Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Muhasebe ve vergi

<B>ENFLASYON</B> muhasebesinin gerek finansal raporlamada, gerekse vergi matrahının tesbitinde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte ortaya bazı sorunlar çıkmış bulunuyor.

Bunlardan bir tanesine geçen hafta değinmiştim. Şirket bilançoları ‘stok’ hesaplarıdır. Diğer bir değişle, kümülatif tablolardır. Bu sebeple, enflasyon düzeltmesi yapılırken, şirketin ilk kuruluş tarihine kadar geri giden bir düzeltme yapılmak mecburiyeti vardır. Kullanılan yöntem gereği, hazırlanacak ilk düzeltilmiş bilançoda ‘geçmiş yıllar zararı’ adı altında kocaman bir rakam çıkmaktadır. Böyle bir rakam ‘kaçan fırsatları’ ifade edebilir. Bu kabil bir hesaplama ‘yönetim muhasebesi’ için gereklidir. Ama finansal raporlama bakımından yanıltıcıdır. Bulunan rakam, kesinlikle o şirketin hayatı boyunca böyle bir zarar akümüle ettiği anlamına gelmez. Açıklayayım: Eğer enflasyon düzeltmesi yapılırken, şirketin geçmişte, gerçekten beyan ettiği kadar kár etmediği ortaya çıkmışsa, bunun anlamı beyan etmiş olduğu kárın kısmen veya tamamen fiktif olduğudur. Öyleyse, şirketin geçmişte ayırdığı yedek akçeler veya o kabil yedeklerin sermayeye kalbi dolayısıyla oluşturduğu ödenmiş sermaye rakkamı da kısmen ‘fiktif’ tir. Fiktif, yani olmayan bir sermayenin enflasyona karşı korunması da mümkün değildir. Dolayısıyla, geçmiş yıllardaki her sermaye artışını gerçek kabul edip, ortaya çıkan yeni sermaye (veya yedek akçe rakamları) üzerinden enflasyon kaybı (zararı) hesap edilmesi yanlıştır. Ortada böyle bir ‘geçmiş yıllar zararı’ yoktur. Bu zararlar ileri yılların kárına mahsup edilemez. Mevcut sermaye ile netleştirilir. Böylesi fiktif bir zarar rakamına dayanarak, kárlı şirketlerin temettü dağıtmasına engel olmak da hem yanlış hem de sakıncalıdır.

* * *

Gelelim bir ikinci meseleye. Öğrendiğime göre, enflasyon muhasebesine göre vergi matrahı hesap etme yöntemine, enflasyon muhasebesiyle ilgili olmayan bir ‘yeniden değerleme’ usulü sıkışmış. Araya sıkıştırılan değerleme usulü, şirketlerin özellikle Holdinglerin aktiflerinde yer alan ve Borsa’da işlem gören hisse senetlerinin (yani iştiraklerinin) borsa rayici ile değerlendirilmesidir. Enflasyon muhasebesi, günahıyla ve sevabıyla sadece enflasyonun yarattığı ölçme çarpıklıklarını gidemek için tasarlanmıştır. Enflasyon muhasebesi bir ‘yeniden değerleme’ değil, tarihi maliyetleri ‘düzeltme’ yöntemidir. Enflasyon muhasebesi düzeltmelerinde, menkul ve gayrimenkul sabit aktiflerin düzeltilmiş rakamı bulunurken sadece enflasyon endeksi kullanılır. Enflasyon muhasebsinde piyasa fiyatının yeri yoktur. Zaten enflasyon düzeltmesi sonucunda ortaya çıkacak rakamın, o varlıkların‘piyasa değeri’ni aksetireceği gibi bir iddia yoktur. Bulunan rakam, piyasa değerinden az veya çok olabilir. Dolayısıyla piyasa rayici kullanarak bulunacak rakamla, enflasyona göre düzeltilmiş tarihi rakam arasındaki farka enflasyon kárı veya zararı denemez. Nasıl enflasyon düzeltmesine gerek olmayan ortamlarda, menkul ve gayrimenkul varlıkların, durduğu yerde (yani satılmadan) matraha ilave edilecek veya düşülecek bir kár veya zarar yaratması mümkün değilse, enflasyon düzeltmesi yapılırken de durduk yerde ortaya bir böyle bir kár/zarar çıkarmanın muhasebe disiplini ile bir ilgisi olamaz. Neyseki, bu araya sıkıştırılmış bu usulün yapılacak bir yasa değişikliği ile kaldırılması bekleniyor.

Son Söz: Yanlış hesapla, doğru vergi alınamaz.
X