"Tolga Tanış" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tolga Tanış" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tolga Tanış

Neo-Con’lardan Neo-Osmanlılara

Neo-Con’lar Irak Savaşı’nda ABD’ye ne yaptıysa Neo-Osmanlılar da Suriye’de Türkiye’ye aynısını yapıyor. İki düşman görüşün nasıl benzeştiği...

Hatırlıyor musunuz?.. Eric Edelman’ın Çuval Krizi’nden sonra Türkiye’yi sıkıştırması için Ankara’ya büyükelçi yollandığında olanları. Randevu krizleri, atışmalar… İşte o dönemden beri AKP ve Edelman’ın da yakın olduğu Amerikan neo-con’larının (neo-muhafazakâr) arası hiçbir zaman iyi olmadı. Hatta yakın zamana kadar Washington’daki Türk Büyükelçiliği’nde görevlilerin bir neo-con’la görüşmesi bile istenmiyordu. Ama işte bugün… Nereden nereye…

Irak Savaşı’nın mimarlarından, şimdi Hudson Enstitüsü’nde çalışan en ünlü neo-con’lardan eski Savunma Bakanı Yardımcısı Doug Feith ile konuşuyoruz. Obama’nın Suriye’de hızlı ve kısa saldırı taktiğini yerden yere vuruyor. “Endişem, eğer Başkan Obama Esad Hükümeti’ni indirmek üzere tasarlanmış değil, ufak bir harekât yaparsa Esad ayakta kalır ve ‘Görüyor musunuz’ der, ‘Ne kadar güçlüyüm.’ Türkiye’deki neo-Osmanlılar ne diyor? Aynısını.
“Obama nerede hata yaptı?” dedim Feith’e. “Yönetim, amacının Esad Rejimi’ni indirmek olduğunu söyledi. Ve bunu açıkça başaramadı. Benim fikrimin ne olduğunun önemi yok. Bu yönetimin kendi belirlediği bir amaçtı” dedi. Bugün Amerika’yı Suriye konusunda eleştiren neo-Osmanlılar ne diyor: “Madem inmeli dedin, indir.”

“O zaman Obama Yönetimi’nin genel stratejisi ne olmalı?” dedim. Feith şöyle dedi: “Buradaki stratejik önem, İran’ın Ortadoğu’daki en yakın dostunun İran olması. Eğer Esad bunu atlatırsa, İran’ın Ortadoğu’daki pozisyonu güçlenir.” Suudileri bir kenara koyun. İran’la bugün perde arkasında en fazla çekişen kim? Bir yandan Suriye’de… Bir yandan Bağdat’ta. Bir yandan şimdi Lübnan’da. Neo-Osmanlılar değil mi?

“Esad devrildi diyelim, radikaller sizi endişelendirmiyor mu?” dedim Feith’e. “Bizim ve dostlarımızın bu ihtilafta İran’ın kazanmamasında büyük menfaati var. Esad’ın yerine kötü insanların geçme tehlikesi olsa bile” dedi. “Peki ya El Kaide” dedim. “El Kaide’nin yönetimi ele alacağı net değil. Bu sadece bir ihtimal. Esad ve İran’ın kazanmasıysa kesinlikle büyük bir problem olacaktır” dedi. En büyük düşmanımın düşmanı El Kaide bile olsa göz yumarım. Neo-Osmanlılar da Suriye’de bugün aynısını yapmıyor mu?
“O zaman yönetim en büyük hatayı nerede yaptı?” dedim Feith’e. “Yönetim gerçeklikten kopmuş gözüküyor. Sanki Esad, iktidarını isteyerek bırakacakmış gibi müzakere edilmiş bir çözümden bahsedip duruyorlar. Bu gerçekçi değil. Ve yönetim asla gerçekçi olmayan bir öneriyle gayriciddi gözüküyor” dedi. Washington’ın toplamaya çalıştığı yeni Cenevre Konferansı için neo-Osmanlılar da aynısını söylemedi mi?

“Sorun ne sizce?” dedim. “Bu adamlar son derece zeki insanlar, bunları görmüyor mu?” Aynen şöyle dedi: “Etrafımızda entelektüel açıdan etkileyici bir sürü insan var. Ama bu insanlarda bir ulusal güvenlik krizi sırasında olmasını istediğiniz muhakeme yoktur. Kendilerinden farklı kişilerle nasıl baş edeceklerini bilmezler. Esad da bir liberal değil” dedi. Neo-Osmanlılar da aynı noktada değil mi: “Esad’ın anladığı dilden konuşacağız!”

“Son olarak, Irak Savaşı’ndan sonra aldığınız eleştirileri düşününce bugün ne hissediyorsunuz?” dedim. “Size haklıymışsınız diyenler çıkıyor mu?” Tarih devam eden bir süreçtir. Ama insanlar şimdi Esad’ın nasıl davrandığına bakarsa, Bush yönetiminin Saddam Hüseyin konusunda neden endişe ettiğini daha kolay anlar” dedi.

Obama yönetiminin Suriye işini kötü ele aldığı doğru. Irak Savaşı’ndan sonra yaşananlar, bir milyon insanın ölümünü düşününce, Suriye’deki politikanın alternatifi Irak’taki gibi bir savaş elbette değil. Ama Feith’in getirdiği eleştirilerin bazıları da haklı.
Ancak hepsinden öte… Yani tüm bu Obama eleştirilerinin dışında… Ne kadar haklı olursa olsun, Feith Amerikan siyasetinde bir mirası temsil ediyor. Ve Washington’da Irak Savaşı ile ülkeyi ekonomik krize sürekleyen ekibin beyinlerinden biri olarak tanınıyor. İşte bu açıdan ben neo-con’lar ve neo-Osmanlıların dış politikada trajik bir biçimde aynı noktaya gelmelerinin yanı sıra bir kader birliği de yapacaklarını düşünüyorum. Çünkü bir neo-con Washington’da her seferinde nasıl Irak serüveniyle hatırlanıyorsa… Her neo-Osmanlı’nın da, ister akademiye dönsün ister lalettayin bir think tank’te ucuz fikirlerini saçsın, boynunda Suriye yaftasıyla dolaşacağına inanıyorum. “Görüyor musun, işte ülkenin başına Suriye’yi bela edenlerden biri de bu“ diye...

X