Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nafile unutturma turları

Dört kişi hayatını kaybediyor. On bir kişi gözünü yitiriyor.

Sekiz bin otuz sekiz kişi yaralanıyor. Beş bin kişi gözaltına alınıyor. Binlerce insan polisin orantısız gücüyle karşılaşıyor. Yüzlerce insanın evine baskın düzenleniyor. Twitter’da kim, ne yazmış, kovalamaca başlıyor.
Nepal’den Kongo’ya, Peru’dan Avustralya’ya kadar, Amerika ve Avrupa’nın tamamı demokrasiye bütünüyle aykırı bu uygulamaları en yüksek düzeyde, diplomatik ve diplomasi dışı açıklamalarla kınıyor.

35. MADDE

Tam böyle bir zamanda AKP Türk Silahlı Kuvvetleri’nin İç Hizmet Yasası’ndaki 35. maddenin değiştirilmesi için yasa önerisi veriyor. O madde halen, “TSK’nın vazifesi Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak” olarak geçiyor. Askeri darbelere zemin hazırlayan madde olarak biliniyor.
Maddeden şimdi “Cumhuriyet’i korumak ve kollamak” deyimi çıkıyor, “Türk vatanını tehlikelere karşı korumak” deyimi giriyor.
AKP’nin demokrasi karnesinin kaba özeti yukarıda. 35. madde hangi demokrasi adımı? Sadece gündem değiştirme çabası. Geçiniz.

BİTMEYEN ŞARKI

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda AKP’li üye Mehmet Ali Şahin bir süre önce “Grup adına söylüyorum, görüşmeler olgunlaşırsa, biz başkanlığı geri çekeriz” diyor.
Aynı komisyonun diğer AKP’li üyesi Mustafa Şentop yandaşlığa yeni terfi eden gazetede dün “Başkanlığı geri çekmiyoruz, revize de etmiyoruz, eylül sonunda Meclis’e getirebiliriz” diyor.
CHP’li komisyon üyesi Atilla Kart dün komisyonda “Siyaset etiği açısından bu ibret verici tavra dikkat çekiyorum” diyor. Komisyonda pek çok önemli maddede uzlaşma sağlanıyor. Ama, görünen o ki, AKP Gezi şokunu atlatmak amacıyla yeni adımlar peşinde. Biri 35. madde kurnazlığı ile “Yetmez ama evet” takımını yine uyutmak, diğeri “başkanlık sevdasına” yeniden dönüş hazırlığı.
35. madde üzerinden demokrasi tamtamlarını duymaya hazır olun. Araya “Başkanlık şarkıları” sıkışırsa, şaşırmayın. İktidarın nafile unutturma turları. Gezi’den ders almadığının vesikalık fotoğrafı.

Gül’ün trafiği arttı

1- Hükümet kararlarını onaylayan imzalarına rağmen,
2- Verdiği demeçlerin birbiriyle çelişmesine rağmen,
3- Açıklamalarının hükümet tarafından zaman zaman dikkate alınmamasına, örneğin “Cadı avı olacağını sanmıyorum” sözüne rağmen, hâlâ devam eden cadı avına sessiz kalmasına rağmen,
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya’da ziyaretçi trafiği artmış bulunuyor.
Kamuoyu zaman zaman Gül’ün açıklamalarıyla rahat nefes alıyor, zaman zaman beklediğini bulamıyor, zaman zaman onca lafa rağmen, sözlerinde içerik arıyor. Yine de, Gezi eylemleri ile birlikte AKP dünyasında prestiji en çok artan politikacı Abdullah Gül. Değişik çevrelerden gelen destek dikkat çekici.
Artan prestiji birilerini huzursuz edebilir. O bir yana, Gül’ü ziyaret edenlerin ortak dileği var: “Siz siyasette mutlaka kalmalısınız”.
Nasıl kalacak, kalma biçimi ne olacak, birkaç ay içinde netleşir.

Londra ayaklanması ve Gezi

ŞAŞKINLIK diz boyu. “Mesaj alınmıştır” deniyor ama, hâlâ ilgisiz karşılaştırmalara gidiyor AKP.
Örneğin, Gezi eylemlerini iki yıl önce Londra’daki ayaklanma ile karşılaştırıyor. İki yıl önce Londra’da iki siyahi İngiliz yurttaşının öldürülmesini protesto için insanlar sokaklara dökülüyor, hükümet bunu “rejimi değiştirme isteği” olarak niteliyor ve iki bin beş yüz kişi tutuklanıyor.
Gezi’de demokratik rejimi değiştirme isteği filan yok, hâlâ anlamıyorlar, burada tam tersi-ne bireysel özgürlüklerine sahip çıkarak, demokratik rejimi işletmek isteği var.
Ama, bakış hâlâ çarpık. Çarpıklık “cadı avıyla” pekişiyor.

X