Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mutlu toplum!

<B>AKŞAM </B>saat <B>17.00’</B>den sonra bazı kanallarda yayınlanan programlar var. Bilmem izliyor musunuz. Sunucu hanımların karşısına birileri oturuyor. Onların dertleri, sorunları var.

Anlatıyorlar. Yakınları, suçladıkları kişiler bazen telefonla bağlanıyor. Genelde yüz yüze gelmiyorlar.

Kavga başlıyor. Aralarında tartışıyorlar. Hepsi de stüdyolardan canlı yayın olduğu için bazen ekrandan küfürler, bela okuma feryatları, karşılıklı suçlamalar ve hakaretler yükseliyor.

Stüdyoda sunucu hanım ve teknik ekip dışında ayrıca seyirciler var.

Dertlerine ekranda çözüm arayanların tümü kırsal kesimde, ya da büyük kentlerin varoşlarında ve gecekondularında yaşayan insanlar. Ekrana çıkıyorlar, dertlerini, sorunlarını, birileriyle doğrudan yaşamış oldukları acı olayları, başlarına gelenleri, yedikleri kazıkları, özel yaşamda uğradıkları haksızlıkları anlatıyorlar.

Aldatılan eşler, evden kaçan eşler ve çocuklar, sevgilisinden kazık yiyenler, tecavüze uğrayan genç kızlar, kocasından dayak yiyenler, karısını dövenler, alkolikler, işsizlik belası, kumarbazlar, kumalar, boşanmalar, koca tarafının baskıları, sahipsiz kalan küçük çocuklar...

Pek çoğu cahillikten ve işsizlikten kaynaklanan böyle bir sürü acı olay.

Bazısı yalan söylüyor, abartıyor. Zannediyor ki içini ekranda döktüğünde sorunu çözülecek!

Bazısı ruhsal yönden normal değil. Ama hepsi toplumun fakir fukara kesiminden gelen insanlar. Ekranda verdikleri kavgayı, suçlamalarını, yaşam öykülerini, başlarına gelenleri bir görseniz!

Örneğin, kocasını şikáyet eden bir kadın. Kocası telefona bağlanıyor... Ve anında kavga patlıyor. İki taraf birbirini yalancılıkla suçluyor, hakaretler devreye giriyor.

Çoğuna acıyorsunuz.

O zavallı insanların karşısında jüri gibi konuşlanmış seyirciler. Belli ki onlar da genelde kırsal kesimden gelmişler; ama bir kuşak kentte yaşamışlar. Emekliler, gençler, yaşlılar, hanımlar ve beyler... Belli ki hiçbirinin işi yok. O saatte stüdyoda olup kameralar karşısında boy gösteriyorlar.

‘Jüri’ sorular soruyor. Bazen derdini anlatanla jüriyi oluşturan hanımlar ve beyler kapışıyor.

* * *

Bence bu programlar çok önemli. Türk toplumunun, Türk insanının yapısını gösteriyor. Adına ‘imam nikáhı’ denilen olayın bütün acı yönlerini gözler önüne seriyor.

Bazı sunucular bu gerçeğin farkında olmadığı için sunumlarında imam nikáhlıları ‘evli’ olarak kabul ediyor!

Anadolu’da aile boyutunda neler olduğunu, kimlerin kimlere nasıl kazık attığını, pek çok evlilik olayının temelinde nelerin yattığını, o zavallı insanların en yakınları tarafından bile nasıl aldatıldığını, ne durumlara düşürüldüğünü, ya da nasıl yalan söylediğini bire bir görüyorsunuz.

Ama sonuçta ‘Türk toplumu işte bu’ diyorsunuz.

Biz bu insanlarla, bu toplum yapısıyla AB’ye girmeye kalkışıyoruz!
Hatta içimizde bazıları Türkiye’nin modern, çağdaş ve kalkınmış bir ülke olduğunu iddia edebiliyor!

Dikkat ediyorum, bu programlara katılanların hiçbiri varlıklı, okumuş, belli bir eğitim görmüş kesimden değil... Ve toplumun çoğunluğunu onlar oluşturuyor.

Varlıklı, okumuş, belli bir eğitim düzeyine ulaşmış kesimde de nice pislik olaylar, hatta daha beterleri oluyor; ama onlar kendi aralarında kalıyor. Ekranlara hiçbir zaman yansımıyor.

Fakir fukara, cahil, okumamış, kırsalda ve varoşlarda yaşayan kesim ise tam tersi. Onlar hem çoğunluk, hem çaresiz.

Onlar dertlerine ekranlarda çözüm arıyor...
(Ve Devlet İstatistik Enstitüsü anket yapıyor, hepimizle alay edercesine Türk toplumunun büyük bölümünün ‘mutlu’ olduğunu iddia edebiliyor!) Yerseniz!

Sözünü ettiğim programlar üç ayrı kanalda birden saat 17.00-19.00 arasında yayınlanıyor.

Ben fırsat buldukça izliyorum ve çok şey öğreniyorum. Size de aynı şeyi öneririm.

Türkiye’yi ve Türk insanını, bizim toplum yapımızı ve acınacak durumumuzu (bilmeden bile olsa) en iyi ve en gerçekçi boyutlarıyla tanıtan programlar onlar.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI