevesindeydi’’ demişler.

Bir defa hiçbir ‘‘nezaket ziyareti’’ bir saat sürmez. Sürerse nezaket değil nezaketsizlik söz konusu olur. O nedenle bunun ardında başka bir şey olmak gerekir.

Bu ‘‘başka bir şey’’ eğer açıklandığı gibi ‘‘Sayın Hüsamettin Özkan'ı bilgilendirme’’ ise, o daha az kötü değil. Çünkü bir -veya iki- savcının ‘‘gizli’’ bir soruşturma hakkında (başka ne konuda bilgilendirecekler?) bir bakana bilgi vermesi bizim hukuk düzenimizin hiçbir yeri ile bağdaşmaz. O nedenle bu ziyarette ne konuşulduysa kamuoyuna açıklanması gerekir.

Samimi söyleyelim:

Biz Sayın Volkan ve Sayın Keleş'ten zerre kadar kuşku duymuyoruz. Görevlerinin hakkını verirler. Ama doyurucu bir açıklama yapılmadıkça, soru işaretinin kenarda bekleyeceğini de bilmeleri doğru olur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI