Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nerede kaldı saydamlık?

SIRÇA köşkte oturanların başkasına taş atmaması gerektiğini Maliye Bakanı Kemal Unakıtan eğer bu defa da öğrenmezse bir daha sanırız hiç öğrenemez.

Gerçi "Maliye Bakanları bırakın parti liderlerinin hesabını, sade vatandaşın bile hesabını açıklamaz.

Bu mümkün değildir. Hesaplar sır mahiyetindedir" diyor ama, bu sözlerinin, barajdaki çatlağı onarmaya yeteceğini sanmıyoruz.

Biliyorsunuz Unakıtan’ın birkaç gün önce CHP’nin bankada 150 milyon YTL (150 trilyon lira), Genel Başkan Deniz Baykal’ın da "muazzam" parası olduğundan söz ettiği Yeni Şafak Gazetesi’nde bildirilmiş ancak Bakan bu haberi yalanlamıştı.

Bu haber doğru olsa da olmasa da Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) unutturmaya çalıştığı bir iddiasını güncelleştirdi. O nedenle yararlı oldu:

AKP doğruluktan, dürüstlükten yana idi değil mi?

Nitekim Başbakan "Yolsuzluklara damardan girdiklerini" söylüyor, Maliye Bakanı Unakıtan da "Son zamanlarda hükümet olarak hortumcuların, soyguncuların üzerine gitmemizden rahatsız olanlar çocuklarımıza bir bedel ödetmek istiyorlar" diyordu. (23 Ağustos 2003 Cumhuriyet)

Şimdi Maliye Bakanı’na atfedilen sözler, "sırdır söyleyemem" bahanesinin geçersiz olduğunu gösteriyor. Çünkü Bakan "Maliye Bakanları bırakın parti liderlerinin hesabını, sade vatandaşın bile hesabını açıklamaz. Bu mümkün değildir. Hesaplar sır mahiyetindedir" şeklindeki sözleriyle "Bu bilgileri ben edinebilirim ama açıklayamam" demiş oluyor.

Oysa yasa, bir vergi yükümlüsü hakkında resmen "inceleme" başlatmadıkça -bakanın değil, görevli Maliye bürokratının- o bilgilere ulaşmasını dahi yasaklıyor. O nedenle Bakan söz konusu haberi yalanlarken aslında kendisini ele veriyor.

Kaldı ki... Madem AKP yolsuzluklara damardan girmiştir, madem Unakıtan hortumcularla, soyguncularla müthiş bir kavga vermektedir, o zaman bu mücadeleye hepimizi ortak etmesi gerekir. O da hem devlet yönetiminin hem de kamu hizmeti veren kişilerin mal varlığının saydam olmasıyla mümkündür. Bunun sonucu hem ödenen vergilerin açık olması (nitekim ödenen vergi işyerlerindeki tabelalarda ilan edilmiyor mu?) hem de başta Sayın Bakan olmak üzere özellikle iktidar sahiplerinin mal varlıklarının -eşlerinin, çocuklarının mal varlığı dahil- kamuoyuna açıklanmasıdır. Nitekim CHP; DYP ve ANAP Genel Başkanları tereddüt etmeden neleri var neleri yok açıkladılar. Ama AKP dünyasından tıs çıkmadı.

Neden acaba?

Hadi dokunulmazlık deyince, açıkça söylemeden "yargıya güvenemiyoruz da o yüzden" mesajını veriyorsunuz. Peki mal varlığınızı açıklamanın yargıyı ilgilendiren bir tarafı mı var?

Dürüst olan (abdestinden şüphesi olmayan) kişinin mal varlığını ve kaynağını açıklamaktan korkmasının bir izahı var mı?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI